Yaşlılığın ve İskenderiye'nin şairi: Konstantinos Kavafis - Mesele 121

İyi ki doğdun...

Çağdaş Yunan şiirinin en önemli ismi Konstantinos Kavafis, 29 Nisan 1863’te İskenderiye’de doğdu, birkaç kez ayrılsa da hep doğduğu şehre döndü. O şehirde; doğduğu gün öldü.

1850 yılında Mısır’a göç eden İstanbul Yeniköylü tüccar Pedros Kavafis ile Fenerli Harikleya Fotiyadi’nin dokuzuncu çocuğu olarak 1863 yılının 29 Nisan’ında dünyaya gelen Konstantinos Kavafis, 1870 yılında babasını kaybetti. Ailenin geçimini sağlayan şirketin yönetimi tecrübesiz ağabeylerine kalmıştı. İki yıl sonra önce Londra, ardından Liverpool’a taşındıklarında her şeyin daha iyi olacağını umuyorlardı. Kavafis burada Shakespeare ve Gibbon’un eserlerini çözümleyerek öğrenimine devam etti. Ancak 1876 yılındaki krizden etkilenen şirket iflas edince 1880 yılında İskenderiye’ye geri döndüler. Üstelik bu kez konakta değil bir apartman dairesinde yaşamak zorundaydılar.

1882 yılında İngilizler İskenderiye’yi işgal edince Kira Harikleya çocuklarını da alarak baba ocağına, İstanbul’a geri döndü. Aile için talihsizlik olsa da, Konstantinos için İstanbul ufkunu genişleteceği engin bir deniz gibiydi. Özellikle dedesi Yorgo Fotiyadi edebi gelişimi konusunda ona çok destek verdi. Yunan klasiklerini ve Bizans tarihçilerini inceleme fırsatı buldu. Daha sonra şiirlerinde hissedilecek olan Fener Rumcası’nı geliştirdi.

1885 yılında sigortadan aldıkları bir miktar para sayesinde annesi ile birlikte İskenderiye’ye döndü ve Su İşleri Bakanlığı'nda memur olarak çalışmaya başladı. İlk şiirleri 1903'te Yunanistan'da yayımlandı. Bir yıl sonra 14 şiirden oluşan ilk kitabını yayınladı. 1907'de Nea Zoi (Yeni Hayat) adlı edebiyat dergisinin çevresinde toplanan genç sanatçılarla ilişki kurdu. 1910'da birinci kitabını 12 şiir ekleyerek yeniden yayımladı. Bu hayatında yayımlanan tek kitabı olarak kaldı. Ölümüne dek şiirlerini dergilerde yayımlamayı sürdürdü, isteyenlere dosya kağıtlarına bastırdığı şiirlerini verirdi.

1922 yılına kadar katipliği sürdürdü, bir süre de İskenderiye Borsası'nda simsarlık yaptı. Anılarında Kavafis’i, “Kurnaz, sevimli, pinti, huysuz, bencil” olarak tanımlayan iş arkadaşı İbrahim el Kayar, çok iyi İngilizce bildiği için kendini gösterip bölüm şefi olan Kavafis’in titizliğini şu sözlerle anlatıyordu: “Yazıların düzeltilmesi işinde çok titiz davranırdı. Noktalama konusunda işi ukalâlığa vardıracak kadar dikkatliydi. Bir virgülün eksik olduğunu söyleyerek insanları çıldırtırdı; ama mesai bitiminde arkasından atlı kovalıyormuş gibi bürodan kaçarcasına çıkardı.”

Son yıllarında gırtlak kanserine yakalandı. 1933 yılında; tam doğduğu günde hayata veda etti. Ölümünün ardından 154 şiiri önce 1935’te İskenderiye’de daha sonra 1948 yılında Atina’da yayımlandı. En önemli şiirlerini 40’ından sonra yayımladığı için kendisini "yaşlılığın şairi" olarak nitelendirirdi. Şiirlerinde mekân olarak kullandığı doğduğu şehir İskenderiye, hem kendi hayatında hem de yazdığı şiirlerinde önemli rol oynadı. Şehrin kozmopolit yapısı şiirlerinde çok sesliliğe ve çok renkliliğe olanak sağladı, Yunan kültür ve değerlerini de önemli ölçüde vurguladı.

Şehir

“Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim,” dedin,
“bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede.”
Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.

(Çeviri: Cevat Çapan)

> Çev. Ari Çokona 
> İstos Yayıncılık 408 s.
Satın almak için