Uzmanın ifadesi, kapitalizmin çürümüşlüğünü göz önüne serdi - Mesele 121

Türkiye

Sakarya'da 7 işçinin ölümü ile sonuçlanan havai fişek fabrikasındaki patlama sonrası tutuklanan iş güvenliği uzmanının ifadesi, sistemin nasıl "çalışmadığını" bir kez daha gözler önüne serdi. Uzman ifadesinde aksaklıkları tutanağa yazmasına izin verilmediğini belirterek "Benim çalıştığım işletme de özel işletme ve bu şirketle çalışmaya devam ediyordu" dedi.

Sakarya'nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasındaki patlama sonrası tutuklanan iş güvenliği uzmanı, 7 kişinin ölümüne 126 kişinin de yaralanmasına sebep olan ihmalleri anlattı.

Sözcü'den Erhan Kaytanbay'ın haberine göre, haftada 3 gün fabrikaya giderek şirketin çalışma birimlerini denetlediğini aktaran uzman., olayın olduğu gün Sakarya’da olduğunu, olaydan sonra ise o bölgenin güvenli olmadığını bildiği için fabrikaya gitmediğini söyledi.

Fabrikada 3 tane patlama çukurunun bulunduğu yerin, çalışanlar tarafından 'Çin mahallesi' olarak adlandırıldığını anlatan Aslı B., “Çin mahallesi denilmesinin nedeni Çin'den getirilen malzemelerin bulunması ve işlenip üretime verilmesidir” şeklinde konuştu.

İfadesinde bu bölümde ve diğer bölümlerde aksaklıklar gördüğünü anlatan iş güvenliği uzmanı, en önemli eksikliğin "üretim alanında işçilerin yanlarına yönetmelik kapsamında bulunması gerekenden fazla malzeme almasıdır" dedi.

'İşçilere baskı yapıyordu'

Bu konuda işçilere ve sorumlulara genel uyarılarda bulunduğunu ancak herhangi bir tespit tutanağı tutmadığını belirten iş güvenliği uzmanı, işçilerin daha fazla üretim yapmaları için fabrika müdürü ile ustabaşının baskı yaptığını iddia etti.

İş güvenliği uzmanı şunları söyledi; “Ustabaşı normalde işini düzgün yapan biriydi ancak o da fabrika müdürürür talimatı doğrultusunda işçilere baskı yapıyordu. Bu konuda müdürü uyardığımda bana ‘Biz bu işi yıllardır yapıyoruz. Sen ne biliyorsun. Haftada iki gün geliyorsun, hiçbir şey olmaz' diyordu.”

İş güvenliği uzmanı her işçinin ürettiği malzemenin yanına isminin yazılarak bu şekilde hangi işçinin ne kadar çalıştığının kontrol edildiğini anlatarak, “Bu kontrol kapsamında da işçiler endişe taşıdığı için iş yetiştirme çabası içine giriyordu. Tedbirleri unutarak daha fazla malzeme üretmeye çalışıyorlardı” ifadelerini kullandı.

Bu konuda işçileri her uyardığında, ‘Biz ne yapalım, bizden sayı istiyorlar, biz sayıyı yetiştirmek zorundayız' dediklerini iddia eden uzman, her işçinin mevzuat gereği yanına alması gereken malzeme miktarının en fazla 1 kg olduğunu ancak yanlarında bundan daha fazla miktarda patlayıcı bulundurduklarını söyledi.

Patlamada hayatını kaybeden işçilerden Havva Çelik'in çalıştığı laboratuvarda günlük 40-50 tabak üretilmesi gerekirken 3 katına çıkılarak 120-150 tabak üretildiğini anlatan uzman, “İşçiler bu talimatı iş yeri sahibi Yaşar Coşkun'un emirleri üzerine fabrika müdüründen alıyordu” dedi.

'Benim gücüm de bir yere kadardı'

İş güvenliği uzmanı bu konuda neden tutanak tutmadığını ise şöyle savundu: "Bu yapmış olduğum incelemeler sonucunda her şeyi İSG kurul toplantı tutanaklarına yazmama izin verilmiyordu. Çünkü benim çalıştığım işletme de özel işletme ve bu şirketle çalışmaya devam ediyordu. Benim gücüm de bir yere kadardı. Bu işletmeyi inceleme ve denetlemeye geldiğimde hem fabrika müdürü hem de diğerleri üzerinde yaptırım gücüm yoktu."

İş güvenliği uzmanı ifadesinde fabrikadaki ihmalleri şöyle sıraladı:

  • 6-7 ay önce torpil makinesi üzerinde yangın çıktı. Elleri yananlar oldu ancak olay SGK veya adliyeye bildirilmedi.
  • Normalde aynı alanda ve aynı oda içerisinde bulunmamaması gereken ilaç ve kimyasal maddeler aynı oda içerisine koyulabiliyordu.
  • Koronavirüsten dolayı düğünler olmaması nedeniyle depolarda fazla mal birikmesine neden oldu.
  • Ana barut deposunun (yeşil renkli depo) depo olduğunu dahi bilmiyordum. Kimse bana buranın depo olduğunu söylemedi.
  • İşçiler kişisel koruyucu donanım kullanmıyorlardı. Hiçbir şekilde özel ayakkabı antistatik kıyafet ve diğer başlıca donanım üzerlerinde görmedim. Torpil bölümünde terlikle çalışan işçiler görüyordum.

İş yerindeki aksaklık ve eksiklerin giderilmemesinden dolayı 22 Mayıs'ta istifa ettiğini ancak ihbar süresinin dolması için 1 Temmuz'a kadar çalışmaya devam ettiğini anlatan iş güvenliği uzmanı “İşçilerden bana sürekli olarak şikâyet gelmekteydi. İşçiler bana ‘burası patlayacak, başımıza bir şey gelecek. Bir şeyler yapın' diyordu. Benim ise işletmede sözüm geçmiyordu” diye konuştu.

Patlamayla ilgili olarak fabrikanın 3 ortağından MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı Yaşar Coşkun çıkarıldığı mahkeme tutuklandı. Babası Ali Rıza Ergenç Coşkun ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan fabrika müdürü,iki ustabaşı fabrikanın sözleşmeli iş sağlığı ve güvenliği uzmanı çıkarıldıkları mahkemece Pazartesi gecesi tutuklanmıştı.

Çok Okunanlar