Türkiye'de Cinsiyet Kültürleri: Dicle Koğacıoğlu Kitabı - Mesele 121

Denize İnen Balta

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) tarafından 10 yıldır akademisyen ve aktivist Dicle Koğacıoğlu anısına düzenlenen makale ödülüne katılan makalelerden seçilenler kitaplaştırıldı. İletişim Yayınları'ndan çıkan “Türkiye'de Cinsiyet Kültürleri: Dicle Koğacıoğlu Kitabı”nın editörlüğünü Ayşecan Terzioğlu ve Cenk Özbay üstlendi.

Koğacıoğlu'nun çalışmalarında ön plana çıkan hukuk sosyolojisi, cinsiyet çalışmaları, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi kavramların altını çiziyor. Kentler ve mekânlar; diller ve öznellikler; erkeklikler ve cinsellikler olmak üzere üç bölüme ayrılan kitap, şehir dışında yer alan toplu konutlarda bir kadın olarak tek başına yaşamak,Kürt kadınlarının sözlü şiir ve ağlama pratikleri, Karadeniz'de bir kız kaçırma “geleneği” olan çekme anlatıları, eşcinsel ve biseksüelerkeklerin mekânsal sosyalleşmesi gibi konuları inceliyor, Koğacıoğlu'nun izinden giderek sosyal bilim çalışmalarına yeni birsoluk getiriyor, bu çalışmalara zenginlik katmayı hedefliyor.

Kitabın tanıtımı amacıyla 5 Ekim 2019’da Karaköy Minerva Palas’ta düzenlenen etkinlikte açılış konuşmasını SU Gender adına Hülya Adak, kitapla ilgili tanıtımı ve kolaylaştırıcılığı da kitap editörlerinden Ayşecan Terzioğlu yürüttü. Ödüle katkıda bulunanların bir araya geldiği etkinlikte yazarlar kendi makalelerini ve Dicle Kocaoğlu ile kesişen hikayelerini paylaştılar. Etkinlikte; Leyla Bektaş Ata, Pınar Karababa, Mehtap Tosun, Pınar Ensari, Özlem Ezer, Fethiye Beşir ve Adalet Budak söz aldı.

“Bir Güvenlikli Site Hikayesi: Gündelik Hayatın Dönüşümüne Otoetnografik Yaklaşım”

Leyla Bektaş Ata: “Kendimi, çalıştığım meseleler bağlamında bir yere ait hissetmeye başladığım ve gündelik olan ile akademik olanı ilişkilendirmemi sağlayan bir araştırmaydı. Mekânların ve insanların birbirlerini nasıl dönüştürdüklerini işledim.”

“Odaları Açmak: Kadınların Kendi Mekânını Oluşturması”

Pınar Karababa Kayalıgil: “İnsanlar birbirlerine nasıl temas ederler? İnsanlar iktidara karşı adalar halinde nasıl birbirleriyle örgütlenir?” sorularına yanıt aradım. Odalaşmak kavramı üzerinden görüşme yaptığım kursiyer kadınları ile onların oluşturdukları çevreyi, kurs mekanının bu kadınların hayatlarındaki yerini anlattım.”

“Etek Ucuna Takılı Tarih: Dersim’in Ermeni Kadınlarının Bellek Aktarımları”

Mehtap Tosun: “Dicle Koğacıoğlu’nun hak ve adalet arayışı, aynı zamanda hak, hukuk ve adalete olan vurgusu, onların mikro ve makro alanlarda inceleme çabası, benim en büyük motivasyonum oldu. Dersim’in Ermeni kadınlarının 1915 yılına dair anılarını kadınların anlatılarına odaklanarak aktardım.”

“Kurtarılmış Bir Kürt Gibi Hani: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Kürt Kadınlarının Eğitimini Yeniden Düşünmek”

Pınar Ensari: “Dicle Koğacıoğlu’yla birebir tanışmadım ancak ben bunu tanışmama olarak görmüyorum, bir buluşma olarak görüyorum. Hikayelerini yazdığım, hikayelerini benimle paylaşan kadınlar sayesinde ben aslında Dicle ile tanıştım. Çalışmamda bu insanlar eğitim ve siyasetin kavşağında öznelliklerini nasıl kuruyorlar. Bir kısmı okuyamamışken onlar nasıl okumuşlar gibi sorularla ilerledim.”

“Bir”in ve “Dil”in Hegemonyasından Kurtulmak: Yaşam Yazımında Çokseslilik”

Özlem Ezer: “Dicle’nin seçtiği yolda boyut değiştirenlerin halini hepiniz gibi ben de anlayabiliyorum. Beni ayakta tutan en temel şey bilgi ve duygu paylaşımı. Kâh uyuşarak, kâh didişerek şekillenmiş gelgitli bir hikayedir anlatılan. Türkiye’nin sorunlu bir bölgesinde, zor şartlarda doğup büyüyen sıra dışı bir kadının ‘gerçek’ ve süregiden hikayesini anlatma yolunda, disiplinlerarası çalışmayı düstur edinmiş feminist bir akademisyen adayının dil ve yöntemle uyuşup didişmesidir.”

Özlem Ezer’in makalesinde yer alan kişi olarak etkinliğe katılan Adalet Budak: “Aslında kendi hikayemde hem kendimi var etme mücadelesi veren bir Adalet iken bir taraftan da benimle birlikte, yaşadığım bölgede diğer kadınlar için bir şeyler yapma, hayatlarını iyileştirme, daha iyi yaşam koşullarına sahip olmaları için onlarla birlikte, onlar için değil, onlarla birlikte mücadele etmeye çalışan biriyim.”

“Doğu Karadeniz’de “Çekme” Anlatıları: Bir Ritüel Olarak Kız Kaçırma”

Fethiye Beşir: “Babaannemin hayat hikayesinden yola çıkarak zorla kız kaçırarak evlendirme (Karadeniz’de Çekme olarak adlandırılan) konusunu inceledim. Evlenme kararında kadının öznelliğini nerede arayacağız sorusuyla yola çıktım. Yaptığım çalışmanın kadın anlatıları ve kolektif feminist bellek çalışmalarına bir katkı sağladığını düşünüyorum.”

Dicle Koğacıoğlu

1972 yılında İzmir’de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden mezuniyetinin ardından doktora çalışmalarına Stony Brook Üniversitesi’nde (SUNY Stony Brook) sosyoloji ve kadın çalışmaları alanlarında devam etti. 1997-98 yıllarında "Anayasa Hukuku ve Müslüman Orta Doğu'da Siyasal Kurumların Modernizasyonu" başlıklı uluslararası projede araştırma görevlisi olarak çalıştı. Aynı yıl İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) "Türkiye'de Düşünce Özgürlüğü " projesinde danışman ve çevirmen olarak yer aldı. 1999'da Boğaziçi Üniversitesi'ne döndü ve Sosyoloji bölümünde öğretim görevlisi olarak bulundu. Marmara depremi sonrası İzmit Doğukışla Rehabilitasyon Merkezi'nde Kadının İnsan Hakları Projesi'nin travma yaşamış çocuklara yönelik çalışmasında proje koordinatörlüğü yaptı. Aynı dönemde, Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik kitabının editör yardımcılığını yürüttü. 2002-2004 yılları arasında Columbia Üniversitesi ve Brown Üniversitesi Pembroke Kadın Araştırmaları Merkezi’nde doktora sonrası araştırmalarına devam etti. 2005 yılında Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlayan Dicle Koğacıoğlu, Kültürel Çalışmalar lisans ve yüksek lisans programlarının ve toplumsal cinsiyet çalışmalarının geliştirilmesine önemli katkılarda bulundu. Aynı zamanda Tuzla tersanelerinde yaşanan ölümlere, taşeron sisteminin üniversite dahil hayatın her alanında yarattığı sorunlara, ve her alanda yaşanan eşitsizliklere ve adaletsizliğe dikkat çeken çalışmalar yürüttü. Amargi ve Birbirimize Sahip Çıkıyoruz aktivisti olan Koğacıoğlu, sokak hayvanlarının bakımına yönelik çalışmaların da değişmez gönüllülerindendi.

Türkiye’de hukuk sosyolojisi alanının gelişmesine ve toplumsal cinsiyetin bu alandaki öneminin fark edilmesine önemli katkılarda bulunan Dicle Koğacıoğlu’nun doktora tezi "Türkiye'de Vatandaşlık Bağlamı: Uygulamalar ve Anlamlar" Ortadoğu Ödülleri'ne (Middle East Awards - Population Council) ve Lübnan Politika Çalışmaları Merkezi'nin (Lebanese Center for Policy Studies) Ortadoğu Araştırma Yarışması Ödülü'ne hak kazandı. Namus cinayetleri üzerine hukuk ve devletin belirleyici rollerinin altını çizen makaleleri hem uluslararası akademik çalışmalarda, hem de Türkiye’de yaygın olarak kullanılmaya devam ediyor. Dicle Koğacıoğlu, 2009 yılında aramızdan ayrıldığında, adalete erişim süreçleri üzerine bir alan araştırması yürütüyor, aynı zamanda 12 Eylül darbesinin hukukçular tarafından nasıl algılandığını ve anlatıldığını inceliyordu.

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele