Mesele'den - Mesele 121

CHP’nin Adalet Yürüyüşüne katılanlar katıldı ama sosyalist solun ana akımları ısrarla neden katılmamız gerektiğinin siyasi izahını yapıyor. Birçok mitinge, yürüyüşe katılırken bir ayrım yaparız. Bazılarına siyasi olarak katılırız, bazılarına bireysel destek veririz.

Adalet Yürüyüşü üzerine tartışıyoruz. Tartışmanın farklı tarafları var. Taraflar sosyalist. Ama mevzu devrimci, sosyalist program ve strateji değil. CHP’nin gündemini aramızda mevzu yapıyoruz. Kendi gündemimizi, yürüyüş hattımızı oluşturamıyoruz. Bu sadece acizlik değil aynı zamanda gerçek manada devrim mücadelesine, bağımsız sınıf siyasetine inançsızlık ve güvensizliktir.

CHP’li milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT TIR’larıyla ilgili casusluk yaptığı iddiasıyla 25 yıl hapis cezasına çarptırılarak tutuklanması üzerine CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu “adalet” talebiyle Ankara-İstanbul arasını yürüme kararı aldı. Yürüyüş Perşembe günü saat 11.00’de Ankara Güven Park’tan başladı.

Haziran 2013 ya da Gezi’nin başlangıcı kabul edilen 27 Mayıs 2013’ten itibaren Türkiye toplumsal mücadele tarihi inişli çıkışlı bir seyir izledi. Ve herşeye rağmen AKP rejiminin sermaye sınıfının ihtiyaçlarına paralel olarak iktidarı merkezileştirip otoriterleşmesine, OHAL ve KHK rejimine rağmen gençlerin isyanı ve tepkisi sürüyor. 16 Nisan referandumunun toplum katındaki ‘Hayır’ sonucu, moral ve direnme gücü verdi (...)

CHP yürüyüşü 3’üncü gününde ve neredeyse AKP dışında yürüyüşe katılım çağrısı yapmayan siyasal eğilim kalmadı. Ancak bu yürüyüş Hayır cephesinin en geniş kitlesinde ve emekçi tabanda inandırıcı bir katılım ve karşılık bulmadı. Zaten CHP de ‘kontrollü’ bir yürüyüş planlamıştı.

İlk başlarda Hayır Meclisleri olarak kendilerini adlandıran, esas olarak İstanbul, İzmir, Ankara gibi illerde ortaya çıkan, esasını bireylerin oluşturduğu meclisler, referandum sonuçlarını gayri meşru ilan ettiler. Sokağa çıktılar protesto ettiler.

16 Nisan referandumunda seçmenin tercihini belirleyen temel parametrenin “sınıfsal çelişkiler” olmadığı, “milli kimliklerin” ya da ‘Türkiye’nin bekâsı’ mevzusunun etkili olduğu ileri sürülüyor. Kuşkusuz bu değerlendirmede haklılık payı var. Ancak dikkatli bakıldığında bu değerlendirme hem olguları bize açıklamakta yetersiz kalır hem de Marksizmden, sınıfsal açıklamalardan uzaklaşırız.

Diğer Makaleler...

Bültene abone olun

Mesele'ye yeni yazı eklendiğinde haberdar olmak için eposta adresinizi bırakın.

Facebook'ta Mesele