Mesele'den - Mesele 121

Eşitsizlik ve baskı koşullarında yapılan 24 Haziran seçimlerinin sonuçlarını nasıl ele alabiliriz? Kuşkusuz onlarca farklı açıdan ele almak mümkün. Tersinden sorarak başlayalım: Erdoğan tüm ekonomik, kolluk, medya gücünü elinde toplamışken neden yüzde 60-65 değil de yüzde 52,5’ta kaldı?

24 Haziran erken genel ve başkanlık seçimlerinin ilk sonuçlarını öğrenmemize yaklaşık 48 saat var. CHP ve HDP adaylarının solda ve toplumda yarattığı umut ve iyimser hava çok açık. Muhalefetin sağdan gelen bölükleri, Saadet ve İYİ Parti’nin de kendi mahallelerinde konsolide ettiği bir oy ve kamuoyu olduğu izleniyor.

Başlık, ünlü Fransız siyaset bilimci Maurice Duverger’in ‘Seçimle Gelen Krallıklar’ ya da ‘Hükümdarlar’ çalışmasından esinlendi. Profesör Duverger bir Marksist değildi. Bir akademisyen olarak, burjuva toplumunda siyasal sistemler üzerine çalışmaktaydı. Kitabını 1974 yılında yazar ve aynı yıl büyük bir ilgi çeker, Türkçe’ye de o yıl çevrilir. 

İşçi ve emekçi kitleler büyük maddi güce sahip olsalar bile özgüvene, örgütlenmeye ve bunun siyasal bilincine henüz ulaşmamış oldukları için, seçim sathı burjuvazinin farklı kanatları arasındaki yarışa dönüşüyor. Hatta sağa karşı sağ adaylar karşımıza çıkartılıyor. Tayyip Erdoğan’ı seçimlerde alt etmenin kendisi ana hedef haline geldi. Sosyalist sol içinden Tayyip’e karşı Abdullah Gül’e bile evet demeyi savunanlar çıkabiliyor.

Dünyanın genel görünümü uluslararası ekonomik krizin inişli çıkışlı seyri, Avrupa başta olmak üzere sağın, bazı ülkelerde aşırı sağın seçmen desteğini artırarak iktidara gelmesi, Latin Amerika ülkelerinde gerici sivil darbeler ile Ortadoğu’da büyük devletlerin enerji sahalarına egemen olma savaşları, İslamcı terör örgütlerinin cinayetleri ve iç savaş eliyle belirleniyor.

Özgür Suriye Ordusu denilen çeteler ve Türk askeri güçleri Afrin’e girdi. Afrin’e giriş zamanı ayarlıydı. Cumhurbaşkanı iki gün önce ‘bugün Afrin’e giriyoruz’ açıklaması yapmış, ardından cumhurbaşkanlığı tarafından bu açıklama ‘kuşatma’ olarak değiştirilmişti. Demek ki, Saray’ın kurmayları Afrin’e giriş tarihini 18 Mart’a denk getirerek, bu haksız savaşa ‘milli ve yerli’ bir anlam vermek istedi. Ama tutmadı. Kimse sokağa çıkmadı. Halk bunu bir savaş kazanmanın zaferi saymadı.

Diğer Makaleler...

Bültene abone olun

Mesele'ye yeni yazı eklendiğinde haberdar olmak için eposta adresinizi bırakın.
Mesele Bülteni'ne abone olduğunuz için teşekkür ederiz

Facebook'ta Mesele