Seçimlerin ardından Portekiz Solu ne yapmalı? - Mesele 121

Dünya

Portekiz’de, sosyal liberal Sosyalist Parti (PS), Sol Blok (BE) ve Portekiz Komünist Partisi (PCP) tarafından 2015’te kurulan ve geringonça (zımbırtı) olarak bilinen dört yıllık alışılmadık hükümet tecrübesinin ardından Pazar günü genel seçim yapıldı. Takip edenlerin çoğunu şaşırtacak şekilde bu parlamenter anlaşma bir dönemi tamamlayabildiğini gösterdi.

PS’li başbakan António Costa, seçime partisinin bir “istikrar” gücü olduğunu gösterdiğini savunarak gitti. Pazar günkü seçimde partisinin elde ettiği ilerlemeyi de benzer bir anlaşmanın gelecek dönemde de olabileceğini söyleyerek yorumladı.

Enternasyonal soldaki birçokları Portekiz hükümetinin “çoğulculuğunu” bir model olarak düşünse de bu alışılmadık çözüm (Sol Blok ve Komünistlerin, Sosyalistleri dışarıdan desteklemesi), aslında kriz sonrası dönemde ortaya çıkan özel şartlara bir yanıttı. Ve dünkü seçimin sonuçlarının gösterdiği gibi sürdürülebilir olması şart değil.

Geringonçanın dört yılı boyunca merkez sol PS, sınırlı bir dizi ilerici toplumsal uygulamalar yoluyla imajını yeniden parlatabildi. Bu partinin ilerleyişiyle eş zamanlı olarak Portekiz ekonomisinin karşı karşıya olduğu büyük yapısal sorunlar üzerine yapılan tartışma da artık 2015’e göre çok daha hafif geçiyor.  Son dört yılda geringonçanın başarıları halk tarafından nasıl algılanırsa algılansın, aslında Sol’un bir sonraki hükümet üzerindeki olası nüfuzunun azaldığı açık.

Sonuçlar

Pazar gecesi alınan sonuçlardan çıkarılacak üç önemli şey var. PS net bir şekilde kazandı, Sağ net bir şekilde kaybetti ve Portekiz, bir kere daha seçim sonuçlarının bir sonraki hükümetin yapısını açıkça belirlemediği bir durumla karşı karşıya.

Pazar günkü seçimde, 2015’te yüzde 32,4 olan oyunu 36,7’ye çıkaran PS en büyük parti oldu ve parlamentoda yirmi vekillik daha kazandı. 106 vekillikle salt çoğunluktan sadece 10 vekil eksik. Geringonçadaki diğer partilerin sonuçları daha az iyiydi. Sol Blok 57.000 oy kaybederek yüzde 10,2’den 9,7’e düştü ama on dokuz vekilliğini korudu, CDU (Portekiz Komünist Partisi ve Yeşillerin oluşturduğu koalisyon) ise 115.000 oy kaybıyla yüzde 8,3’ten 6,5’e düştü ve beş vekilliğini kaybetti.

PS’nin Portekiz siyasetinin sağ kanadındaki rakipleri için de sonuçlar benzer bir şekilde kötü geldi. Merkez sağ PSD, muhafazakâr CDS ile birlikte girdiği 2015 seçimlerinde aldığı yüzde 36,9’dan 27,9’a indi. Bu partiler, birlikte parlamentodaki yirmi beş vekilliklerini kaybettiler. Bir diğer galip ise yüzde 1,4’ten 3,3’e yükselerek dört vekillik kazanan liberal çevreci PAN oldu.

Sonuçlar aynı zamanda her biri yüzde 1’in biraz üstünde oy alan ve birer vekillik kazanan üç yeni partinin parlamentoya girdiğini de gösterdi. Liberal Girişim (yeni bir liberal parti), Chega (parlamentodaki ilk aşırı sağ parti) ve Livre (Yanis Varufakis’in Diem25’iyle ilişkili, ilk defa birinci sıradan bir siyah kadını aday gösteren sosyal demokrat parti) tarihi atılımları, yeni ırkçı eğilimlerin ve yeni ırkçılık karşıtı hareketlerin olduğu bir ülkenin siyasi gerilimleriyle uyuşuyor. Bu parlamento, Portekiz yakın tarihindeki en çoğulcu parlamento oldu. Ama seçim aynı zamanda seçmen katılımında bir düşüşü de işaret etti. Geçen seçimde yüzde 43 olan katılmayanların oranı yüzde 45,5’e çıktı.

Solun ve merkez solun liderlerinin sonuçlara tepkisi aynı yönde ama farklı tonlarda oldu. Başbakan ve PS lideri António Costa, bu hükümet biçiminin halk desteğine sahip olduğunu ve seçmenlerin bunun güçlü bir PS ile devam etmesini istediğini iddia etti. Costa, kendi partisinin konumunu güçlendirip mevcut çözümü devam ettirerek siyasi istikrar fikrine odaklanıyor. Aynı zamanda PAN ve Livre’yi dâhil ederek Geringonçayı genişletme niyetinde olduğunu belirtti.

Merkez sağ PSD’nin lideri Rui Rio da Costa’yla hükümet kurma konusunu görüşmeyi istediğini belirtti. BE’nin (Sol Blok) lideri Catarina Martins, partisinin bütün bir dönem için de kamu bütçesinin belirlenmesi temelinde yıllık anlaşmalar için de müzakereye “açık” olduğunu vurguladı. Jerónimo de Sousa da Portekiz Komünist Partisi’nin müzakereye açık olduğunu belirtti ama bir farkla: son dört yıldaki duruşu nedeniyle en çok cezalandırılan sol parti olan Komünistler, PS ile siyaset bazında müzakere etmeyi istiyorlar. Ama gerçekte seçim sonucu, önümüzdeki birkaç hafta içinde netleşecek bir dizi aritmetik olasılığa imkân veriyor.

Geringonça’yı Yeniden Düşünmek

Ancak seçim sonuçları ve Solun yaşadığı gerilemeler, geringonça anlaşması gerçekten de örnek alınması gereken bir model mi sorusunu gündeme getiriyor. Bu hükümet deneyimiyle ilgili çok şey söylendi ama bazı sayılar ve tartışmalar tekrarlanmaya değer. İlk olarak bu bir sol hükümet değil, daha çok Sol’un parlamenter desteğine sahip olan ve bir takım toplumsal uygulamaları hayata geçiren sosyal-liberal bir hükümetti. Bu çözümün siyasi çıkarımlarıyla ciddi bir şekilde ilgileneceksek bu kavrayış önemli. Somutlaştırmak gerekirse bu hükümet, dört yıllık yoğun kemer sıkmanın ardından ekonomik toparlanmayı gerçekleştirmeye çalışan ama hiçbir zaman kemer sıkma karşıtı bir program uygulamayan bir hükümetti.

Elbette, Sosyalistlerin liderliğindeki hükümetin Soldan gelen baskıyla aldığı önemli kararlar var: asgari ücret ve emekli maaşlarının arttırılması, kesintiye uğrayan kamu sektörü işçilerinin maaşlarının eski haline getirilmesi, (kemer sıkma uygulamaları kapsamında) iptal edilen dört resmi tatil gününün ve kamu sektörü çalışanları için otuz saat çalışma haftasının tekrar uygulanması, bazı kamu ulaşım şirketlerinin özelleştirme sürecinin tersine çevrilmesi ve öğrenciler için ücretsiz kitap, kent içi toplu taşımada daha ucuz aylık ulaşım kartları ve çocuklar ve uzun süreli işsizler için daha iyi sosyal koruma…

Bununla beraber bu düzenlemeler ancak Avrupa kurumlarının, Yunanistan’ın aksine bir başarı hikâyesi olarak idealize edilen, kemer sıkma uygulamalarını hayata geçirmiş “iyi bir öğrenci” olarak görülen bir ülkeye bir tür ödül olarak sağladığı sınırlı imkânlar dâhilinde yapılabildi. Devlet bütçesinin Avrupa’nın kurallarına uyacağını kabul etmesinin ardından verilen bu imkân, aynı zamanda ölmekte olan bir geleneksel sosyal demokrat partinin yeniden canlandırılmasının aracı oldu. Toparlanmaya aynı zamanda (ithalat temelli bir ekonomi için belirleyici olan) petrol fiyatlarında düşüş, (gelirdeki ufak artış sayesinde) iç tüketimde artış ve ciddi bir patlama yaşayan turizm gibi hizmetler dâhil olmak üzere ihracatta artış gibi etkenler de yardımcı oldu.

Ama gerçek şu ki hiçbir yapısal değişiklik yapılmadı. Portekiz hâlâ gelir dağılımının en eşitsiz olduğu AB ülkelerinden birisi. Dolaylı vergilerin yükü var, ücretlerin GSYİH’deki payı hâlâ kriz öncesinin altında (%61,1) ve resmi rakamlara göre işsizlik oranının 2015’teki yüzde 12,4’ten yüzde 6,7’ye inmesine rağmen kamu sektöründe istihdam hâlâ 2011’in altında (37.706 kişi daha az). Bu arada Troyka’nın iş yasalarına büyük ölçüde dokunulmadı, kamu yatırımları 2016’da Portekiz’in demokratik tarihindeki en düşük seviyeye ulaştı ve hâlâ kriz öncesi seviyenin altında seyretmeye devam ediyor. Bu da sağlık ve eğitim gibi hizmetlerin aşırı derecede düşük kaynak sağlanması, güvencesiz işlerde artış ve kamu kontrolüne tabi tutulmayan daha fazla kurtarılmış banka demek.

2015’te kamuoyu tartışmalarının başında yer alan kamu borcunun merkeziyeti sorusu, faizin zar zor pozitif oranlarda kalması ve Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı parasal genişlemenin borcun büyük kısmını yutması nedeniyle, endişe verici bir şekilde 2019 seçim kampanyasında tamamen yok oldu. Ama borç denen deli gömleği hâlâ bunaltıcı: 2014’te GDP’nin yüzde 130,6’sıyken 2018 sonunda yüzde 121,5’e indi ama demokratik veya egemen herhangi bir mali karar alınmasına sıkı sınırlar koyuyor.

Son dört yıl aynı zamanda büyük bir konut krizi ve devasa sektörler ötesi grev dalgasına da sahne oldu.  Ülke ekonomisi, zayıf bankacılık sistemi, düşük kamu yatırımları, daha fazla güvencesiz iş ve ekonominin stratejik sektörlerinin özel ellerde kalmaya devam etmesi gibi gerçekler nedeniyle 2007-2008’e krizine giden yoldan daha fazla dış ekonomik sıkıntılara duyarlı. Bazı liberal yayınların söylediği gibi Portekiz bir başarı hikâyesi değil. Daha çok Brexit döneminde AB’nin kendi gücünü canlandırmaya hizmet edecek şekilde Avrupa kurallarına boyun eğme hikâyesi ve Avrupa kısıtları dâhilinde kemer sıkmadan kopmanın mümkün olduğu hayaline katkıda bulundu.

Ve Şimdi Ne Olacak?

Seçim kampanyasında büyük ölçüde ülkenin karşı karşıya olduğu merkezi sorunlar es geçildi. Mali sistem, AB, Euro veya borçla ilgili ciddi tartışmalar yürütülmedi. Herkes çok daha fazla partili bir meclis ve dolayısıyla uzlaşma gerekliliği beklediği için çok az keskin bölünme hatları çizildi. Partiler gelecekteki bir hükümet uzlaşması ihtimali nedeniyle somut kırmızı çizgiler ortaya koymakta tereddütlüler.

Solun –esas olarak Sol Blok ve PCP’nin- kamusal tartışmayı şekillendirme veya seçim desteği anlamında kazanmadığını vurgulamak önemli. Hatta oy oranı, oy sayısı ve (PCP’nin durumunda) parlamentodaki sandalye sayısın anlamında kayıplar yaşadılar. Bu da olası bir yeni anlaşma müzakeresinde, güçler dengesinin Sol için 2015’ten daha olumsuz olduğu anlamına geliyor. İyi bir deneyim olarak kabul edilse de neden geringonça’nın yeni bir sürümünün Solu öncekinden çok daha kırılgan bir durumda bırakabileceğinin önemli bir nedeni bu.

Pek çok Avrupalı muadili gibi PS de aslında, merkez sağ PSD yönetiminde geçen 2011-2015 arasındaki Memorandum yılları dışında, Portekiz’in demokratik tarihi boyunca neoliberal uygulamalarını çoğunu devreye sokan partiydi.

Geringonça adı altında işlerin farklı yürümesi PS’nin doğasındaki değişimden değil, Pasoklaşmadan kaçınmak adına kendisine yeniden can verme arayışından kaynaklandı. Sağ koalisyonun sert kemer sıkmayı dayatmasından dört yıl sonra 2015’te yapılan seçimlerde dahi PS aslında bu partileri yenmiş değildi ama PS’nin açık bir şekilde güçlendiğini gösteren dünkü sonuç, bugünkü siyasi durumun 2015’ten çok farklı olduğu anlamına geliyor. Bu da Solun, son dört yılda dayatacak gücünün olmadığı türden yapısal değişimler için artık ısrarcı olmakta neden zorlanacağının bir başka açıklaması.

Yeni bir hükümet için aritmetik olasılıklar birden fazla ve son ana kadar ne olacağı öngörmek mümkün değil. Komünist PCP’nin yenilenmiş bir geringonça’dan uzaklaşıyor görünmesi, örgütlü emek hareketiyle en güçlü bağlara sahip partinin liderliğini yaptığı bir sol muhalefete alan bırakmak istemeyen Sol Blok için güçlükler yaratıyor.

Merkez sağ PSD’nin lideri dâhi müzakere etmek istiyor. Aslında sabık PS hükümetinin, iş yasası gibi bazı ana kararları, Sol muhalefeti alt etmek için kullandığı sağ oylara dayanıyor). Aynı zamanda PS’nin İspanya’daki kardeş partisi, Pedro Sánchez’in PSOE’si gibi bir yol girmesi olasılığını da ihmal etmemeliyiz. Bu mantığa göre PS, siyasi istikrarsızlık senaryosu çabasıyla Sol’la uzlaşmayı reddedip mutlak çoğunluğu elde edebilmek için yeni seçimlere gidebilir.

Buradaki tuzak, olası bir anlaşmayı reddeden herhangi bir partinin, kendisini dışlanmış ve dahası kalıcı oy kaybıyla karşı karşıya bulabileceği. PS durumunu güçlendirdi ama yapacağı hatalı bir hareketin çok belirsiz bir duruma yol açabileceğini biliyor. Pazartesi günü başlayacak süreç, müzakerelerin somut içeriğinden fazlasıyla ilgili olacak: Bu, Sol’un kendi kendine yarattığı bir süreç ve ufukta açık bir çözümün görünmediği bir bu tuzağa kendisini düşmüş buldu.

Bu yazının orijinali 7 Ekim 2019'da Jacobin'de yayınlanmıştır 

Çeviren: Kontra Salvo

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele