Özyalçıner: Baskılara kültürel bir çıkışla karşı koyulabilir - Mesele 121

Türkiye

Hiçbir dönem böyle bir baskı ve sıkışmışlığın görülmediğini dile getiren Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Adnan Özyalçıner, buna karşı birlik oluşturulması gerektiğini belirterek "Şarkıları, kitapları, duyguları, düşünceleri yasaklayamazlar" dedi.

Siyasal atmosfer ve baskıların etkilediği alanlardan biri de düşünce ve yazım alanları. Derinleşen ekonomik krizle birlikte yazarlar kitaplarını basacak yayınevi bulmakta zorlanırken, şimdi de cezaevlerine giden kitaplar yönetimlerince tutuklulara verilmiyor. Yazarlar üzerinde süren baskılar ve cezaevlerine dönük kitap yasaklarına ilişkin Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Genel Başkanı yazar Adnan Özyalçıner, ajansımıza değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’deki ekonomik krizin ve ona bağlı olarak yoksulluğun, açlığın ve savaşın sürdüğü bir ortamda olduklarına değinen Özyalçıner, yaşananların edebiyata yansımasının çok büyük olduğunu söyledi. Yazarlar üzerindeki baskılara ve yasaklara işaret eden Özyalçıner, “Bu yasaklar yalnız yasal ya da mahkeme kararlarıyla değil ekonomik yasaklarla, baskılarla da sürüyor. Gazetelere yapılan ilan kesimleri, kitapların basım ücretlerinin artışı ve kitapların daha eksik yayınlanıyor olmaları buna karşılık yayınlanan kitaplara yapılan baskılar giderek artıyor. Örneğin bazı kitaplar sakıncalı sayılarak satışları engelleniyor. Kimi kitapları valilikler hiçbir yasak, hiçbir mahkeme kararı olmadan kentlerine sokmuyor. Bu tabi ki yazarları ilgilendiren, yazarların düşüncelerini özgürce ifade etmelerini önleyen bir durumdur. Ama yazarlar buna karşı direnmek zorundadır” dedi.

‘İfade özgürlüğümüz gasp edilmiştir’

“Bir yazar kendi duygu ve düşüncelerini ifade ederken kendini ifade edemeyen kişilerin duygu ve düşüncelerini de ifade edebilmelidir. O zaman barışa, özgürlüğe ve kardeşliğe gelen yolu izlemiş olur” diyen Özyalçıner, ancak Türkiye’de yazarların özgür olmadığını söyledi. TYS’nin amaç maddesine de değinen Özyalçıner, “Orada ‘Tam bir söz ve yazı özgürlüğünün gerçekleştirilmesi ve korunması için her türlü yasal mücadeleyi yürütmektir. Buna bağlı olarak hukuki, sosyal, kültürel, ekonomik, temel hak ve özgürlükleri korumak saptamak ve geliştirmektir. Buna karşılık bugün anayasal hakkımız olan düşüncemizi serbestçe ifade etme ve yayma hakkımız gasp edilmiştir. Bu arada yargı bağımsızlığı ortadan kaldırılarak talimatlarla iş görülmektedir. Bu durumda haktan da hukuktan da adaletten de söz edilemez’ denilmektedir. Zaten bir ülkede düşünce özgürlüğü yasaklanırsa o ülkede bütün yaşam hak ve özgürlükleri de ortadan kaldırılmış demektir. Düşünce özgürlüğünün yasaklanmasıyla bütün hak ve özgürlükler ortadan kalkar. Biz bugün bunu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Kültürel çıkışla mümkün’

Türkiye’de yazarların, gazetecilerin düşüncelerini ifade ettikleri için cezaevine atıldığının altını çizen Özyalçıner, şöyle devam etti: “Bütün bunlar yetmezmiş gibi bunlara kitaplar verilmiyor. Bütün bunlar ifade özgürlüğünün ortadan kalkmasıyla ilgili bir durumdur. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ortadan kalkınca hak ve özgürlükler de ortadan kalkar. Hapishanelere hiçbir yasal gerekçe olmadıkça gazetelerin, kitapların sokulmaması hukuksuzluktur, adaletsizliktir. Sadece dışarıdaki yazarların özgürlüğü değil cezaevlerindeki yazarların da iç özgürlükleri ortadan kaldırılıyor. Tutukluların, kitap alıp okumak, yemek yemek, hava almak, havalandırmaya çıkmak gibi özgürlükleri var. Ama bunlar bile baskı altına alınıyor. Yani ülke tam bir baskı dönemi yaşıyor. Bu baskı dönemine karşı çıkmak ancak ve ancak kültürel bir karşı çıkmakla mümkün olabilir.”

‘Tek adam dönemi’

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir dönemin bu kadar baskılarla geçmediğini dile getiren Özyalçıner, “Ben 1970’leri, 1980’leri yaşamış biriyim. O dönemlerde de baskılar işkenceler, kitap toplatmaları, kitap yakmaları gibi her şey oldu. Ama bugünkü kadar sıkışmışlığa, daralmışlığa hiçbir kurum, hiçbir insan rastlamadı. Bu dönem tek adam dönemidir. Tek adamın söylediğinin ve istediğinin yapıldığı bir dönemdir. Talimatlarla her şey yapılıyor. Mahkemeler talimatla çalışıyor. Hak, hukuk, adalet ve özgürlükler ortadan kaldırılıyor” vurgusu yaptı.

‘Kitapları muhalif sayıyorlar’

Sendika olarak yasaklara karşı bir dönem cezaevlerine kitaplar gönderdiğini belirten Özyalçıner, bunun yine yapılabileceğini söyledi. Başka örgütlerin de aynı şeyleri yapması gerektiğini dile getiren Özyalçıner, “Ama cezaevleri gönderilen kitapların ne kadarını alır ne kadarını tutuklulara verir bilemiyorum. İktidar istediği yayınları cezaevine sokabiliyor ama muhalif hiçbir şeyin girmesine izin vermiyor. Demek ki kitapları da muhalif sayıyorlar” dedi.

‘Düşünceleri yasaklayamazlar’

Toplumun baskılara karşı bir araya gelmesi gerektiğine vurgu yapan Özyalçıner, “Özellikle işçi sınıfının bir araya gelmesi, birlik oluşturması, siyasal baskılara karşı birleşerek karşı çıkması gerekir. Baskılar ancak böyle geriletebilir. Sadece kitaplar ve gazeteler değil. Bugün şarkılar da yasaklanıyor. Ölüm orucuna varan direnişlere rağmen Grup Yorum’un şarkıları bugün yasak. Ama şarkıları, kitapları, duyguları, düşünceleri yasaklayamazlar. Şarkılar mutlak surette halka, toplumu uyarıcı olarak söylenecektir” şeklinde konuştu.


Kaynak: Ferhat Çelik -Tolga Güney / Mezopotamya Ajansı

Çok Okunanlar

Yakındaki etkinlikler