Türkiye - Mesele 121

Öncelikle cezaevlerinde yaşananların, dışarıda şikâyet ettiğimiz koşullardan kat be kat daha kötü olduğunu söyleyerek başlayayım. Hani ara sıra metaforlara başvuruyoruz ya: “Türkiye yarı açık cezaevine döndü” ya da “dışarıdakiler de özgür değil ki…” gibi. Ama dönem dönem bunun bir metafor olduğunu unutup, teşbihte hata yapıyoruz.

Özellikle milyonlarca emekçiyi ilgilendiren konularda Kararname ile düzenleme yapılacak olması, çalışanların Anayasa ile güvence altına alınmış bunan hak ve özgürlükler için büyük bir tehlikedir. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin bu yönünün tartışma dışında tutuluşu, değişikliğe Evet diyecek milyonlarca emekçi için bir tuzaktır.

Telesur televizyonunda 26 Aralık 2016'da yayınlanan "Tarık Ali ile Dünyada Bugün" programında Tarık Ali gazeteci Ece Temelkuran’la hangi siyasal akımlar ve olayların 15 Temmuz darbe girişimine yol açtığını, bunların nasıl bir etkisi olduğunu ve Türkiye’deki sosyal ve siyasal iklimi konuştu. Türkiye’nin içinden geçtiği bu olağanüstü dönemde bu anlamlı söyleşiyi buz kesen yüreklerimizi biraz olsun ısıtacağını düşünerek Türkçe’ye çevirdik.

Kamusal hizmetlerin halk adına iyice aksadığı günlerden geçiyoruz. Ev sahibiyle bir problem yaşadınız diyelim, dava açmak istediniz, hakim bulunmuyor. İşe iade davanız ha bitti ha bitecek ama yine hakim yokluğundan uzadıkça uzuyor. Boşanmak isteseniz boşayacak kurum bulamayacak haldeyken, hükümet Afet yasasında değişiklik yaptı. Üstelik İstanbul’da Gaziosmanpaşa’nın bazı mahallelerinde üzerinden bir ay geçmeden uygulanmaya başladı. Görünen o ki kentsel dönüşümü kentsel talana dönüştürmek için ciddi bir çaba var. Peki bu yasa kentlinin, malikin, kiracının elinden hangi hakları alıyor? Kentsel mücadeleler bundan sonra hangi minvalde yürüyecek? Tüm bu sorularımızı kentsel dönüşüm hakkında yapılmış en kapsamlı çalışmanın Yürütücüsü Profesör Dr. Asuman Türkün’le görüştük.

Erdoğan, başkanlık sisteminden kaynaklı kriz ve kaosu, öncelikle AKP'nin sonrasında MHP'nin krizi haline getirerek fiili başkanlığını hukukileştirmek için şimdi de kendi kriz ve kaosuna, karşıtları dahil olmak üzere, bütün toplumu dahil etmek istiyor. Bunu da değişik toplumsal kesimler üzerinde ekonomik baskı araçlarını da devreye sokarak yapmaya çalışıyor. Bu şekilde, kendi geleceğini güvenceye alarak otoritesini kalıcı hale getirmek istiyor.

12 Eylül 1980 darbesi Türkiye’de bir önceki döneme göre daha merkezi ve otoriter bir siyasi yönetim modeli oluşturmuştu. 1982 Anayasası olağanüstü koşullarda halk oyuna sunuldu. Hatta plebisitli bir oylama kullanılarak halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanı ünvanını Kenan Evren aldı. 12 Mart 1971 darbesi de Anayasa’da değişiklik yapmıştı. 1961 Anayasası da bir askeri darbenin ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Bugün de darbe dönemine benzer siyasi bir atmosferi yaşıyoruz ve yine bir Anayasa yazılması söz konusu. Mustafa Peköz ile AKP’nin başkanlık sistemi ve yeni Anayasa ihtiyacının nedenlerini konuştuk.

Bültene abone olun

Mesele'ye yeni yazı eklendiğinde haberdar olmak için eposta adresinizi bırakın.

Facebook'ta Mesele