Dünya - Mesele 121

Robson’dan başlayalım. “İnci dişli zenci kardeşim(iz)” Paul Robson’dan… Köle kökenli bir ailenin çocuğu olarak ABD’de doğmuştu Robson. Gözünü dünyaya açtığı andan itibaren de ırkçılıkla karşılaşmıştı. Öğrenim hayatı boyunca ırkçı nefrete ve ayrımcılığa karşı mücadele etti ve hukuk okuyarak baroya kabul edilen ilk siyah avukat oldu.

Troçki 1939’da yayınladığı, “Marksizm ve Çağımız” yazısında, “Teknik düşüncenin son zaferlerine rağmen, maddi üretici güçler artık gelişmiyor. Dünya inşaat sanayisindeki durgunluk, ekonominin temel dallarındaki yeni yatırımların tıkanmasının sonucu olarak, gerilemenin en belirgin ve hatasız belirtisidir. Kapitalistler kendi sistemlerinin geleceğine artık kolayca inanamıyorlar” diyor.

İşçi sınıfı ya da en azından beyaz kesimi, büyük ulusal gizemimiz olarak kendini gösterdi. Geleneksel olarak Demokrat olan bu kesim aşırı ilgi meraklısı bir milyarderin başkan seçilmesine yardımcı oldu. Liberal çok bilmişler “Bunların neyi var?' diye sorup durdular. Neden Trump'ın sözlerine inanıyorlar? Gerçekten aptallar mı yoksa dokunulmayacak kadar ırkçılar mı? Neden işçi sınıfı kendi çıkarlarının karşısında duruyor?

Uluslararası ilişkiler gittikçe daha büyük bir istikrarsızlığa sürükleniyor. İstikrarsızlık yaşanan yerler çoğalıyor. Ortadoğu’da hem ülkelerin içindeki hem de ülkeler arasındaki çatışmalardan dolayı yaşanan dramlara burada yeniden detaylı olarak değinmeyeceğiz. Ama olay Irak ve Suriye’nin hızlı bir şekilde istikrarsızlığa sürüklenmesiyle sadece  bölgeye çıkarları nedeniyle müdahale eden ABD’den Fransa’ya ve Rusya’ya kadar büyük güçlerle sınırlı kalmayıp Türkiye’yi de doğrudan etkiledi. En azından Kürt sorunundan dolayı.

2008 mali krizi ekonomi çevrelerindeki yönetici kadroların, büyük bankaların müdürlerinin,  bakanların, devlet ve hükümet başkanlarının nasıl bir paniğe kapıldığını gözler önüne serdi. 2007’de bazı bankalar sıkışıp faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığında ülkelerin birbiriyle çelişen kararlar aldığına tanık olduk.  

Dünya ekonomisinin mali sektöre gittikçe daha fazla bağımlı hale gelmesi nedeniyle ortaya çıkan ve büyüyen tehditlere rağmen ekonomik krizin belirleyici özelliklerinde son 9 ayda çok önemli bir değişiklik olmadı. Kapitalizmin krizi 2007-2008 mali krizinden sonra ortaya çıkan tehditlerin, çok daha kötü bir şekilde kendini göstermesine ve daha da artarak gündeme gelmesine rağmen henüz bir felaketle sonuçlanmadı.

Yemin töreninde yaptığı konuşmada Başkan Trump önümüzdeki dört yılda stratejik olarak takip edeceği politik-ekonomik politikalarının anahatlarını net ve güçlü bir şekilde çizdi. Financial Times, New York Times, Washington Post ve Wall Street Journal’da görücüye çıkan Trump-karşıtı gazeteciler, editoryaller, akademisyenler ve uzmanlar, mütemadiyen Başkan’ın programını ve onun mevcut ve geçmiş politikalara yaptığı eleştirileri tahrif edip yalanlar söylediler.

8 Kasım 2016 ABD'de kötü bir şakanın gerçeğe dönüştüğü, kabusa benzer bir geleceğin habercisi olan bir tarih olarak hatırlanacak. 16 Haziran 2015 günü Amerikan başkanlığına aday olduğunu resmen açıklayan Donald Trump, o günden itibaren Amerikan politik tarihinde emsali görülmemiş basitlik ve ciddiyetsizlikte bir seçim kampanyası başlattı.

Çin yıllardır, bütün rakiplere kafa tutan brüt gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) büyüme oranları açıklıyor. Ancak öncelikle, bu rakamların herhangi bir eleme yapılmadan, değerli bir niteliği, önemi olmayan neredeyse her şeyi kapsadığını söylemek gerek. Örneğin, rejimin köylülerden çaldığı, başka hiçbir değişiklik yapmadan fiyatı piyasa değerine değişen topraklar, büyüme rakamlarını şişiriyor. Gayrimenkuller için de aynısı söz konusu.

TeleSUR’un İngilizce bölümü, kendisini “bir sendikacı ve Kolombiya Solu’nun siyasal lideri olarak” tarif eden ve Kolombiya’da siyasal bir mahkûm olan Huber Ballesteros ile söyleşi yaptı. (Yayınlanma tarihi 23 Mayıs 2016) Köylü kesiminden gelen Huber Ballesteros Tarım İşçileri Ulusal Sendika Federasyonu ve Kolombiya İşçileri Konfederasyonu’nun Ulusal Yürütme Komitesi üyesi. Kendisi ayrıca 1980’lerdeki Yurtsever Birlik’e1 karşı yapılan soykırımdan kurtulmuş biri olup bu partinin sözcüsüydü.

ABD Başkanlık seçimlerini toplam oyda rakibini 1 milyon civarında oyla geçen Hillary Clinton yerine birçok medya ve siyaset elitinin, hatta bilim insanının ön seçimlerden bile galibiyetle çıkmasını imkansız gördüğü Donald Trump kazandı. Dahası Cumhuriyetçiler Senato ve Temsilciler Meclisi’nde de başarı elde ederek çok kritik üçlüyü 1928’den bu yana ilk kez ellerinde birleştirmiş oldular.

SYRİZA’nın seçim başarısı ortada. Seçim sonuçları devrimci sola, sosyal demokrasinin solunda olan kitlelere ve sosyal demokratlara moral vermiş olmalı. Yaratacağı siyasi sonuçları kestiremesek de bu konu üzerinde durulmalı.

Çok Okunanlar