Türkiye - Mesele 121

“İnsan hak ve özgürlükleri konusunda çalışmalar yapmak” amacıyla 33 yıl önce bugün 98 kişinin imzasıyla kurulan İnsan Hakları Derneği, kuruluş yıldönümü nedeniyle bir açıklama yayınlanarak, “İnsan Hakları, demokrasi ve barış mücadelemiz sürüyor, sürecek…” dedi.

Her tarihsel dönemde ve her toplumda, belirli bir eğitimden geçmiş olanlar imtiyazlı bir statüye sahiptirler. Bu imtiyaz toplumdaki işlevlerinin karşılığıdır. Egemenlere akıl hocalığı yaparlar. Meşruiyet ve rıza üretirler. Yalan üretmeye memur edilmişlerdir...

Türkiye toplumu bir dizi krizler sarmalına hapsolmuş bulunuyor. Artık bu çöküş tablosundan bildik yöntem ve araçlarla çıkmak mümkün değil. Zira, söz konusu olan sadece ekonomik kriz değil, politik, sosyal, ekolojik, etik krizi, değerler krizi... söz konusu.

Hormonlu Domates LGBTİ+fobi Ödülleri Şişli’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Ödül kazananlar arasında Ankara Valiliği, TİHEK, Diyanet, Mustafa Ceceli gibi birçok kişi ve kurum bulunuyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ise ömür boyu hormonlu domates verildi.

Türkiye "aydın"ın harman olduğu bir ülke. Dünya'da herhalde bu kadar "aydını" olan başka bir ülke yoktur. Bir eğitimden geçmek, diploma sahibi olmak 'aydın' sayılmaya yetiyor. Okumuşlar, söze, 'bir aydın olarak' diye başlıyor... Velhasıl burası 'aydını' bol ama nedense 'aydınlatanı kıt' bir ülke... Peki neden?

Aralarında Latife Tekin, Zuhal Olcay, Müjde Ar, Leman Sam, Nesrin Nas, Hazal Kaya, Feride Acar, Ufuk Tarhan gibi isimlerin de yer aldığı, farklı çalışma alanlarından 100 tanınmış kadın nafaka hakkının hiçbir şekilde kısıtlanmaması, değiştirilmemesi veya geri alınmaması gerektiğinin altını çizdikleri bir metin yayınladılar.

27. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi haftanın temasını, “Ekonomi Ne Ayol?” olarak açıkladı. Haftanın bildirgesinde “LGBTİ+’lar ve diğer ezilen kimlikler özgürleşmeden, hiçbir kriz çözülmeyecek” görüşü dile getirildi. İşte 27. Onur Haftasının bildirgesi...

TÜİK 2018 yılı için Kültürel İstihdam verilerini açıkladı. 2018 yılında kültürel istihdam bir önceki yıla göre yüzde 5,5 artarak 648 bin kişi oldu. Kültürel istihdamın yüzde 50’sini kadınlar oluşturdu. Toplam istihdamın 447 bini “diğer faaliyetler” bölümünde yer aldı.

Mersin’de bulunan LGBT 7 Renk Derneğinin düzenlediği bir etkinlikte Sendikalar ve LGBTİ+lar üzerine bir sunum yapmam istendiğinde önce içimi bu konu hakkında söyleyebileceğim pek bir şey olmadığına dair bir his kapladı. Ardından cinsiyetçilik, homofobi ve transfobiye karşı mücadelede ne durumda olduğumuza dair, LGBTİ+lerin ne derece sendikal mücadelede ve taleplerde görünür olduğu ve son olarak neler yapılabileceğine dair genel bir tablo çıkarmanın ön açıcı olabileceğini düşündüm.

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi’nin, “Türkiye’de Yükseköğretimdeki Cinsiyet Eşit(siz)liği” araştırmasına göre Türkiye’deki rektörlerin yüzde 90,9’u, profesörlerin yüzde 68,8’i erkek.

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender),Göç Araştırmaları Derneği (GAR) işbirliği ile düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Türkiye'de Göç Araştırmaları Konferansı’na ev sahipliği yaptı.

İnsan Hakları Derneği Eş Başkanı ve “İnsan Hakları Savunucuları için Martin Ennals Ödülü” finalisti Eren Keskin, 9 Mayıs’ta İHD genel merkezinde gerçekleştirilen törenle ödülünü aldı. Keskin, yurtdışı seyahat yasağı devam ettiği için 13 Şubat 2019’da Cenevre’de düzenlenen ödül törenine katılamamıştı.

AKP, ABD'nin İslam coğrafyasında otokratik rejimlerin yerine 'Ilımlı İslam' modelini ikame etme projesinin bir parçası olarak peydahlandı. Asla "yerli ve milli" değildi. Başlarda gerçek yüzünü açık etmemeye özen gösterdi. Devlete hakim oldukça da artık niyeti açık etmekten çekinmedi. Başta Orta-Doğu olmak üzere İslam ülkelerinde "Ilımlı İslam' rejimleri oluşturulacak, Türkiye de model olacaktı...

Fransa'da doktora öğrencisi olduğum dönemde ve daha sonra konferans vermek üzere gittiğim Avrupa'nın değişik kentlerinde, şöyle bir soruyla karşılaştığım oluyordu: "Ermeni faciası Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Eski Rejim zamanında vuku bulmuş olduğuna ve 'Yeni Rejim' de Osmanlı İmparatorluğunu tasfiye ettiğine göre, Devlet erbabı neden ' O, 1915’deki bir olaydı, bizden önceki rejimin eseriydi ' demiyor? Aslında başlarda bu soru bana mantıklı geliyordu... "Evet haklısınız, bu rejimin inkâr ederek başına bela alması gerekmiyor" türü cevaplar veriyordum...

Devrimci strateji meselesini seçimler ve sonuçlarını tartışmaya vesile edelim istiyoruz. Seçimler gibi milyonlarca insanın ilgi odağı olan meselelere devrimci sosyalist açıdan bakanların farklı bir yaklaşımı olmalıydı. Her beş yılda bir gelen bu fırsatı çok iyi değerlendirdiğimiz söylenemez. Kitlelere ve devrimci mücadele içinde olanlara önerilerimizi sunma imkanını gerektiği gibi kullanamadık.

TEPAV tarafından gerçekleştirilen “Karşılaştırmalı Olarak Türkiye’de Kadın Dostu İlçeler” araştırmasına göre nüfusu 100 binin üzerindeki ilçeler arasında “kadın dostu olarak öne çıkan 14 ilçe belediyesinden ilk dördünü BDP’li belediyeler oluşturdu. 14 ilçenin yarısını BDP’li belediyeler oluştururken, listede 5 CHP’li, 2 de AKP’li belediye yer buldu.

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi tarafından her yıl gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2019 yılı sonuçları açıklandı. Ocak - Şubat aylarında İstanbul başta olmak üzere toplam 23 ilde, kadın erkek,18 yaş ve üzeri 1.205 kişi ile gerçekleştirilen araştırmaya göre kadının toplumdaki en büyük sorunu “şiddet” olarak karşımıza çıkıyor.

Kent merkezindeki hastaneler neden kapatılır ve 20-30 kilometre uzaklıkta devasa bir hastane inşa edilir?. Müthiş bir doğa tahribatı ve kaynak israfı pahasına, gayet iyi işleyen, ihtiyacı karşılayan bir hava limanı neden yıkılır ve yerine daha uzakta bir hava limanı inşa edilir. Tam bir yıkım, sömürü, yağma ve talan aracı olan "Büyük Projeler" neden dayatılır? Herkesin olan-olması gereken müşterekler, kamu kaynakları, kamu hizmetleri neden özelleştirilir, kapitalistlere peşkeş çekilir? Sağlığı, eğitimi, sosyal güvenliği, akla gelen ne varsa özelleştirmenin 'gerekçesi' nedir? Bu kepazelik kimler tarafından nasıl 'meşrulaştırılıyor?

Ovacık Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu’nun bu seçimlerde Dersim Belediye Başkanlığına aday olacağını açıklamasının üzerine, HDP çevrelerinden son derece sert tepkiler geldi. Ana fikir mealen şuydu: Kayyum atanan HDP’li bir belediyede sol adına HDP dışında bir aday çıkartılması kabuledilemez. Kayyuma karşı mücadeleyi boşa düşürmek olur. Son tahlilde AKP’ye hizmettir.

Prof. Dr. Mustafa Aydın ve Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz

“Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması (TSSEA)” 2018 yılı sonuçları açıklandı. Araştırmaya katılanlar Türkiye’nin en önemli sorunları olarak; işsizlik, hayat pahalılığı ve Türk lirasının değer kaybetmesini görüyor.

Arslanköy Hadisesi'ni uzun uzadıya anlatmayacağım burada. Zira ilgilenenler olayların nasıl gerçekleştiğini anlamak için benim doktora tezime ve devamında yayınlanan kitabıma bakabilirler. (link aşağıda) Orada bu konu uzun bir bölüm olarak anlatılmaktadır.

Mülkiye Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen “Akademinin Cinsiyeti” konulu söyleşi Mülkiyeliler Birliği’nde gerçekleşti. Söyleşiye Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinden Selda Tuncer, AÜ Tıp Fakültesi’nden Serap Şahinoğlu Kuş ve SBF-Mülkiye Yüksek Lisans Öğrencisi İlgi Kahraman katıldı.

Leyla Güven 55 yaşında, Kürt siyasi hareketinde aktif rol oynamış, hayatının büyük bölümünü hak ve kadın mücadelesine ayırmış bir politikacı. 22 Ocak 2018’de gözaltına alındığında Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı’ydı. Hükümetin Afrin operasyonuna karşı açıklamaları üzerine, “Örgüt kurduğu ve yönettiği” iddiasıyla 31 Ocak 2018’de tutuklandı.

Mağdurlar İçin Adalet Topluluğu, dört bine yakın OHAL mağduruyla görüşerek bir rapor hazırladı. OHAL ve devamındaki süreçte mağdurlar ve yakınlarının hukuk ve iş güvencelerinin ellerinden alındığı belirtilen raporda “Çalışma ve yurt dışı yasakları ile" insanların açlığa mahkum edildiğine dikkat çekilerek, "Bu durum, Nazi dönemi Almanyasında Yahudilere karşı uygulanan ‘nefret suçu’ tanımına girebilecek cezalandırma ve uygulamalara benzemektedir” görüşüne yer veriliyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun 2019 Kadın Ajandası çıktı. Kendinize, arkadaşlarınıza, çalışanlarınıza hediye alarak mücadeleye destek olabilirsiniz. 2019 dayanışma yılı olsun! Satın almak için tıklayın

Türkçedeki 'yurttaş' Fransızca citoyen'in çevirisi sayılabilir ama pek öyle değil. Büyük Türkçe Sözlükte yurttaş: "Yurtları veya duyguları aynı olanlardan biri" olarak tanımlanıyor. Oysa, Fransızcadaki citoyen, Sitedeki yaşama kendi isteği, kendi arzusuyla katılan birey" anlamına geliyor ki, oradaki site de devlettir. Diğer yurttaşlarla birlikte kanunlar yapan, seçen ve duruma göre seçilendir. Eğer kanun yapansa, yaptığı kanunlara uyması da gerekecektir ki, ona da civisme deniyor. Mesela hiç kimse vergi vermezse, kentin su şebekesi olmaz, hastane olmaz, okul olmaz, sokaklar aydınlatılamaz, vb. Tüm bu hizmetlerin yapılabilmesi için devlete para lazımdır.

Edirne Cezaevi’nde bulunan Selahattin Demirtaş, Mezopotamya Ajansından Berivan Altan'a verdiği röportajda 6-8 Ekim’den ‘Çözüm Süreci’ne, ‘4 Kasım Darbesi’nden AKP ile MHP arasındaki çatlağa dair değerlendirmelerde bulundu.

Son günlerde kamuoyunda mevcut nafaka uygulamaları ile ilgili çarpıtılmış ve gerçek olmayan bilgiler vererek yanlış algı yaratılmaya çalışıldığını gözlemleyen Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı yanlış bilgilerin yayılmasına mahal vermemek adına nafaka ile ilgili çok bilinmeyen doğruları paylaştı.

1980 öncesinde bir sendikanın eğitim etkinliği dahilinde Ankara'dan İzmir'e gitmiştim. HAVAŞ servisinden indikten sonra bir taksiye bindim ve sendikanın adresini taksi şoförüne verdim. Sendika, betonla kaplı genişçe bir avlu içindeydi. Siyah bir Mercedes araba hızla önümüze geçip durdu, arabadan hışımla inen şoför arka kapıyı açtı, orta yaşlı tıknaz 'şık giyimli' adam indi ve hızla binaya girdiler.

Şu an itibariyle Türkiye'deki rejim, adı konmamış bir dinci despotizmdir... Son seçim hamlesiyle dinci despotizm kurumsallaştırılmak, kalıcılaştırılmak isteniyor. Artık Türkiye yönetilebilir olmaktan çıkmış bulunuyor... Yönetemiyorlar ve yönetemeyecekler... O halde neden ve nasıl bir 'çöküş tablosu' ortaya çıktı? Neden araç patinaj yapıyor sorularıyla devam edebiliriz.

"Herhangi bir yere termik santral mi kurulması, yoksa fidanlık mı yapılmasına yöre halkı değil de, "uzmanlar" ve "bilim adamları" karar verdiği sürece, bilim ve teknolojinin bir baskı ve sömürü aracı olarak kullanılmasının önüne geçilemez".*
Paradigmanın İflası, s. 219

Kadın ve şiddet kelimeleri yan yana geldiğinde, çoğunlukla kadını kurban/mağdur rolünde, yani şiddetten etkilenen bir nesne olarak görürüz. Ancak yakın zamanda yaşanan bazı tekil olaylar bilinen bu gerçeğe başka taraftan bakmamıza sebep oldu/oluyor. Bu tekil olaylardan biri de geçtiğimiz günlerde (22 Mart) aldığı cezayla yeniden gündeme gelen Nevin Yıldırım davası.

Müslüman Kardeşlerin Türkiye versiyonu olan Politik İslamcı AKP, her ne surette olursa olsun, iktidarı bırakmak istemiyor. İki nedenle: Birincisi, geride kalan 15-16 yılda sömürünün, yağma ve talanın tadına öylesine vardılar ki, ballı böreği bırakmak istemiyorlar; ikincisi, iktidardan düştükleri anda mutlaka yargılanacaklarını, hesap vereceklerini biliyorlar... Lâkin, oy tabanı eriyor ve AKP'nin seçimi kazanması, %50 sınırını aşması artık mümkün değil...

Daha Köln'e yerleştiğim ilk aylarda duyduğum bir isim; LyLy... Bu Heumark´ta bir restoran. Oldukça merkezi ve Dom katedraline de yakın olmasından dolayı eylem ya da etkinliklerden sonra bir şeyler yemek - içmek için gidilen bir mekan. İşte Gülperi ablayı LyLy´de tanıdım. Arkadaşlar onun restoranın sahibi olduğunu söylediler. Ne zaman oraya gitsem gülümseyerek her masada herkesle tokalaşıp hal-hatır sorduğuna defalarca tanık oldum. İnsanlarla ilişkisinde elbette ki bir incelik var tabi, ama daha ilk karşılaşmada dikkat çeken bizim o tarafın(doğu) kadınlarına has özellikleri... Dersimli Gülperi abla, Ovacıklı...

Milli ve Yerli politikanın ortaya çıkışının bugünkü nedeni Kürtlerin siyaset sahnesinde giderek artan bir güce ulaşması, Türk demokratik çevreleriyle, soluyla buluşmuş olmasıdır. 1970’lerde Milliyetçi Cephe’nin ortaya çıkışı ise, solun ve komünist hareketlerin güçlenmesiydi; Alevi toplumunun mezhepçi sebeplerle hedef alınması da onları sola doğru politikleştirmişti.

Diğer Makaleler...