Türkiye - Mesele 121

22. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı 270 kadının katılımıyla İstanbul’da gerçekleşti. İki gün süren kurultayın sonuç bildirgesi her yıl olduğu gibi bu yıl da, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yayınlanacak.

Osmanlı İmparatorluğunda devlet kutsaldı. Onun bakiyesi, doğrudan devamı olan TC daha da kutsaldır. Dolayısıyla, rejimin diline doladığı 'modernlik', 'çağdaşlık', 'ilericilik', 'demokrasi', vb... retoriğinin reel bir karşılığı yok. Bu rejim, bu devlet, halktan gelen hiçbir hak talebini kabul etmez, hiçbir demokratik açılıma izin vermez... Aksi halde 'kutsal devletin' büyüsünün bozulacağını düşünür... "Kapı bir kere açılırsa, kimin geçeceği belli olmaz" diye düşünür... İşte, 'Kürt Sorununun' yüz yıllık bir sorun olmaya devam etmesinin nedeni budur... Yüz yıllık bir sorun olur mu? Sorunlar çözülmek için değil midir?

AKP yeni bir "hukuk reformuyla" daha gündemde. Reform dendiğinde ekseri hayırlı bir şey yapıldığı, yapılacağı beklentisi vardır. Reform demek, mevcut olana, var olana yeni şekil vermek, yeni biçim vermektir... Oysa, yapılan değişikliğin daha iyi olacağına dair bir kesinlik yoktur... Tam tersine daha da kötüleşme olasılığı yüksektir... Eğer öyleyse, "kim neden bu işe girişiyor, kim yeni biçim, yeni şekil vermek istiyor? sorusunun sorulması gerekmez mi?...

Erdoğan 11. Kalkınma Programında 2023 hedeflerinin yarı yarıya düşürerek, yalnızca hedeflerin propagandif olarak konulduğunu değil, benzer ülkeler klasmanında bile Türkiye’nin yerinde saymasının marifet olduğunu kabul etti. Dünyanın en güçlü 10 ülkesi arasına katılma iddiasının yerini G- 20’den düşme ihtimali almış durumda.

KA.DER’in kadınların temel haklarını gündelik hayatta kullanmalarına katkı sağlamak amacıyla hazırladığı “Kapsayıcı Belediye Yönetişim Karnesi” tanıtıldı. 1000 üzerinden not verilen karne için pilot olarak seçilen Bağcılar Belediyesi ancak 125-250, Kadıköy Belediyesi ise 500-625 aralığında puan aldı.

Bu yıl 27. düzenlenen ve 5 ayrı dalda verilen Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri’nin kazananları belli oldu. Özgür Basın’a yıllarını veren üç isme de Onur Ödülü verildi. Ödüller Cumartesi günü düzenlenecek törenle sahiplerine takdim edilecek.

Hrant Dink Ödülü’nün sahipleri Türkiye’den Nebahat Akkoç, ve Hindistan’dan Agnes Kharshiing oldu. Akkoç, kadının insan hakları ile “eril şiddet”e karşı çalışmalarıyla biliniyor. Kharshiing ise Hindistan’da yaşadığı bölgedeki yoksulların, kadınların, çocukların ve dezavantajlı insanların hakları ve çevre hakları için mücadele ediyor.

Türkiye'de 73 yıldır bir demokrasi oyunu oynanıyor. Ağzını açan her politikacı, akademi üyesi, gazeteci, "aydın" denilenler, mülk sahibi sınıfların sözcüleri, Türkiye'nin 'demokratik bir cumhuriyet' olduğunu söylüyor... Cunta anayasasında da "Türkiye'nin demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti" olduğu yazılı... Bu, aslında kısa bir cümleye dört yalanı sığdırma başarısıdır. Türkiye'de bu dördünün hiç birinin, hiç bir zaman bir gerçekliği, bir karşılığı olmadı... 

İş gücünün yarıdan fazlasının kadın olduğu bilinen kültür-sanat sektöründeki kadın profesyonellerin ihtiyaç ve isteklerini ortaya çıkarmak için British Council tarafından hazırlanan "Kültürde Kadın Gücü" araştırmasına göre toplumsal cinsiyet bakış açısından ele alındığında, kadınların yüzde 40'ı sektörde kadın olmanın zorluğuna dikkat çekerken, yüzde 25'i de mesleki hayatında bazen ‘erkek gibi davranmak’ zorunda kaldığını kabul ediyor.

İSİG Meclisi, Temmuz ayı iş cinayetleri raporunda göçmen/mülteci iş cinayetlerinde yaşanan artışa dikkat çekti. 2019’in ilk yedi ayında 70 göçmen/mülteci işçinin yaşamını yitirdiğini belirten İSİG Meclisi’nin tespitlerine göre Ölen işçilerin büyük bölümünü Suriyeli ve Afganistanlılar oluşturdu.

DİSK Basın İş Sendikası, dünya çapında açık bir duyuru ile karikatüristlere hapisteki gazetecilerle dayanışmak için karikatür gönderme çağrısında bulundu. Çağrıya dünyadan ve Türkiye’den birçok karikatürist çizimleriyle destek verdi.

Geçtiğimiz günlerde işim gereği mültecilerin yaşadığı bir kampa gittim. Bekleme süresinde pencerenin önüne gidip dışarıya baktım. İki çocuk iki salıncakta kuşlar gibi çığlık çığlığa bağırarak sallanıyordu. Sonra ben onlara bakarken yanımdan gelip geçenlerin şaşkın bir merakla bana baktıklarını farkettim. Kendimi toparladım. Gözlerimden yanaklarıma akan yaşlardan habersizdim.

“İnsan hak ve özgürlükleri konusunda çalışmalar yapmak” amacıyla 33 yıl önce bugün 98 kişinin imzasıyla kurulan İnsan Hakları Derneği, kuruluş yıldönümü nedeniyle bir açıklama yayınlanarak, “İnsan Hakları, demokrasi ve barış mücadelemiz sürüyor, sürecek…” dedi.

Her tarihsel dönemde ve her toplumda, belirli bir eğitimden geçmiş olanlar imtiyazlı bir statüye sahiptirler. Bu imtiyaz toplumdaki işlevlerinin karşılığıdır. Egemenlere akıl hocalığı yaparlar. Meşruiyet ve rıza üretirler. Yalan üretmeye memur edilmişlerdir...

Türkiye toplumu bir dizi krizler sarmalına hapsolmuş bulunuyor. Artık bu çöküş tablosundan bildik yöntem ve araçlarla çıkmak mümkün değil. Zira, söz konusu olan sadece ekonomik kriz değil, politik, sosyal, ekolojik, etik krizi, değerler krizi... söz konusu.

Hormonlu Domates LGBTİ+fobi Ödülleri Şişli’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Ödül kazananlar arasında Ankara Valiliği, TİHEK, Diyanet, Mustafa Ceceli gibi birçok kişi ve kurum bulunuyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ise ömür boyu hormonlu domates verildi.

Türkiye "aydın"ın harman olduğu bir ülke. Dünya'da herhalde bu kadar "aydını" olan başka bir ülke yoktur. Bir eğitimden geçmek, diploma sahibi olmak 'aydın' sayılmaya yetiyor. Okumuşlar, söze, 'bir aydın olarak' diye başlıyor... Velhasıl burası 'aydını' bol ama nedense 'aydınlatanı kıt' bir ülke... Peki neden?

Aralarında Latife Tekin, Zuhal Olcay, Müjde Ar, Leman Sam, Nesrin Nas, Hazal Kaya, Feride Acar, Ufuk Tarhan gibi isimlerin de yer aldığı, farklı çalışma alanlarından 100 tanınmış kadın nafaka hakkının hiçbir şekilde kısıtlanmaması, değiştirilmemesi veya geri alınmaması gerektiğinin altını çizdikleri bir metin yayınladılar.

27. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi haftanın temasını, “Ekonomi Ne Ayol?” olarak açıkladı. Haftanın bildirgesinde “LGBTİ+’lar ve diğer ezilen kimlikler özgürleşmeden, hiçbir kriz çözülmeyecek” görüşü dile getirildi. İşte 27. Onur Haftasının bildirgesi...

TÜİK 2018 yılı için Kültürel İstihdam verilerini açıkladı. 2018 yılında kültürel istihdam bir önceki yıla göre yüzde 5,5 artarak 648 bin kişi oldu. Kültürel istihdamın yüzde 50’sini kadınlar oluşturdu. Toplam istihdamın 447 bini “diğer faaliyetler” bölümünde yer aldı.

Mersin’de bulunan LGBT 7 Renk Derneğinin düzenlediği bir etkinlikte Sendikalar ve LGBTİ+lar üzerine bir sunum yapmam istendiğinde önce içimi bu konu hakkında söyleyebileceğim pek bir şey olmadığına dair bir his kapladı. Ardından cinsiyetçilik, homofobi ve transfobiye karşı mücadelede ne durumda olduğumuza dair, LGBTİ+lerin ne derece sendikal mücadelede ve taleplerde görünür olduğu ve son olarak neler yapılabileceğine dair genel bir tablo çıkarmanın ön açıcı olabileceğini düşündüm.

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi’nin, “Türkiye’de Yükseköğretimdeki Cinsiyet Eşit(siz)liği” araştırmasına göre Türkiye’deki rektörlerin yüzde 90,9’u, profesörlerin yüzde 68,8’i erkek.

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender),Göç Araştırmaları Derneği (GAR) işbirliği ile düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Türkiye'de Göç Araştırmaları Konferansı’na ev sahipliği yaptı.

İnsan Hakları Derneği Eş Başkanı ve “İnsan Hakları Savunucuları için Martin Ennals Ödülü” finalisti Eren Keskin, 9 Mayıs’ta İHD genel merkezinde gerçekleştirilen törenle ödülünü aldı. Keskin, yurtdışı seyahat yasağı devam ettiği için 13 Şubat 2019’da Cenevre’de düzenlenen ödül törenine katılamamıştı.

AKP, ABD'nin İslam coğrafyasında otokratik rejimlerin yerine 'Ilımlı İslam' modelini ikame etme projesinin bir parçası olarak peydahlandı. Asla "yerli ve milli" değildi. Başlarda gerçek yüzünü açık etmemeye özen gösterdi. Devlete hakim oldukça da artık niyeti açık etmekten çekinmedi. Başta Orta-Doğu olmak üzere İslam ülkelerinde "Ilımlı İslam' rejimleri oluşturulacak, Türkiye de model olacaktı...

Fransa'da doktora öğrencisi olduğum dönemde ve daha sonra konferans vermek üzere gittiğim Avrupa'nın değişik kentlerinde, şöyle bir soruyla karşılaştığım oluyordu: "Ermeni faciası Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Eski Rejim zamanında vuku bulmuş olduğuna ve 'Yeni Rejim' de Osmanlı İmparatorluğunu tasfiye ettiğine göre, Devlet erbabı neden ' O, 1915’deki bir olaydı, bizden önceki rejimin eseriydi ' demiyor? Aslında başlarda bu soru bana mantıklı geliyordu... "Evet haklısınız, bu rejimin inkâr ederek başına bela alması gerekmiyor" türü cevaplar veriyordum...

Devrimci strateji meselesini seçimler ve sonuçlarını tartışmaya vesile edelim istiyoruz. Seçimler gibi milyonlarca insanın ilgi odağı olan meselelere devrimci sosyalist açıdan bakanların farklı bir yaklaşımı olmalıydı. Her beş yılda bir gelen bu fırsatı çok iyi değerlendirdiğimiz söylenemez. Kitlelere ve devrimci mücadele içinde olanlara önerilerimizi sunma imkanını gerektiği gibi kullanamadık.

TEPAV tarafından gerçekleştirilen “Karşılaştırmalı Olarak Türkiye’de Kadın Dostu İlçeler” araştırmasına göre nüfusu 100 binin üzerindeki ilçeler arasında “kadın dostu olarak öne çıkan 14 ilçe belediyesinden ilk dördünü BDP’li belediyeler oluşturdu. 14 ilçenin yarısını BDP’li belediyeler oluştururken, listede 5 CHP’li, 2 de AKP’li belediye yer buldu.

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi tarafından her yıl gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2019 yılı sonuçları açıklandı. Ocak - Şubat aylarında İstanbul başta olmak üzere toplam 23 ilde, kadın erkek,18 yaş ve üzeri 1.205 kişi ile gerçekleştirilen araştırmaya göre kadının toplumdaki en büyük sorunu “şiddet” olarak karşımıza çıkıyor.

Kent merkezindeki hastaneler neden kapatılır ve 20-30 kilometre uzaklıkta devasa bir hastane inşa edilir?. Müthiş bir doğa tahribatı ve kaynak israfı pahasına, gayet iyi işleyen, ihtiyacı karşılayan bir hava limanı neden yıkılır ve yerine daha uzakta bir hava limanı inşa edilir. Tam bir yıkım, sömürü, yağma ve talan aracı olan "Büyük Projeler" neden dayatılır? Herkesin olan-olması gereken müşterekler, kamu kaynakları, kamu hizmetleri neden özelleştirilir, kapitalistlere peşkeş çekilir? Sağlığı, eğitimi, sosyal güvenliği, akla gelen ne varsa özelleştirmenin 'gerekçesi' nedir? Bu kepazelik kimler tarafından nasıl 'meşrulaştırılıyor?

Ovacık Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu’nun bu seçimlerde Dersim Belediye Başkanlığına aday olacağını açıklamasının üzerine, HDP çevrelerinden son derece sert tepkiler geldi. Ana fikir mealen şuydu: Kayyum atanan HDP’li bir belediyede sol adına HDP dışında bir aday çıkartılması kabuledilemez. Kayyuma karşı mücadeleyi boşa düşürmek olur. Son tahlilde AKP’ye hizmettir.

Prof. Dr. Mustafa Aydın ve Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz

“Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması (TSSEA)” 2018 yılı sonuçları açıklandı. Araştırmaya katılanlar Türkiye’nin en önemli sorunları olarak; işsizlik, hayat pahalılığı ve Türk lirasının değer kaybetmesini görüyor.

Arslanköy Hadisesi'ni uzun uzadıya anlatmayacağım burada. Zira ilgilenenler olayların nasıl gerçekleştiğini anlamak için benim doktora tezime ve devamında yayınlanan kitabıma bakabilirler. (link aşağıda) Orada bu konu uzun bir bölüm olarak anlatılmaktadır.

Mülkiye Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen “Akademinin Cinsiyeti” konulu söyleşi Mülkiyeliler Birliği’nde gerçekleşti. Söyleşiye Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinden Selda Tuncer, AÜ Tıp Fakültesi’nden Serap Şahinoğlu Kuş ve SBF-Mülkiye Yüksek Lisans Öğrencisi İlgi Kahraman katıldı.

Leyla Güven 55 yaşında, Kürt siyasi hareketinde aktif rol oynamış, hayatının büyük bölümünü hak ve kadın mücadelesine ayırmış bir politikacı. 22 Ocak 2018’de gözaltına alındığında Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı’ydı. Hükümetin Afrin operasyonuna karşı açıklamaları üzerine, “Örgüt kurduğu ve yönettiği” iddiasıyla 31 Ocak 2018’de tutuklandı.

Mağdurlar İçin Adalet Topluluğu, dört bine yakın OHAL mağduruyla görüşerek bir rapor hazırladı. OHAL ve devamındaki süreçte mağdurlar ve yakınlarının hukuk ve iş güvencelerinin ellerinden alındığı belirtilen raporda “Çalışma ve yurt dışı yasakları ile" insanların açlığa mahkum edildiğine dikkat çekilerek, "Bu durum, Nazi dönemi Almanyasında Yahudilere karşı uygulanan ‘nefret suçu’ tanımına girebilecek cezalandırma ve uygulamalara benzemektedir” görüşüne yer veriliyor.

Diğer Makaleler...

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele