Dünya - Mesele 121

Şili’de devam eden krizin temel nedeni on yıllardır devam serbest piyasa köktenciliğidir. Şaşırtıcı seviyedeki eşitsizliğin üzerine gitmek, ülkenin milyarder başkanı için tasavvur dahi edilemeyecek bir hareket olan neoliberal dogmadan kopuşu gerektirir.

Şimdilerde yaşanan iklim krizinin, ekolojik yıkımın, sosyal sefaletin ve etik yozlaşmanın gerisinde, dizginlerinden boşanmış ekonomik büyüme var. Oysa insanlara, eğer “sabrederlerse” ekonomik büyüme sayesinde tüm sorunların çözüleceği söyleniyor… 

Portekiz’de, sosyal liberal Sosyalist Parti (PS), Sol Blok (BE) ve Portekiz Komünist Partisi (PCP) tarafından 2015’te kurulan ve geringonça (zımbırtı) olarak bilinen dört yıllık alışılmadık hükümet tecrübesinin ardından Pazar günü genel seçim yapıldı. Takip edenlerin çoğunu şaşırtacak şekilde bu parlamenter anlaşma bir dönemi tamamlayabildiğini gösterdi.

Bugün 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü. ILO verilerine göre dünya genelinde 152 milyon çocuk çalışmak zorunda. İSİG Meclisi ise Türkiye’deki sayının 2 milyon olduğunu açıkladı. Çocuk işçi sayısı dünyada azalırken, Türkiye’de artıyor.

Narendra Modi’nin tekrar kazanmayacağını düşünen kimse yoktu zaten. Tek soru, Bharatiya Janata Partisi’nin (Hindistan Halk Partisi) Lok Sabha’da[1] koalisyon ortağı mı aramak zorunda kalacağı, yoksa 2014’teki hayret verici başarısını tekrarlayıp tek başına mı hükümet olacağıydı.

Katalan bağımsızlık yanlılarına yöneltilen ayaklanma suçlamaları İspanyol demokrasisi için utanç verici bir anı gösteriyor. Franko rejimi uzun süre önce gitti ama yarattığı devlet aygıtı tam olarak parçalanmadı.

Dünya çapındaki “kahverengi dalga”nın son bölümünü teşkil eden Brezilya’daki Bolsonaro olgusu şiddet tapıncı ve sola ve işçi hareketine olan derin nefretiyle klasik faşizme daha yakın.

Komünist lider Imre Nagy’nin heykelinin kaldırılması, Viktor Orbán’ın ülke solunun tüm hafızasını silme ve aşırı sağı parlatma yolundaki çabalarının sonuncusu.

1970’lerin başlarında, Sudanlı şair Mahcub Şerif hapishane yolunda ateşli yakarı yazmıştı:
Sevgili Hartum’umuzun gökyüzü ne zaman açılacak,
Ülkenin yaraları ne zaman sarılacak?
On yıllar sonra sorusu yanıtlanıyor gibi görünüyor.

“Tampon vergisi” kavramı tampon ve ped gibi regl sırasında ihtiyaç duyulan hijyen ürünlerine uygulanan vergileri tanımlamak için kullanılıyor. Tampon vergisi kadınların ya da regl olan trans ya da ikili toplumsal cinsiyet sistemine dahil olmayan insanların ihtiyaç duyduğu hijyen ürünlerine erişimini zorlaştırıyor.

Atina’da öğretmen grevi, 14 Ocak 2019. Öğretmenler Birliği, “The Parthenon”

Kaliforniya’dan Yunanistan’a, öğretmenler eğitime yönelik saldırılarla mücadele ediyorlar. Grevdeki Yunan öğretmenler, Los Angeles’taki öğretmen grevini desteklediklerini yazdılar.

Moda, son yüzyıl içinde yaygınlaşan bir kavram. 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar dünya nüfusunun büyük çoğunluğu için giysilerin değiştirilmesi için ölçü eskimeydi. Eski giysiler de atılmıyor, tamir edilerek bir süre daha giyilmeye devam ediliyor, büyüklerin elbiseleri çocuklar için küçültülüyordu. Kullanılamayacak hale gelenler temizlik bezi olarak kullanılıyor, ya da parçalar birleştirilip kilim işlevi görüyordu. Dikim ve örgü işleri aile fertlerince de yapılabiliyordu. Giyecek stokunda çeşitlilik sadece yazlık ve kışlık ayırımıyla sınırlıydı.

6 Ağustos 1945 de ABD tarafından Japonya'nın Hiroşima kentine atılan atom bombası 90 ila 166 bin insanın (sivilin) ölümüne yol açtı... Hızlarını alamadılar, üç gün sonra Nagazaki'ye bir bomba daha attılar ve 60 ila 80 bin masum hayatını kaybetti... Fakat bu eylemin lânetli sonucu bu kadarla sınırlı değildi... Ölmeyenlerin durumu da vahimdi... Ve aradan 73 geçtiği halde vahşi saldırının acısı bu gün bile bitmiş değil, yara hala kanamaya devam ediyor...

Donald Trump’ın, İran yaptırımları anlaşmasını tanımaması ve savaş tehditleri ve hükümete karşı binlerce insanı sokağa taşıyan ekonomi protestolarının ardından, İslam Cumhuriyeti şimdi ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Kuzeybatı’daki baskısını arttırıyor.

Economist gibi müesses nizam yayınları Brezilya ordusunun aşırı sağcı aday Bolsonaro üzerinde yatıştırıcı etkisi olduğunda ısrar ediyorlar. Oysa tam tersi doğru.

Eski Havana, Şubat 2017. Foto: Pedro Szekely/Flickr

Raúl Castro’nun piyasa yanlısı politikaları genişletmesinin ardından ve devlet başkanlığı devir tesliminin hemen öncesinde, çok sayıda Kübalı ülkelerinin geleceğiyle ilgili karamsar şeyler düşünüyor.

Son birkaç haftadan beri (Ekim 2017)* dünya kapitalist ekonomisi ile ilgili, yeniden hem hükümet duyurularında hem de medya yayınlarında iyimser bir hava estiriliyor. Her ne kadar “tedbirli olunmalı”, “kırılgan olabilir” gibi laflar edilse de “ekonomi yeniden canlanıyor” söylemi giderek artıyor.

Karl Marx’ın 150 yıl kadar önce “mali aristokrasinin Avrupa yayın organı” diye tanımladığı Londra’da yayımlanan etkili haftalık dergi Economist, son sayısını “Bir Sonraki Savaş”ı ve “Artan Büyük Güç Çatışması Tehdidi”ni tartışmaya ayırdı. Onun başyazısı, şu tüyler ürpertici uyarı ile başlıyor:

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ni (IKBY) "henüz vakit varken" bağımsızlık referandumundan vazgeçmeye çağırırken, "tüm ikazlara rağmen bu referandumun yapılması halinde ikili ve uluslararası antlaşmalardan doğan Türkiye'nin hakkını mahfuz (saklı) tutulacağını" açıkladı.

Amerika’nın bir göçmenler ülkesi, başka ülkelerden buraya göç eden insanlardan müteşekkil bir ülke olduğu sürekli söylenmektedir. Aslına bakılırsa, evet, bu doğrudur. Dünya tarihinin çok büyük bir bölümü boyunca, yeryüzünün bu parçasında (Amerika’da) yaşayan bir insan türü yoktu.

Robson’dan başlayalım. “İnci dişli zenci kardeşim(iz)” Paul Robson’dan… Köle kökenli bir ailenin çocuğu olarak ABD’de doğmuştu Robson. Gözünü dünyaya açtığı andan itibaren de ırkçılıkla karşılaşmıştı. Öğrenim hayatı boyunca ırkçı nefrete ve ayrımcılığa karşı mücadele etti ve hukuk okuyarak baroya kabul edilen ilk siyah avukat oldu.

Troçki 1939’da yayınladığı, “Marksizm ve Çağımız” yazısında, “Teknik düşüncenin son zaferlerine rağmen, maddi üretici güçler artık gelişmiyor. Dünya inşaat sanayisindeki durgunluk, ekonominin temel dallarındaki yeni yatırımların tıkanmasının sonucu olarak, gerilemenin en belirgin ve hatasız belirtisidir. Kapitalistler kendi sistemlerinin geleceğine artık kolayca inanamıyorlar” diyor.

İşçi sınıfı ya da en azından beyaz kesimi, büyük ulusal gizemimiz olarak kendini gösterdi. Geleneksel olarak Demokrat olan bu kesim aşırı ilgi meraklısı bir milyarderin başkan seçilmesine yardımcı oldu. Liberal çok bilmişler “Bunların neyi var?' diye sorup durdular. Neden Trump'ın sözlerine inanıyorlar? Gerçekten aptallar mı yoksa dokunulmayacak kadar ırkçılar mı? Neden işçi sınıfı kendi çıkarlarının karşısında duruyor?

Uluslararası ilişkiler gittikçe daha büyük bir istikrarsızlığa sürükleniyor. İstikrarsızlık yaşanan yerler çoğalıyor. Ortadoğu’da hem ülkelerin içindeki hem de ülkeler arasındaki çatışmalardan dolayı yaşanan dramlara burada yeniden detaylı olarak değinmeyeceğiz. Ama olay Irak ve Suriye’nin hızlı bir şekilde istikrarsızlığa sürüklenmesiyle sadece  bölgeye çıkarları nedeniyle müdahale eden ABD’den Fransa’ya ve Rusya’ya kadar büyük güçlerle sınırlı kalmayıp Türkiye’yi de doğrudan etkiledi. En azından Kürt sorunundan dolayı.

2008 mali krizi ekonomi çevrelerindeki yönetici kadroların, büyük bankaların müdürlerinin,  bakanların, devlet ve hükümet başkanlarının nasıl bir paniğe kapıldığını gözler önüne serdi. 2007’de bazı bankalar sıkışıp faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığında ülkelerin birbiriyle çelişen kararlar aldığına tanık olduk.  

Dünya ekonomisinin mali sektöre gittikçe daha fazla bağımlı hale gelmesi nedeniyle ortaya çıkan ve büyüyen tehditlere rağmen ekonomik krizin belirleyici özelliklerinde son 9 ayda çok önemli bir değişiklik olmadı. Kapitalizmin krizi 2007-2008 mali krizinden sonra ortaya çıkan tehditlerin, çok daha kötü bir şekilde kendini göstermesine ve daha da artarak gündeme gelmesine rağmen henüz bir felaketle sonuçlanmadı.

Yemin töreninde yaptığı konuşmada Başkan Trump önümüzdeki dört yılda stratejik olarak takip edeceği politik-ekonomik politikalarının anahatlarını net ve güçlü bir şekilde çizdi. Financial Times, New York Times, Washington Post ve Wall Street Journal’da görücüye çıkan Trump-karşıtı gazeteciler, editoryaller, akademisyenler ve uzmanlar, mütemadiyen Başkan’ın programını ve onun mevcut ve geçmiş politikalara yaptığı eleştirileri tahrif edip yalanlar söylediler.

8 Kasım 2016 ABD'de kötü bir şakanın gerçeğe dönüştüğü, kabusa benzer bir geleceğin habercisi olan bir tarih olarak hatırlanacak. 16 Haziran 2015 günü Amerikan başkanlığına aday olduğunu resmen açıklayan Donald Trump, o günden itibaren Amerikan politik tarihinde emsali görülmemiş basitlik ve ciddiyetsizlikte bir seçim kampanyası başlattı.

Çin yıllardır, bütün rakiplere kafa tutan brüt gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) büyüme oranları açıklıyor. Ancak öncelikle, bu rakamların herhangi bir eleme yapılmadan, değerli bir niteliği, önemi olmayan neredeyse her şeyi kapsadığını söylemek gerek. Örneğin, rejimin köylülerden çaldığı, başka hiçbir değişiklik yapmadan fiyatı piyasa değerine değişen topraklar, büyüme rakamlarını şişiriyor. Gayrimenkuller için de aynısı söz konusu.

TeleSUR’un İngilizce bölümü, kendisini “bir sendikacı ve Kolombiya Solu’nun siyasal lideri olarak” tarif eden ve Kolombiya’da siyasal bir mahkûm olan Huber Ballesteros ile söyleşi yaptı. (Yayınlanma tarihi 23 Mayıs 2016) Köylü kesiminden gelen Huber Ballesteros Tarım İşçileri Ulusal Sendika Federasyonu ve Kolombiya İşçileri Konfederasyonu’nun Ulusal Yürütme Komitesi üyesi. Kendisi ayrıca 1980’lerdeki Yurtsever Birlik’e1 karşı yapılan soykırımdan kurtulmuş biri olup bu partinin sözcüsüydü.

ABD Başkanlık seçimlerini toplam oyda rakibini 1 milyon civarında oyla geçen Hillary Clinton yerine birçok medya ve siyaset elitinin, hatta bilim insanının ön seçimlerden bile galibiyetle çıkmasını imkansız gördüğü Donald Trump kazandı. Dahası Cumhuriyetçiler Senato ve Temsilciler Meclisi’nde de başarı elde ederek çok kritik üçlüyü 1928’den bu yana ilk kez ellerinde birleştirmiş oldular.

SYRİZA’nın seçim başarısı ortada. Seçim sonuçları devrimci sola, sosyal demokrasinin solunda olan kitlelere ve sosyal demokratlara moral vermiş olmalı. Yaratacağı siyasi sonuçları kestiremesek de bu konu üzerinde durulmalı.

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele