Mesele / Meseleler - Mesele 121

Osmanlı İmparatorluğunda devlet kutsaldı. Onun bakiyesi, doğrudan devamı olan TC daha da kutsaldır. Dolayısıyla, rejimin diline doladığı 'modernlik', 'çağdaşlık', 'ilericilik', 'demokrasi', vb... retoriğinin reel bir karşılığı yok. Bu rejim, bu devlet, halktan gelen hiçbir hak talebini kabul etmez, hiçbir demokratik açılıma izin vermez... Aksi halde 'kutsal devletin' büyüsünün bozulacağını düşünür... "Kapı bir kere açılırsa, kimin geçeceği belli olmaz" diye düşünür... İşte, 'Kürt Sorununun' yüz yıllık bir sorun olmaya devam etmesinin nedeni budur... Yüz yıllık bir sorun olur mu? Sorunlar çözülmek için değil midir?

AKP yeni bir "hukuk reformuyla" daha gündemde. Reform dendiğinde ekseri hayırlı bir şey yapıldığı, yapılacağı beklentisi vardır. Reform demek, mevcut olana, var olana yeni şekil vermek, yeni biçim vermektir... Oysa, yapılan değişikliğin daha iyi olacağına dair bir kesinlik yoktur... Tam tersine daha da kötüleşme olasılığı yüksektir... Eğer öyleyse, "kim neden bu işe girişiyor, kim yeni biçim, yeni şekil vermek istiyor? sorusunun sorulması gerekmez mi?...

Erdoğan 11. Kalkınma Programında 2023 hedeflerinin yarı yarıya düşürerek, yalnızca hedeflerin propagandif olarak konulduğunu değil, benzer ülkeler klasmanında bile Türkiye’nin yerinde saymasının marifet olduğunu kabul etti. Dünyanın en güçlü 10 ülkesi arasına katılma iddiasının yerini G- 20’den düşme ihtimali almış durumda.

Fazla söze gerek yok, NASA’nın İklim Krizi üzerine bilgi veren sitesinden alıntıladığımız verileri paylaşıyoruz:

Bugün 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü. ILO verilerine göre dünya genelinde 152 milyon çocuk çalışmak zorunda. İSİG Meclisi ise Türkiye’deki sayının 2 milyon olduğunu açıkladı. Çocuk işçi sayısı dünyada azalırken, Türkiye’de artıyor.

Narendra Modi’nin tekrar kazanmayacağını düşünen kimse yoktu zaten. Tek soru, Bharatiya Janata Partisi’nin (Hindistan Halk Partisi) Lok Sabha’da[1] koalisyon ortağı mı aramak zorunda kalacağı, yoksa 2014’teki hayret verici başarısını tekrarlayıp tek başına mı hükümet olacağıydı.

Monthly Review’in Eylül 1969 sayısında yayımlanan Margaret Benston’ın “Kadınların Kurtuluşunun Ekonomi Politiği” makalesi, birçok bakımdan fevkalade bir metindir. Bunun birinci nedeni yazarın kimliği ve üretiminin toplumsal bağlamıdır. Bir kimya ve bilgisayar bilimleri profesörü olmasının yanı sıra bu alanlarda üretken bir yazar olarak Benston’ın radikal söyleme katkıda bulunan olması pek ihtimal dâhilinde değildi.

İsveçli ekoloji aktivisti, 16 yaşındaki Greta Thunberg öncülüğünde başlatılan gençlerin iklim grevleri dünya ölçeğinde yankılandı. BM genel kurulu da iklim gündemiyle toplandı... Bu, küresel ısınmaya ilginin ve duyarlılığın arttığının bir göstergesi. Sevindirici... Devletlerden, hükümetlerden acilen duruma müdahale etmeleri isteniyor. Aksi halde ve geç kalınırsa geriye kurtarılacak bir şey kalmaya bileceği ortada... İklim krizi bir tevatür değil...

Ekolojik mücadelelerin iki temel zaafı bulunduğunu belirten Fikret Başkaya, hareketin bölünmüş yapısının yanı sıra asıl zaafın hükümetlerden çözüm beklenmesi olduğunu vurguluyor. Asıl iktidarın hükümetler değil, şirketler olduğu neoliberalizm çağında devletlerin işlevinin ise sermayenin çıkarını gerçekleştirmek olduğunu belirten Başkaya’ya göre neoliberalizme karşı olmak yetmez, kapitalizme karşı olmak gerekiyor. İşte Fikret Başkaya’nın sorularımıza verdiği yanıtlar...

Ronald Grigor Suny’nin “Bakü Komünü 1917-1918” adlı kitabı Aras Yayıncılık tarafından yeniden basıldı. 1917 Bolşevik devrimi döneminde Kafkas halklarının biraraya gelip 97 gün boyunca yürüttükleri Bakü Komünü, ismini alırken Paris Komünü’nden de esinlenmişti. Kitabın yeni baskısı vesilesiyle Masis Kürkçügil döneme ve kitaba yakından bakan bir sunuş yazdı.

Lev Troçki’nin torunu Esteban Volkov ve Meksika ve Arjantin’deki CEIP-LT Leon Trotsky İnceleme Araştırma ve Yayın Merkezi “Trotsky” dizisindeki iftiraları reddeden bir dilekçeyi imzaya açtılar. Bu Televizyon dizisi, ilk olarak Rusya’da çekilmiş ve 2017’de Rossiya 1 kanalında yayınlanmış, ardından 2018’de satın alınarak Netflix’de yayınlanmaya başlamıştır.

16-17 (Rus takvimiyle 3-4) Temmuz günleri Rus devrim tarihine trajik bir bölüm ekledi. Sorumlusu olarak ‘Bolşeviker’ gösterildi. Hep bir ağızdan ‘elebaşıları tutuklayın, kitleleri silahsızlandırın’ ve ‘devrimci düzeni’ yeniden kurun çağrısı yapılıyordu. Sosyalist Devrimciler ve Menşevikler Bolşeviklerin tutuklanıp silahsızlandırılmasıyla ‘düzeni’ sağlamaya hazırdı.

Çok Okunanlar

Facebook'ta bizi bul

Ziyaretçiler

54 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Joomla SEF URLs by Artio