Kıssa Kıssa - Mesele 121

Bizim Unuttuğumuz Şey Mahmut Şenol’un Tefrika Yayınlarından taze çıkan öykü kitabıdır. Mahmut’un kitap kapağını internette ilk gördüğümde, geniş zamanda bizi anlatan hikâyeleri okuyacağımı hissetmiştim. Şimdiki zamanda geçen herhangi bir biz, çoğunlukla sığlığı, eksikliği, düşmanlığı, ayrışmayı, içine sinmese de gördükçe alışılan bütün o kötü duyguları anlatıyor çünkü.

Sizde de olur mu bilmem, ama bazı kitaplar beni çeker. Kapağı, ismi, yazarı, ya da herhangi başka bir şeyi... O kitabı açıklayamadığım bir sebepten dolayı edinirim, büyülenmiş gibi okurum, okurken not alırım, yazdıklarımla yol alırım. Yolculuk(kitap) bittikten sonra anlarım ki bu okuma boşuna değilmiş. Kitabın ruhuma girip beni götürdüğü yerden geriye doğru bakarım sonra. Gördüğüm yeni şeyler öğrendiğimin resmidir.

Amerika’nın güneyinden güçlü öyküleri romanlarına taşıyan ABD’li yazar Jesmyn Ward son romanı ‘Sing, Unburied, Sing’ ile National Book Award’ın sahibi oldu. Ward, bu prestijli ödülü kurmaca dalında iki kere kazanan ilk kadın yazar olarak tarihe geçti.

Engin Günay’ın önceki iki kitabının adları; Parkta Gölgeler ve Sürgünün Seyir Defteri. Her iki kitap da yazarın, Zürih’te geçen zorunlu yurt dışı yıllarına ait. Kartalimeni, Engin Günay’ın üçüncü kitabı, ikinci romanı. Kartalimeni ilk bakışta bir “dönem romanı” gibi görünse de ondan çok fazlasıdır. Çok güçlü bir mekan anlatısı, etkileyici kişilikler ve Türkiye tarihinin çok önemli bir kesiti vardır. Ancak bu üç unsurdan hiç birisi bir diğerinin önüne geçmediği gibi, bir harmoni içerisinde, bir birini tamamlayan biçimde, bütünlük arz etmektedir. Tümü hüzünlü bir senfoninin parçaları gibidir.

Bilim ve Gelecek Yayınları’ndan çıkan Ogan Güner’in ‘Hercümerç’ adlı romanı, tarihin en civcivli dönemi sayılabilecek 20. yüzyıl başında geçiyor. Dönemin siyasi atmosferi arka planda belli belirsiz akarken, gizemli bir komiserin ve etrafındaki ilginç karakterlerin başından geçenleri nefes almadan okuyacaksınız. Sayfalar ilerledikçe kendinizi buğulu, puslu bir ortamın içinde kaybolmuş, ‘hercümerç’ olmuş bir halde bulacaksınız…

“Bilmiyoruz.” diye düşündüm. “Kendimizi tanımıyoruz. İnsan olarak neye, ne kadar tahammül edebiliriz? Tahammül edemediğimizde nasıl, nerede insanlıktan çıkarız? İşte bundan zerre kadar haberimiz yok.” Elimdeki kitabı masaya bırakırken aklıma ilk gelen şey buydu.

Diğer Makaleler...

Bültene abone olun

Mesele'ye yeni yazı eklendiğinde haberdar olmak için eposta adresinizi bırakın.

Facebook'ta Mesele