Toplumsal ve tarihsel travmaların insan psikolojisindeki görünümü - Mesele 121

Derin Analiz

Soykırım, savaş, doğal afet gibi oldukça ağır ve sürekliliği olan travmalar yaşayan ailelerde konuşulmayan, ancak bilinçaltına yerleşen korkular kendini aile içindeki iletişimde çifte mesaj (Doppel-Bottschaft) şeklinde gösteriyor.

Jean-Francois Millet (1814-1875)´in L´Angelus adını verdiği ünlü resminde ellerini dua eder gibi kavuşturup bir patates sepetinin önünde duran bir kadın ve erkek figürü vardır. Yıllar sonra İspanyol ressam Salvador Dali (1904-1989) bu resimden esinlenerek aynı resmi kendi tarzıyla 64 kez tekrar tekrar çizer.


Anne Ancelin Schützenberger,           
Almancaya Çev: Hanna Neufang,
Dr. Albrecht Mahr,
Carl-Auer Yayınevi
253 sayfa, 2015

Millet´in resmi röntgen ışınlarıyla incelendiğinde patates dolu sepetin altında düzeltme işaretlerine rastlanır. İncelemenin sonunda gerçekte patates sepetinin yerine bir çocuk tabutunun resmedildiği farkedilir. J.-F. Millet´in hatıralarında resimle ilgili yazdıkları da dikkat çekicidir. Ressam o resimdeki çocuk tabutundan bahseder ve bunu bir arkadaşıyla konuştuktan sonra değiştirmeye karar verdiğini ekler. Çünkü arkadaşı ona resmin tabuttan dolayı çok kasvetli göründüğünü ve bu halde satılmasının zor olduğunu söylemiştir.

Bu hikaye resmi büyülenmiş gibi defalarca çizen Salvador Dali´ye anlatıldığında onun verdiği cevap şu olur: “Resimdeki o ölü çocuğun kokusunu her zaman duydum.”

Salvador Dali yine bu resimle olan bağlantısını 1974´te kendisiyle yapılan bir söyleşide şöyle dile getirir: “Ben hayatı yaşamadan önce ölümü yaşadım. Erkek kardeşim benim doğumumdan üç ay önce öldü. Annem bundan dolayı çok derin üzüntü içindeydi. Daha onun karnındayken anne-babamın korkusunu sezdim. Ruhu beni tutan bu ölü kardeş aslında anne karnındayken bana gösterilmesi gereken ilgiyi de almıştı. Onun isminin de, babam ve benim gibi Salvador olması tesadüf değil. Ben bu ilgisizliğin boşluğuyla yaşamayı öğrendim. Ama hiçbir zaman o boşluğa alışamadım.”

Bu satırları ve buna benzer başka örnekleri psikoanalitik bakış açısıyla açıklayan Anne Ancelin Schützenberger´in Almanca´ya “Oh, meine Ahnen” adıyla çevrilen kitabından okumanız mümkün. Schützenberger, Fransızca kaleme aldığı kitabında geçmişte yaşanan travmatik ve önemli bazı olayların herhangi bir şekilde (nasıl olduğu henüz belli değil) nesilden nesile aktarıldığını, yaptığı bilimsel deneylerle ispatlıyor. Sunduğu tezlerinde reenkarnasyon, yani yeniden doğum öğretisiyle arasındaki mesafenin altını çizen Schützenberger, ancak disiplinlerarası bir çalışmanın yaptığı tespitin kompleks arka planını ortaya koyabileceği görüşünde.

Ahnen kelimesi Almanca’da insanın sezgisel yolla yaşanmış ya da yaşanacak olan olaylar hakkında birtakım bilgilere sahip olması, ancak bu bilgileri tam olarak tanımlayamaması anlamına geliyor. Bu konuda yapılan araştırmalar Ahnenforschung adıyla bir kategoride toplanmış durumda. Peki Anne Ancelin Schützenberger´in yaklaşık 250 sayfalık kitabında yaptığı bilimsel tespit tam olarak nedir? Nasıl tanımlanabilir?

BU MAKALENİN TAMAMINI MESELE DERGİSİNİN ARALIK SAYISINDA OKUYABİLİRSİNİZ 

Bültene abone olun

Mesele'ye yeni yazı eklendiğinde haberdar olmak için eposta adresinizi bırakın.
Mesele Bülteni'ne abone olduğunuz için teşekkür ederiz

Facebook'ta Mesele