Bu haftanın seçkisi (15 Haziran) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alanlar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

 

  1940’ların Dergileri Cilt 1  

1940 dergiler
> M. Bülent Varlık
> Sosyal Tarih Yayınları, 224 s.
> Satın almak için

>>> 1940'lı yıllar dergileri üzerine M. Bülent Varlık'ın yıllardır büyük bir özen ve titizlik ile yaptığı çalışmaların ilk cildi yayınlandı. Bu dergilerin çoğunluğu TKP yönetici veya üyeleri tarafından doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yönlendirilmiş olduğu gibi siyaset, sanat ve edebiyatta görüşlerini ifade ettikleri birer organ niteliği de kazanmıştır.

Yayınlanan ilk ciltte Projektör, Hamle, Toprak, Yürüyüş, Başak, Söz, Yığın, Yeryüzü dergileri ile ilgili incelemeler yer alıyor. Tümü de aynı yönteme dayalı olarak incelenen dergilerin biçimsel özellikleri, yayın politikası, yazarlar/sanatçılardan sonra büyük bir emek ürünü olan açıklamalı bibliyografya bölümü yer alıyor.

Dergilerde yayınlanmış örnek yazıların da Ek olarak yer aldığı dergi incelemelerine görsel destek olarak ilk sayılarının kapak sayfaları veriliyor. M. Bülent Varlık yalnızca İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerde yayınlanmış dergileri incelemekle kalmamış, 1940'lı yıllar aydınlanma arayışının Anadolu'ya yansımalarını da bize işaret etmek için Samsun, Adana gibi kentlerde çıkmış dergileri de dikkat odağımıza getirmiş.  

 

  Ateşi Çalan Yolcular 1  

atesi calan yolcular
> Şehriban Teyhani
> Ayrıntı Yayınları, 464 s.
Satın almak için

>>> Bu kitapta Kamer Teyhani’nin hayatı anlatılıyor. Bu yoğun ve ufuk açıcı anlatıda Teyhani’nin Türkiye halklarının Devrimci Yol’unda sürdürdüğü özgürlük ve sosyalizm mücadelesine ve onun işçi sınıfı içerisindeki çalışmalarına tanıklık edeceğiz. Bu çalışma sadece geçmiş deneyimlerin anlatılması değil, aynı zamanda günümüzün siyasi görevlerine de göndermeler içermekte.

Eleştirel ve yapıcı bir saikle bu göndermeler arasındaki başat bir unsura odaklanılır: Emekçi sınıfın örgütlenmesinde merkezi olarak planlaması yapılmış, o planı gerçekleştirecek istihdamların ve örgütlenmelerin hayat bulduğu işkollarının niteliğine göre işyeri-havza veya işyeri-mahalle ortak örgütlenmesini gerçekleştirme görevini önüne koyan bir yaklaşımın ne denli önemli olduğu vurgulanır. Mahalle ve işyeri örgütlenmelerinin “doğurgan” bir özellik taşıdığının bilinmesi mücadelenin yaygınlaşması ve toplumsallaşması açısından önemli bir noktadır.

Kitapta önemli bir başka noktaya daha işaret edilir: O günün koşullarında Türkiye hızla “iç savaşa” gidiyor, resmi-sivil faşist güçler halkı hedef alan saldırılarda bulunuyordur. Bu saldırılara karşı emekçi halkta gelişen direnme eğilimleri Devrimci Yol’un örgütleme becerilerinden biriydi. Bu örgütlenmeye direniş komiteleri aracılığıyla hayat buldurmaya çalışan Devrimci Yol, komitelere sadece faşist saldırılara karşı direnme görevi yüklemiyor, aynı zamanda bu komiteleri halkın yönetim organları olarak da görüyordu. Bu, hareketi diğer sosyalist hareketlerden ayıran temel bir yaklaşımdı.
Bu eserde bitmeyen bir yolculuğun İstanbul’a ilişkin izlerini okuyacaksınız...

 

  Aslan Kadının Mirası  

aslan kadinin mirasi
> Arlene Voski Avakian
> Çev. Meral Camcı
> Aras Yayıncılık, 400 s.
Satın almak için

>>> Aslan Kadının Mirası, Arlene Voski Avakian’ın, Amerika’da geleneksel bir Ermeni aileden gelip bir kadın ve feminist olarak kendini inşa edişinin zorlu serüvenini anlatıyor. 1915’te soykırımdan sağ kurtulmuş bir ailenin üçüncü kuşaktan torunu olan Avakian, geleneksel orta sınıf değerlerle donanmış bir ortamda yetiştikten sonra kişiliğini, kimliğini arama ve bulma mücadelesini adım adım ilerleyerek aktarıyor metinde.

Sahiciliği yazarın her an kendini sorgulayan samimiyetinden ileri gelen bu anlatıda Avakian, çevresinde örülmüş olan toplumsal hayatın ona aktardığı değerlerin hakikiliğini sorgularken, kişisel ve toplumsal güç ilişkilerinin ve bunların üzerini örten türlü riyakârlıkların da maskesini düşürüyor. Avakian, metin boyunca ataerki ve ırk ayrımcılığıyla çevrelenmiş koşullar altında kadınların ve farklı gruplardan ezilenlerin nasıl baskı altına alındığını günden güne fark edişini ve bununla mücadele ede ede toplumsal cinsiyet, cinsellik, kimlik meselelerindeki özgün duruşunu nasıl oluşturduğunu tarif ediyor.

Kadın, eş, anne olarak kendisinden beklenenler ve kendisine çizilen sınırlarla kendi yapmak istedikleri arasındaki uçurum karşısında dehşete düşüp başta bocalayan, ancak zamanla özgün yolunu bulan ve o yolda yürüdükçe kendisine benzer arayışlarda olan insanlarla da buluşan Avakian, bu heyecanlı yolculuğu, 1915’te çok güç koşullar altında hayatta kalmış anneannesinin hatırasına hürmeten de paylaşıyor okurla. Kastamonu’dan Amerika’ya uzanan yolculuğunda ölümlerden sağ kurtulan “Aslan” anneanne Elmas Tutuyan’ın mirasına sahip çıkarak, onun şahsında kadınlara ve tüm direnenlere gülümseyen Avakian, yaşadığı hayat ve Aslan Kadının Mirası’yla, pek çoğumuza ilham verecek.

 

  Lenin’den Anılar  

leninden anilar
> Nadejda Krupskaya
> Çev. Özlem Koşar
> Yordam Kitap, 512 s.
Satın almak için

>>> En yakından bir Lenin portresi... Yaşam boyu süren mücadelenin, en zorlu karar anlarının, en keskin kavgaların, en sağlam dostlukların tanıklığı. Yeraltı koşulları, sürgün koşulları, devrim koşulları, karşıdevrimcilerle çatışma ve iç savaş koşulları…

Bunca zorlu şartlar altında birkaç günlük bir kaçamak, ormanın derinlerine bir seyahat, nehir kenarında bir akşam yürüyüşü, kısa bir bisiklet turu, bir el satranç, Zola ya da Çernişevski hakkında derinlemesine bir sohbet, soluklanma anları…

Nadejda Krupskaya’nın, yirminci yüzyıla şekil veren o büyük tarihsel dönüşümün tam ortasından çıkıp gelen, Devrim’in ve Lenin’in o eşsiz anlarını yansıtan sürükleyici anıları. Soluk soluğa bir roman tadında akıp giden bir yaşam öyküsü, daha doğrusu, bir değil birçok yaşamın öyküsü bu. Önderlerin, sıra neferlerinin, işçilerin, köylülerin, askerlerin, eğitimcilerin, öğrencilerin, ev sahiplerinin, komşu kiracıların, yoldaşların, ajanların, döneklerin, hainlerin…

Sibirya’da Şuşonskeye köyünde, yurtdışında Cenevre, Krakow ve Paris’te, Rusya’da Petrograd ve Moskova’da, Parti kongrelerinde ya da Enternasyonal konferanslarında, sert tartışma ve ayrışmaların ortasında, fabrikadaki işçilerin, cepheye giden askerlerin, meydanlara dolan kitlelerin huzurunda, Gapon’un, Rosa’nın, Buharin’in, Gorki’nin, İnessa’nın, Sverdlov’un, Troçki’nin, Stalin’in ve her daim Nadejda’nın yanında çizilen bir Lenin portresi bu: “Hareketi geriye çeken bir konumda olduklarını gördüğünde hâlâ en yakın arkadaşlarıyla bozuşabilir, dava için gerekliyse daha dün hasım olduğu birine alçakgönüllü bir yoldaşlıkla yaklaşır ve söylemesi gerekeni, her zaman yaptığı gibi, açıkça ve dürüstçe söylerdi. Doğaya, baharda ormanlara, dağ yolları ve göllerine, büyük şehirlerin gürültüsüne ve işçi sınıfı kalabalıklarına her zaman düşkün ve hayrandı; yoldaşlarını, mücadeleyi, hareketi ve her yönüyle hayatı seviyordu.”

 

  Kısa Rusya Tarihi  

kisa rusya
> Abraham Ascher
> Çev. Yavuz Alogan
> Say Yayınları, 360 s.
Satın almak için

>>> Rusya, tarih boyunca dünyanın en ilginç ve karmaşık siyasi ilişkiler ağına sahip devletlerinden biri olmuştur. Moğollarla bitmek bilmeyen çekişmeler, Korkunç İvan ve Büyük Petro’nun yönetim anlayışları, II. Katerina’nın hırsı, Osmanlı Devleti’yle uzun soluklu husumet, Napolyon tehdidi ve nihayet Çarlık Rusya’sının sonu: Bolşevik Devrimi, dünya savaşları, komünizm, Lenin ve Stalin’in baskıcı yönetimleri, SSCB’nin dağılışı, Soğuk Savaş ve ABD’yle ilişkiler.

Abraham Ascher Kısa Rusya Tarihi ’nde işte bütün bunları; entrikalar ve savaşlarla dolu yüzlerce yıllık Rusya tarihini anlaşılır ve ilginç bir hikâyeye dönüştürüyor. Çarlık Rusya’sından Sovyetler Birliği’ne ve ardından Rusya Federasyonu’na, tarihin en güçlü devletlerinden birinin bütün siyasi ilişkilerini, yönetim şekli değişikliklerini ve güçlü liderlerini detaylıca inceliyor. Romanov hanedanının üç yüzyıllık hükümranlığından Vladimir Putin’in uzun soluklu yönetimine, kapsamlı bir tarih yolculuğu sizi bekliyor.

Joomla SEF URLs by Artio