Bu haftanın seçkisi (17 Ocak) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...




  Türkiye Solunda Osmanlı Toplum Yapısı Tartışmaları  

turkiye solunda
> Halil Akkurt
> İmge Kitabevi Yayınları , 476 s.
> Satın almak için

Türkiye'de sol, 1961 Anayasası'nın kabulünden sonra, sınırları oldukça genişlemiş yasal bir çerçeve içinde hareket ederek görünür olmaya ve yaklaşık yarım asırlık bir dönemin sonunda kitlesellik kazanmaya başlamıştır. Bu gelişmeyle birbirini besler bir biçimde aynı süreçte uluslararası Marksist yazın gerek doğrudan gerekse çevirilerle daha ulaşılabilir olmuş, sol bakış açısına sahip çeşitli telif eserler ortaya konmuş, çeşitli süreli yayınlar çıkarılmıştır. Öncesinde ortamı olmadığından gündeme ve belki akıllara bile gelemeyen birçok konu, dikkate değer ölçüde akademisyenin katılımıyla, saf bir akademik veya entelektüel ilginin ötesinde, mevcut toplumsal yapıyı köklü bir dönüşüme uğratma amacına sahip bir siyasi konumlanış ekseninde tartışılmaya başlanmıştır.

Bu eksende tartışmalara yol açan, özellikle sosyolog ve iktisatçıların katılım gösterdiği önemli konulardan birisi de Osmanlı toplum yapısının tanımlanması olmuştur. Bu tartışmalarda katılımcıların bazıları söz konusu yapının özgünlüğüne vurgu yapmış, daha çoğu ise evrensel olduğu iddia edilen feodalite ve yaygın ele alınışında feodalitenin evrensel olmadığı varsayımına sahip olan Asya tipi üretim tarzı (ATÜT) kavramlarına başvurmuştur.

Bu kitapta profesyonel tarihçi olmayan solcuların yürütmüş olduğu Osmanlı toplum yapısı tartışmalarının sol hareketlerin siyasi gündemleriyle eş zamanlı takip edilmesi, başka bir ifadeyle tarihselleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda; tartışmaların solda niçin ve nasıl başladığı, hangi dinamiklerle sürdüğü ve dönüşümlere uğradığı, solun gündeminden nasıl çıktığı sorgulanmıştır.

  Marx ve Foucault  

marx ve foucault
> Der. Ferhat Taylan, Christian Laval,
    Luca Paltrinieri
> Çev. İsmet Birkan
> İletişim Yayınları, 438 s.

> Satın almak için

Marx ve Foucault: Okumalar, Kullanımlar, Yüzleştirmeler

Kapitalizmle ilişkili iktidar biçimleri üstüne düşünme sürecini ilerletebilmek için sadece Marx'ı veya sadece Foucault'yu değil, Foucault'nun Marx'tan yola çıkarak gerçekleştirdiği çalışmayı temel almak daha uygun olacaktır. Bu sayede mücadelenin ikinci bir yolu daha olduğu ortaya çıkar: Henüz kendini arayan, pratik anlamda taslak halinde, teorik olarak da elbette pek az tartışılmış bir yol. Ekonomik zeminde kapitalizme karşı verilen mücadele ile bütün iktidar ve baskı biçimlerine karşı verilen tüm diğer mücadelelerin aynı hedefe yönlendirilmesini amaçlayan bir yol...

Marx ve Foucault, eleştirel teorinin görmezden gelemeyeceği iki büyük kaynak; farklı zamanların, birbirine yakın ve bir o kadar farklı meselelerini gündemlerine almış düşünürler... Bu iki büyük mirasın yorumlanışına dair tartışmalar hâlâ hem güncel siyaset hem de düşünce dünyasının ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor.

Bu çalışma iki düşünür arasındaki karmaşık ilişkileri aydınlatmak, bu ilişkilere yeni bir gözle bakmak isteyen yazarların düşüncelerini bir araya getiriyor. Yanıt aranan sorular muhtelif: Foucault, Marx'a nasıl bakıyordu? Onu geliştirmek, “aşmak” ya da ona karşı çıkmak niyetinde miydi? Yoksa onu yok mu sayıyordu? Çağımızda Marxçı anlamda sınıf mücadelesi ile Foucaultcu anlamda yaygın iktidar mücadelelerini birlikte ya da birbirine karşıt olarak düşünmek bize ne kazandırabilir? Ve nihayetinde, Foucaultcu bir Marksizm ya da Marksist bir Foucaultculuk mümkün mü?

  Modern Devletin Kökenleri  

modern devletin kokenleri
> Joseph R. Strayer
> Çev. Eraslan Candan
> Say Yayınları, 136 s.
> Satın almak için



Modern devlet, yani kuvvetler ayrılığı ile laiklik ilkelerini temel alan siyasal yönetim aygıtı İngiliz ve Fransızların yaklaşık 500 yıllık deneyimleri sonucunda ulaştıkları, başka milletlerce de kısmen veya tamamen benimsenmiş bir yönetim modelidir.

Princeton Üniversitesi'nin tarih profesörü Joseph R. Strayer'ın bir ömür boyu yürüttüğü araştırmalarının özeti niteliğindeki bu eser modern devletin Avrupa'da 1100 ila 1600 yılları arasında şekillenmeye başladığını vurguluyor; bugünkü yargı, yasama ve yürütme organlarının feodal devlet içerisindeki hangi yapılardan evrilerek geliştiğini, mutlakıyetçi monarşiler içinde hangi biçimleri aldığını inceliyor. Askeri, siyasal ve dinsel örgütlenmeler arasındaki ilişkilere ışık tutuyor.

 

 

 

  Leylan  

leylan
> Selahattin Demirtaş
> Dipnot Yayınları, 300 s.

> Satın almak için

“Bu hayatta her şeyiyle güvenebildiğiniz en az bir kişi olmalı. Yoksa kendinizi hep yalnız hissedersiniz. İnsanların çoğu yalnızdır o yüzden, yapayalnız. Yaşananlar kelepir bir hayatın ikinci el versiyonu gibidir. Yaptığınız hiçbir şey size ait değildir, benliğinize, özünüze. Hayatınız, tümüyle güvensiz bir ortamın mecburen size yaptırdıklarından ibarettir.

“Saf çocukluk halinizden geriye yüzünüzde ‘memur gülüşü’, dudaklarınızda ‘gammaz öpüşü’ kalır. Öptüğünüz yer kirlenir, güldüğünüz zaman herkes incinir. Elinizde etrafı yeşil dantelli beyaz bir mendil de yoksa temizleyemezsiniz hiçbir yerinizi.

“Ben Serap'ı böyle sevdim, en saf halimle, uzaktan.”

Yaşadığımız bu nefes aldırmayan, “tuhaf” dönemin Diyarbakır'da başlayıp İstanbul'a, oradan Zürih’e uzanan ve Nusaybin’de sonlanan hikâyesi... Muktedirlerin kirli sırıtışlarına inat, hülyasının, serabının üzerine titreyen, acısını içinde koyultsa da yalan ve şiddet üzerine kurulu “zulüm makinesini” sabırla, mizahla, yoldaşça dayanışmayla, zekâyla maskara eden insanlar: Kudret, Bedirhan, Sema, Mutlu, Zeliha ve sonrasında Celal. Hayatı “büyük insanlık”a zehretmeye yeminli o “makinenin” katı/soğuk gerçekliğine bir an olsun gevşemeyen bir varoluş mücadelesiyle, bilgece bir meydan okuyuşla göğüs geren karakterler…

 

  Comandante’nin Son Günleri  

comandantenin son gunleri
> Alberto Barrera Tyszka
> Çev. Bengi De Da Matos Paixao
> Kafka Kitap, 216 s.

Satın almak için

Emekli bir onkolog olan Miguel Sanabria, Chávez'e karşı ikircikli bir tutum içerisindedir. Ne eşi gibi azılı bir Chávez karşıtıdır ne de ağabeyi kadar ateşli bir Chávez taraftarı… Ama Comandante’nin sağlık durumunu aydınlatabilecek gizli video kayıtlarını saklamak ona düşmüştür.

Gazeteci komşusu Fredy ise, Başkan üzerine bir kitap yazmak istemekte ancak bunun için, bir yolunu bulup Chávez’in tedavi gördüğü Küba’ya gitmesi gerekmektedir. Diğer yandan şehrin başka bir köşesinde oturan dokuz yaşındaki María’nın nevrotik annesi, şehirdeki şiddet salgını karşısında gitgide daha da paranoyaklaşmaktadır.

Başkan’ın beklenen ölümü giderek yaklaşırken, aynı şehri paylaşan bu insanların kaderleri her geçen gün daha da iç içe geçecektir.

Hugo Chávez’in ölümü arifesindeki Venezuela toplumunu ve devletini odağına alan Comandante'nin Son Günleri, karizmatik bir liderin bir ülke için ne anlama gelebileceğine, yaşam-ölüm diyalektiğinin politik söylemi nasıl yönlendirebileceğine ve ideallerin hayata geçirildikten sonra ne gibi bedelleri olabileceğine dair derinlikli bir anlatı.

Joomla SEF URLs by Artio