DİSK Basın-İş'ten 'Pandemi ve Gazetecilik' Raporu - Mesele 121

Raportör

DİSK Basın-İş Sendikası, yaptığı görüşmeler ve çeşitli incelemeler sonucu örgütlü olduğu sektörlerde Covid-19 salgının etkilerine ilişkin bir rapor hazırladı. Raporun sonunda basın yayın sektöründe çalışanlar için hazırlanmış olan anketin sonuçlarına da yer verildi.

Tüm dünyayı sarsan Covid-19 salgını televizyon kanalları, gazeteler, internet siteleri, yayınevleri, matbaalar gibi sektörlere de ağır darbe vurdu. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (DİSK) bağlı Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Basın-İş) örgütlü olduğu sektörlerde üyelerinin ve dostlarının çalıştığı işyerlerinden edindiği bilgiler ve açık kaynaklarda yer alan verilere dayanarak "Pandemi ve Gazetecilik" başlıklı bir rapor hazırladı.

Raporun sonunda basın yayın sektörü ile ilgili bir ankete de yer veren Basın-İş, "Salgın nedeniyle hapishaneler boşaltılırken gazeteciler hala hapiste, basın ve ifade özgürlüğü ayaklar altında, baskılar da artarak sürüyor." diyerek konuya ilişkin tespit ve önerilerini ilerleyen günlerde duyuracağını açıkladı.

'Televizyonda en geç önlemi sermaye destekli kurumlar aldı'

Televizyon kanalı çalışanlarından edinilen bilgilerin yer aldığı rapora göre, salgına karşı en geç önlem alanlar arkalarında büyük sermaye desteği olan kuruluşlar oldu. Olanakları daha sınırlı olan televizyon kanalları ise evden çalışma, işyerinde dezenfektan ve maske dağıtımı gibi önlemleri daha erken aldı. Çalışmak zorunda kalanlar için yeni vardiya ve servis düzenlemesi yapıldı.

Test sonucu pozitif olan televizyon çalışanlarının çoğunun evde tedavi gördüğünü belirten raporda "Özellikle sahada çalışanlar yeteri kadar korunamadığı veya kanal binasına girerken gerekli önlemler alınmadığı için bazı televizyon kanallarında çalışan meslektaşlarımızda COVID-19 pozitif çıktı. Çin ve İran gibi ülkelere haber için gidenler dönüşlerinde kontrolden geçirilmediği için bulundukları binalarda COVID-19 vakaları daha fazla görüldü." denildi.

'Onur kırıcı örnekler yaşandı'

Sürece ilişkin onur kırıcı örneklerin yaşanıldığını bildiren raporda, en rahatsız edici örneğin CNN Türk binasının önüne konulan konteynırların olduğu ifade edildi. Konuya ilişkin şu değerlendirmede bulunuldu, "Dışarıda çalışan muhabir, kameraman ve ulaştırma görevlilerinın bu konteynırlarda çalışmaya zorlandı ve binaya girişleri engellendi. Haberin duyulmasının ardından söz konusu çalışanlar izne çıkartıldı ve işbaşı yaptırılmadı. Demirören Grubu’nda özellikle CNN Türk ve DHA’da çalışanlara sağlıksız koşullar dayatılmaya devam ediyor. İş akdi devam edenler ücretli izinlerini kullanmaya, izin süresi dolanlar ise işten çıkartma yasağı nedeniyle istifaya zorlandı. Ücretsiz izne çıkartılma tehdidi karşısında yedi gazeteci istifa etmek zorunda kaldı. Gruba bağlı farklı şirketlerde birçok kişi zorunlu izne çıkartıldı. Benzer bir durum, bünyesinde birçok televizyon kanalının yanı sıra gazeteyi de barındıran Turkuvaz Grubu’nda yaşandı. Ankara’da Turkuvaz çalışanlarına 'Yıllık izindesiniz, evden çalışacaksınız, ancak çağırdığımızda ofise geleceksiniz' talimatı iletildi."

'ArtıTV kendini kanalda karantinaya aldı'

Rapora göre, pandeminin ilan edilmesi ile birlikte ilk önlem alan kurumlar arasında yer alan ArtıTV'nin teknik ekibi kendini kanalda karantina altına alarak çalışmalarını sürdürdü. Sahada çalışan muhabir ve kameramanlar ise maske takarak, röportajlarda fiziki mesafeye dikkat ederek ve iş dönüşü ekipmanlarını dezenfekte ederek önlemlerini aldı.

'Koronavirüs en çok gazeteleri etkiledi'

Rapor, koronavirüsün en çok gazetelerin etkilendiğinin altını çizdi. Toplam tirajlarda yüzde 25’e yakın düşüş yaşandı, reklam gelirleri azaldı. Basın-İş, salgın başında gazeteleri ve yayınevlerini korumak için hükümete kâğıtta KDV’yi kaldırma çağrısında bulunduğunu ancak AKP iktidarının bu çağrıya ithal kâğıda uygulanan vergiye zam yaparak yanıt verdiğini hatırlattı.

'Son dakika açıklanan yasak gazetelere darbe vurdu'

10 Nisan Cuma akşamı saat 22.00’de ilan edilen iki günlük sokağa çıkma yasağının gazeteleri son derece olumsuz etkilediğini vurgulayan raporda, bu durumun ekonomik olarak zorluklar yaşayan Birgün, Evrensel, Cumhuriyet gibi gazeteler için büyük bir darbe olduğu belirtilerek, "Cumartesi gününün gazeteleri basılmıştı, iktidarın son anda duyurduğu ve yurttaşların evde kalmak için önlem almaya fırsat bulamadığı sokağa çıkma yasağı nedeniyle yüzbinlerce basılmış gazete çöpe gitti." denildi.

'Yeni Yaşam, salgın nedeniyle yayınına ara veren ilk gazete oldu'

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gazete okurunun kâğıda dokunmaktan çekinmesi, tirajlardaki düşüşün en önemli nedenleri arasında yer aldı. Buna ilk tepki veren Yeni Yaşam gazetesinin editörlerinden Zana Kaya bu süreci şöyle anlattı: "Koronavirüs salgını başladığında ilk olarak yaşı biraz ilerlemiş arkadaşlarımızı evde çalışmaya yönelttik. Gazeteleri çıkarmak kolektif bir çalışma gerektirdiğinden aynı mekânda çok sayıda kişinin çalışması risk oluşturuyordu. Ardından gazeteyi tümüyle evden çalışarak çıkarma konusunda bir tartışma yürüttük. Ancak bu kez de dağıtımcısından matbaacısına bayiye gazeteyi taşıyan emekçiye kadar bir dizi başka birimde çalışan insanların da risk altında olacağını düşündük. Bu nedenle yazılı baskıyı tümüyle durdurarak sadece internet üzerinden PDF yayımlama kararı aldık. Ayrıca internet sitemizi daha aktif hale getirdik. Tüm gazeteci arkadaşlarımızla birlikte evden PDF sayfalarını hazırlama, mizanpaj ve haber üretme konusunda görev dağılımı yaptık. Yeni Yaşam, Türkiye’de salgın nedeniyle yayınına ara veren ilk gazete oldu."

Evrensel: Satış düştü izlenme arttı

Evrensel Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, DİSK Basın-İş’in süreçle ilgili sorularını şöyle yanıtladı: "Salgının Türkiye’de de etki göstermesiyle birlikte, gazeteyi çıkaran tüm ekibi evlere çektik ve çeşitli dijital programlar yoluyla haber toplantılarımızı yapıp, sayfalarımızı hazırladığımız bir sürece geçtik. Ancak matbaa çalışanlarının bu dönemde de çalışıyor olması bizi fazlasıyla endişelendiriyor. Basın İlan Kurumu’nun Evrensel’e uyguladığı ilan durdurma cezasının altı aylık süreci 28 Mart’ta doluyordu ve bu tarihte ya ilan yasağını kalkması ya da ilan hakkımızın iptal edilmesine karar verilecekti. Ancak pandemi döneminde bayiler denetlenemediği için BİK bu süreci mücbir sebep kapsamında sayarak kararını salgın dönemi sonrasına bıraktı. Bu dönemde insanlar büyük oranda evlerine çekildiği ve azımsanmayacak bir kesim kâğıda dokunmaktan da endişe ettiği için tüm basılı gazeteler gibi Evrensel’in tirajı da bu dönemde düştü. E-gazete abone sayımızda ve internet sitemizin izlenme oranlarında hissedilir bir artış oldu. Bu da insanların bu dönemde iktidarın denetimindeki yayın organlarının sunduğu bilgilere güvensizlik duyarak, alternatif haber kaynaklarına daha fazla ihtiyaç duyduğunun göstergesi sayılabilir belki."

Birgün: Çözümü okur gösterdi

Birgün gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Yaşar Aydın ise salgın karşısında gazetenin halini şöyle aktardı: "Satış ve dağıtım en önemli sorun olarak çıktı. Okurun evlere çekilmesiyle birlikte ilk hafta itibariyle yüzde 20’lere varan bir satış kaybı yaşadık. Bu durum bizim gibi gazeteler için uzun süre katlanılabilecek bir şey değil. Çözüm yollarından biri, BİK’in genelgesine uyarak sokağa çıkma yasağı ilan edilen günlerde basmayacaktık ya da zararı göze alıp basmaya devam edecektik. Bu durumda da ek bir gelir kaynağı yaratmak gerekiyordu. Bunun çözümünü okur gösterdi, dijital abonelik kampanyamıza hızla destek verdi. ‘Askıda gazete’ uygulaması başlattık. Abone olan her okur için dört gazete bastık ve dağıtmaya çalıştık. Bu bir aylık süre içerisinde bine yakın yeni üyemiz oldu. Bu durum bizim basılı yayına devam etmemizi sağladı."

'En çabuk uyum sağlayan internet siteleri oldu'

Rapora göre, salgın sırasında evden çalışmaya en çabuk uyum sağlayanlar internet siteleri oldu. Bağımsız haber portalları ya da televizyon ve gazetelerin internet siteleri ile internet üzerinden görüntülü yayın yapan bağımsız medya organları evden çalışmanın en yaygın olduğu alan.

Gazete Duvar’ın Genel Yayın Yönetmeni Ali Topuz, DİSK Basın-İş’in sorularını yanıtladı. Topuz, “Evden çalışmaya ilk geçen sitelerden biriyiz. İlk başlarda bir iki nöbetçi bırakıyorduk. Uzun süredir tamamen evden çalışmaya geçtik” dedi.

'Yayınevleri en çok etkilenen sektörlerden oldu'

Bu süreçte ağır darbe yiyen sektörlerden biri de yayınevleri ve yayınevi çalışanları oldu. Okura doğrudan satış yapan kitapevlerinin çoğu kapandı. Dağıtım ve depolama gibi alanlarda çalışanlar dönüşümlü olarak işlerine devam etti. Yayınevlerinin diğer çalışanları ise tamamen evden çalışma sistemine geçti.

'En çok işçi çıkarılan işletmelerin başında matbaalar geldi'

Uzun bir süredir sürekli kriz hali ve döviz kurlarındaki dalgalanma, bütün sektörlerde olduğu gibi matbaacılık sektöründe de girdilerde olağanüstü fiyat yükselmesine, iş çeşitliliğinin ve yoğunluğunun azalmasına yol açmıştı. Rapor, zaten işsizlikle boğuşan matbaa sektörünün, bu süreçte en çok işçi çıkarılan veya en çok kısa çalışma ve işsizlik ödeneğine başvurulan işletmelerin başında geldiğini açıkladı.

'En az dört matbaa çalışanı yaşamını yitirdi'

Raporda matbaa sektörüne ilişkin şu değerlendirmeler yapıldı: "İktidarın salgına karşı açıkladığı önlemlerden biri olan kısa çalışma ödeneğinin nasıl ve ne şekilde ödeneceği netleşmemişken, işverenlere sağlanan çalışanları ücretsiz izne çıkarma olanağı, matbaa çalışanlarının üçte birinin işsiz kalmasına yol açtı. Örneğin İstanbul Sefaköy’de 150 işçi çalıştırılan bir matbaadan 50 işçi ücretsiz izne çıkarıldı. İktidarın “çarkların dönmesi” şiarıyla yürüttüğü politika nedeniyle zorunlu çalışma alanının dışında bulunan birçok matbaada ise üretim sağlıksız koşullarda sürüyor. Salgın öncesinde bile maruz kalınan kimyasallar, yeterli havalandırmanın olmaması gibi nedenlerle birçok sağlık sorunu yaşayan matbaa işçileri, sadece maske verilerek salgından 'korunuyor'. Bu süreçte çalışmaya zorlanan ve aralarında üyelerimizin de bulunduğu matbaa çalışanlarının kayıpları da oldu. En az dört matbaa çalışanı yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenler arasında bir matbaa sahibi de var. Çok sayıda matbaa işçisine COVID-19 teşhisi konuldu. Bu rapor hazırlandığında ulaşabildiğimiz matbaa çalışanlarından biri yoğun bakımdaydı. İktidarın insan hayatını gözetmekten çok ekonomik krizi öteleme telaşı, matbaa işçilerinin ve ailelerinin de salgının ortasında savunmasız bırakılmasına yol açtı."

'İşveren, evden çalışmayı sürdürebilir'

DİSK Basın-İş'in örgütlenme alanında bulunan yayıncılık, gazetecilik gibi alanlar da evden çalışmaya uygun olduğunun belirtildiği rapora göre, çalışma hukukuna aykırı biçimde evden çalışan birçok kişi yıllık izinde sayıldı. İşverenlerin evden çalışana mesai saati uygulamaması, neredeyse günün hatta gecenin her saatinde iş istenmesi temel sorunlardan biri oldu. Dijital ortamlarda toplantı yapmanın daha çok zaman alması bir başka sorunken, bazı medya kuruluşlarında evde çalışanlara daha düşük ücret önerildi.
Rapor, işverenlerin ofis giderleri ve yol-yemek parası gibi maliyetlerden kurtulmak için evden çalışmayı sürdürme eğiliminde olabileceğini öne sürdü.


ANKET SONUÇLARI

'Basın yayın ve matbaa alanında, beş kişiden biri her gün işe gitti'

Basın-İş Sendikası'nın hazırlamış olduğu 'Pandemi ve Gazetecilik' raporunda basın yayın sektörü çalışanlarına yönelik alınan koronavirüs önlemlerine ilişkin anket çalışmasının sonuçlarına yer verildi.

  • Ankete katılanların yüzde 31.9'unu internet medyası çalışanları oluştururken, ikinci sırada televizyon kanalında çalışanlar, üçüncü sırada ise basılı bir yayında görev alanlar bulunuyor. Ankete katılanların yüzde 6’sı ise güvencesiz ve freelance olarak çalışıyor.
  • Ankete katılanların % 6’si salgın sürecinde işsiz kalırken, her iki kişiden biri (% 50.9) salgın sürecinde tamamen evden çalışmaya geçtiğini belirtti.
  • Anket sonuçlarına göre, basın yayın ve matbaa alanında, beş kişiden birinin her gün işe gittiği ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 16.6'sı da haftanın birkaç günü işe gitmeye devam edenler. Her gün sokaktan çalışanların oranı % 6.9, haftanın birkaç günü sokakta, geri kalan zamanda ise evde çalışanların oranı % 1.7.
  • Ankete katılanların yüzde 12'sinin salgın sürecinde maaşı geç ödeniyor, %8.6’sı maaşını eksik alıyor, %6.9’u Kısa Çalışma Ödeneği alıyor, %3.4’üne ise hiç maaş ödemesi yapılmadı.
  • Çalışma şartlarına baktığımızda katılanların %31’i iş yükünün arttığını, %19’u çalışma süresinin uzadığını, %8.6’sı ise mobbing’e maruz kaldığını beyan etti.

Çok Okunanlar