Ustalara Saygı - Mesele 121

Nazım Hikmet’in el yazısı mektupları, Cemal Süreya’nın ceketi, Sennur Sezer’in kitapları, Ece Ayhan’ın daktilosu, Azım Bezirci’nin kimliği… Yerli ve yabancı edebiyatın önemli isimlerine dair belge ve hatıratlar, Kadıköy’de edebiyatseverlerle buluştu.

Pier Paolo Pasolini, 2 Kasım 1975'te bugüne kadar yargı önüne çıkarılamayan katiller tarafından hunharca öldürüldüğünde 53 yaşında idi. İşlenen cinayetin üzerindeki sis perdesi yıllar süren araştırmalar ve spekülasyonlara rağmen henüz ortadan kalkmadı.

Artık nereye gitsek haberler cebimizde. Hele son dakika haberleri...! Bunların hayrı olmaz çoğunlukla. Hiç hayırlı bir son dakika haberine denk geldiniz mi? Yok öyle bir şey...
İşte bi son dakika haberine pazarertesi (01.10) işten çıkıp eve giderken rastladım. 
EILMELDUNG: Der Sänger Charles Aznavour ist im Alter von 94 Jahren gestorben.

Edebiyatta bilinç akışı tekniğinin usta yazarı James Joyce’un eşi Nora’ya yazdığı mektubun 240 bin Sterlin’e satıldığını okurken içime en insani yanımızı yok etmenin acısı çöktü. Ama hemen belirtmeliyim ki klasörler dolusu sakladığım mektuplarımın hiçbirini yüz binlerce Sterlin’e satılan o mektupla değişmem.

Fiziğe yaptığı çok önemli katkıların yanı sıra engelli insanlara büyük bir moral kaynağı sağlamış, çok satan kitaplarıyla bilimin kitlelere yayılmasına hizmet etmiş ve çevre, genetik mühendisliği, yapay zeka, dünya dışı uygarlıklar gibi ilginç güncel tartışmalarda da yılmadan görüşlerini açıklamış olan Stephen William Hawking, 14 Mart 2018 günü, Cambridge civarındaki evinde huzur içinde vefat etti.

- Bugün günlerden ne?
- 4 Şubat Pazar...
- Pazarı boş ver. Madem 4 Şubat, günlerden Zabel olsun mu?
- Olsun... Olsun da neden? Zabel ne? Ya da kim?
- Nedeni sorunun içinde zaten. Zabel´in bilinmeyen, görünmeyen varlığında. Ama bu yazıyı okuduktan sonra nereye baksan, inan orada Zabel´i hemen farkedeceksin. Denize, toprağa, ve hatta havaya bile sinen, kırgın ama yine de direngen bir mentalitedir Zabel. Gücünü derinliğinden alır. Derinliği bu coğrafyanın tarihsel ve kültürel zenginliğinden gelir. Doğum günü 4 Şubat... Yani 4 Şubat 1878´de İstanbul´da doğmuş.
- Ölüm tarihi...?
- O yok...
- ???!!!!

Tüm dünyada kim bilir kaç insanın hayatına değdin, değiştirdin. Ben de onlardan biriyim. Şiirimsiler yazdım ilkokuldan beridir. Herkes hayatının bir döneminde şairdir ve ben de onlardan biri olarak görüyordum kendimi. Benimkisi biraz uzun sürmüştü, o kadar. Evinde, mutfağında, sokağında, hatta otobüs durağında aklına geldiğinde çiziktirendim.

Bensaïd'in bir Marksist entelektüel olarak tanınması 1995 sonrasına tekabül eder. Ama bu dönemde bile, Henri Maler'in deyişiyle onun, ''tanınmış, ama daha çok kendisini tanımasına önem verdiği kişiler tarafından tanınmış'' bir teorisyen olduğu söylenebilir. Ne var ki İngiliz Marksist Alex Callinicos'un şu sözleri, Bensaïd'in bir Marksist entelektüel olarak yerini daha iyi özetliyor: ''Bir zamanlar Perry Anderson, 'İngiltere'deki ve muhtemelen Avrupa'daki en iyi sosyalist yazarımız Edward Thompson’dur' diye yazmıştı. Benzer şekilde bizim de bugün, Daniel Bensaïd'in sosyalist yazarlarımız arasında en iyisi olduğunu söylemek için çok nedenimiz var: açıklığı, derinliği, çarpıcı formülasyon, metaforik çağrıştırma, ironi ve istihza yeteneği; daha da ötede, okuyucuyu şaşırtan edebi ve felsefi zenginliği...''

Bundan yıllar önce, Lizbon’un kuzeydoğusunda küçük bir köy olan Azingaha’da sıcak bir esinti, ellerini çenesine dayamış keyifle dedesinin hikâyelerini dinleyen José’nin kirpiklerinde dolaşıyordu. José Saramago henüz iki yaşındayken, ailesi iş bulmak ve çalışmak için köylerinden kalkıp Lizbon'a taşınmış, böylece o da ancak yaz tatillerinde Azingaha’nın besleyici doğasıyla bürülü hikâyeleri dinler olmuştu. Okuma yazma bilmemesine rağmen mükemmel birer hikâye anlatıcısı olarak nitelendirdiği büyükannesi Josefa ve büyükbabası Jeronimo’ya olan vefa borcunu, 1948’de Jeronimo öldükten tam 50 yıl sonra, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandığı gün tam anlamıyla olmasa da bir nebze ödediğini varsayacaktır.

“...Başkalarını gözlemlediğim zaman, yani başka ailelerin çocuklarını, kendi çocuklarımı ve Armenak Saroyan ile Takuhi Saroyan´ın dört çocuğundan biri olan kendimi düşünürüm. Başkalarının çocuklarının ne kadar aklı başında, terbiyeli, becerikli, saygılı ve ne yapacaklarının kestirilebilir olduğunu, buna karşın benim halkımın çocuklarının, insanları hayretten hayrete düşürdüğünü görür, şaşar kalırım. Öteki çocuklar kim oldukları, bu dünyadaki yerleri ve yapıp ettikleri konusunda fevkalade rahattır. Oysa biz Ermeniler için bu ta en başından beri müthiş bir mücadeledir.”

Alt Kategoriler

Facebook'ta Mesele