Bu haftanın seçkisi (8 Kasım) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...




  Pertev Naili Boratav  

pertev naili boratav
> Mete Çelik 
> İletişim Yayınları, 384 s.
> Satın almak için

Pertev Naili Boratav Bir Akademisyen ve Düşünce Adamı

Pertev Naili Boratav, Türkiye'nin uluslararası düzeyde tanınan ve sayılan müstesna bilim insanlarından biri. Buna, tamamen “yerli” bir konuyla, folklor ve halk edebiyatıyla ilgili çalışmalarıyla erişmiş; gerçekten yerel-evrensel bütünlüğünü kurmuş, sağlam temellendirilmiş bir “kültürel sentez” yorumu getirmiş bir halkbilimci. Şu da var ki, Türkiye'nin yetiştirdiği bu büyük bilim insanı, ülkesinde büyük baskılara maruz kalmış, üniversiteden tasfiye edilmiş, bilimsel faaliyetinin en verimli çağını yurt dışında geçirmek zorunda kalmış…

Mete Çetik, son derece titiz araştırmasında, Pertev Naili Boratav'ın yaşam öyküsünü anlatıyor. Milliyetçi heyecanlar içinde olduğu gençlik döneminden sola yönelişi; İkinci Dünya Savaşı dönemindeki antifaşist neşriyat girişimleri; Soğuk Savaş'ın anti-komünist cadı avının ilk kurbanlarından biri oluşu; kendi tabiriyle “gurbet acısı” ve Fransa yılları… Batı/Batılılaşma/Batıcılık, milliyetçilik, milli kimlik ile ilgili anlayışı ve tabii halk edebiyatına, halk kültürüne ilişkin görüşleri... Boratav'ın bir akademisyen olarak meslek hayatına ilişkin, “huyuna suyuna” ilişkin de canlı ayrıntılar var kitapta. Büyük hevesleri ve büyük azmiyle, bir “büyük hoca”nın canlı bir portresi…

   

  Devrimler  

devrimler
> Der. Michael Löwy
> Çev. Uraz Aydın
> Ayrıntı Yayınları, 480 s.

> Satın almak için


Bilebildiğimiz kadarıyla ilk defa bu kitapta, Paris Komünü'nden günümüze başlıca devrimci hareketler hakkında böylesine geniş bir fotoğraf arşivi derleniyor. Etimolojik açıdan devrim bir tersyüz oluş anlamına gelir: Toplumsal hiyerarşileri tersyüz eder, daha doğrusu ters dönmüş bir dünyayı düzeltir... Bu çalışmada tutarlılık kaygısıyla klasik devrimleri tercih ettik, toprağı ve zenginlikleri dağıtmayı, sınıfları ilga etmeyi ve iktidarı emekçilere vermeyi hedefleyen eşitlikçi toplumsal devrimleri: Paris Komünü, 1910-1920 Meksika devrimi, iki Rus devrimi 1905 ve 1917, 1919 Alman ve Macar devrimleri, İspanya devrimi ve iç savaşı 1936-1937, Çin devrimi ve Küba devrimi.

Dolayısıyla, daha önemsiz olmamakla birlikte farklı bir doğaya sahip olan başka devrimci hareketleri dışarıda bırakmak durumunda kaldık: Demokratik, antibürokratik ve antitotaliter devrimler örneğin 1956 Macar devrimi ve sömürge karşıtı devrimler ile ulusal kurtuluş mücadeleleri mesela Hindiçin devrimi, Cezayir devrimi. Sözünü ettiğimiz bu devrimlerde de toplumsal bir boyutun varlığı su götürmez olduğundan, bu ayrımlar mutlak değildir fakat son tahlilde farklı olgular söz konusudur.

Son bölümde ise, kelimenin gerçek anlamındaki devrimlerden ayırt edilmesi gereken son otuz yılın bir dizi devrimci olayı gözden geçiriliyor: Mayıs 68, Portekiz Karanfil devrimi 1974-1975, Nikaragua devrimi (1978-1979), Berlin duvarının yıkılışı 1989, Chiapas'taki Zapatist ayaklanma 1994-1995.

  

  Rosa Luxemburg  

aktivistler icin rehber rosa luxemburg
> Sally Campbell
> Çev. Irmak Yavlal
> Z Yayınları, 72 s.
> Satın almak için 

 Rosa Luxemburg:

Aktivistler İçin Rehber

Rosa Luxemburg hakkında herkesin hemfikir olduğu tek şey, canlılığı, enerjisi ve yaptığı her şeye kendini adamasının onu bir ilham kaynağı haline getirdiğidir. Polonyalı Yahudi bir kadın olarak karşılaştığı tüm önyargılara rağmen, acımasızca kısaltılmış yaşamında olağanüstü şeyler başardı.

Rosa Luxemburg, 1880'lerde Polonya'daki gençliğinden, 1919 Alman Devrimi'nin ortasında, 47 yaşında katledilmesine kadar, tüm yaşamı kökten bir değişim yaratmaya adanmış devrimci bir sosyalistti.

 

 

  Erkek Şiddetinden Kaçarken  

erkek siddetinden kacarken
> Emel Coşkun – Beril Eski
> Sosyal Araştırmalar Vakfı, 128 s.

> Satın almak için

Erkek Şiddetinden Kaçarken: Türkiye’de Kadın ve LGBTİ+ Sığınmacılar

Bu kitap Türkiye’nin sığınma rejimini toplumsal cinsiyet perspektifinden eleştirel bir bakış açısıyla ele alıyor. Kitapta sunulan bulgular, Türkiye’de uluslararası koruma başvurusu yapmış yirmi üç kadın ve LGBTİ+ sığınmacının yanı sıra sivil toplum örgütleri çalışanları ile yapılan derinlemesine görüşmelere dayanıyor. Hemen hepsi erkek şiddetinden kaçan sığınmacı kadınlar ve LGBTİ+’lar hem Türkiye’ye yolculuklarında hem de Türkiye’de kaldıkları süre boyunca farklı cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet (CTCDŞ) biçimleri ile karşılaşıyorlar.

Bu kitaptaki bulgular bize Türkiye’nin sığınma rejiminin toplumsal cinsiyete duyarlı olmak bir yana sığınmacı kadın ve LGBTİ+’ları daha fazla toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı savunmasız duruma düşürebildiğini gösteriyor.

 

  Sivaslı Ermeniler Konuşuyor  

sivasli ermeniler konusuyor
> Kolektif
> Hrant Dink Vakfı Yayınları, 190 s.
Satın almak için

 

Sivaslı Ermeniler Konuşuyor: Sessizliğin Sesi VI

Bu kitap, Hrant Dink Vakfı Tarih Programı kapsamında, 2011 yılından beri yürütülen sözlü tarih çalışmasının bir ürünüdür. Sessizliğin Sesi serisinin altıncı cildini oluşturan kitapta, bu çalışma kapsamında Mayıs 2018 - Ocak 2019 arasında, Sivaslı 69 Ermeni'yle yapılmış mülakatlardan 12'si bir araya getirilmiştir.

Kitapta, konuşma dilinden uzaklaştırılmadan yazı diline aktarılmış ve kronolojik bir bütünlük oluşturacak şekilde yeniden yapılandırılmış mülakat metinlerinin yanı sıra, Sivas'ın tarihine dair bir giriş yazısı ile Narod Avcı'nın bu çalışmaya ve mülakatlara dair genel değerlendirme yazısı bulunmaktadır.

Mülakat metinlerinde, görüşülen kişilerin konuşma esnasında kullandığı Ermenice kelimeler italik olarak yazılmış; dipnotlarla, hem bu kelimelere, hem de yerel ağıza özgü bazı kelimelere ve atıfta bulunulan bazı isimlere, mekânlara, olaylara vb. dair kısa bilgiler verilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı öncesinde, Sivas Sancağına bağlı 11 kazadaki 140 yerleşim biriminde yaklaşık olarak 80 bin Ermeni yaşıyor, Ermenilere ait 150'ye yakın eğitim kurumu, 14 manastır ve 128 kilise bulunuyordu. 1915'te bu eğitim kurumlarının tamamı yok oldu; 1927'de 3500, 1938'de 1000 civarına düşen nüfus, Vatandaş Türkçe Konuş kampanyası, Varlık Vergisi uygulaması ve 6-7 Eylül pogromunun Sivas'taki yansımalarının da etkisiyle, 20. yüzyılın ortalarından itibaren hızla eridi. Bugün, şehirde ve çevre köylerde yaşayan Ermeni ailelerin sayısı 20 civarında.

Sessizliğin Sesi serisinin önceki kitapları:
Sessizliğin Sesi: Türkiyeli Ermeniler Konuşuyor
Sessizliğin Sesi II: Diyarbakırlı Ermeniler Konuşuyor
Sessizliği Sesi III: Ankaralı Ermeniler Konuşuyor
Sessizliği Sesi IV: İzmitli Ermeniler Konuşuyor
Sessizliği Sesi V: Kayserili Ermeniler Konuşuyor

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele