Bu haftanın seçkisi (8 Haziran) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alanlar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

 

  İşçilerin Haziranı  

iscilerin
> Zafer Aydın
> Ayrıntı Yayınları, 992 s.
> Satın almak için

İşçilerin Haziranı: 15-16 Haziran 1970

>>> Bu çalışma, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal tarihinde özel bir yer tutan 15-16 Haziran direnişini, öncesi ve sonrasıyla kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Kitap doğrudan eylemde yer alan tanıklarla çoğunluğu birincil kaynaklardan oluşan devasa belgelerin ışığında hazırlandı. Kitapta eylemi ortaya çıkaran faktörler, olgunlaşma ve karar süreçleri, örgütlenme dinamikleri, eylemlere katılan işçilerin yaklaşımları, yaşadıkları sorunlar, eylemin yarattığı etki ve sonuçlar ayrıntılı bir biçimde inceleniyor.

15-16 Haziran üzerine yapılmış bu kapsamlı çalışma, önümüze koyduğu bütünsel fotoğrafla önemli bir kaynak olma özelliği taşıyor. Kitap, 15-16 Haziran üzerine yeni tartışmalar, yeni bakış açıları, yeni araştırmalar için de önemli bir zemin sunuyor. İşçilerin Haziranı tarihsel bir örnek üzerinden, bugün sendikal harekette ve toplumsal siyasette cevabı aranan çeşitli sorular için de temel bir referans niteliğinde...

 

  İkili Devlet  

ikili
> Ernst Fraenkel
> Çev. Tanıl Bora
> İletişim Yayınları, 320 s.
Satın almak için

İkili Devlet: Diktatörlük Teorisine Bir Katkı

>>> Bir yandan, kendi koyduğu yasa ve kurallara uyan, -en azından “kitabına uyduran”- norm devleti. Diğer yandan, siyasi icaplara göre verdiği keyfî kararlarla yöneten ve herhangi bir normla kendini bağlı saymayan önlem devleti. İkili devlet, bu iki sistemin yan yana var olduğu bir rejim. Kısmen, belirli bir alanın norm veya önlem devletinin hükmü altında olduğu bir tür işbölümünden söz edilebilir. Fakat çok zaman birbirlerinin ayağına dolanıyorlar, rekabet ediyorlar; yani ne zaman devletin hangi yüzünün kendini göstereceği de belli değil. Toplamda kuşkusuz belirsizliği artıran, yurttaşın geriye kalan güvencelerini de zayıflatan bir “düzen” – hele, asıl kudretin eninde sonunda önlem devletinde olduğu düşünüldüğünde…

Ernst Fraenkel, nasyonal sosyalist devletin hukuki karakterini özetle böyle bir çerçeve içinde analiz ediyor. Analizin arka planında, Carl Schmitt’in siyaset ve hukuk felsefesinin köklü bir eleştirisi var. Fraenkel, bu bağlamda doğal hukuk kavramına eğiliyor; Anglosakson ve Alman hukuk geleneklerinin devlet ve özgürlük anlayışı bakımından tarihî bir mukayesesini de yapıyor.

Totaliterlik, otoriterlik ve faşizm araştırmalarında klasik değeri kazanmış bir eser.

 

  Küçülme  

kuculme
> Der. Giacomo D’Alisa,
Federico Damaria, Giorgos Kallis
> Çev. Ayşe Ceren Sarı, Burag Gürden,
Berk Öktem, Yaprak Kurtsal
> Metis Yayınları, 320 s.
Satın almak için

Küçülme: Yeni Bir Çağ İçin Kavram Dağarcığı

>>> Toplumların esenliği ve gelişmişliği çoğu iktisatçı ve siyasetçi tarafından “büyüme” kavramıyla açıklanıyor. Farklı siyasi ve iktisadi görüşlerin “büyüme” konusunda anlaştığını görüyoruz.

Günümüzdeki hızlı yoksullaşma, artan eşitsizlikler ve toplumsal-ekolojik felaketler de egemen söyleme göre büyüme eksikliğinin ya da azgelişmişliğin sonuçlarıdır: “Büyümeyen, yerinde sayan, ölür”. Bu kitap ise bu sorunların nedeninin tam da büyüme olduğunu, büyümenin aşırı masraflı, ekolojik açıdan sürdürülemez ve özünde adaletsiz bir hal aldığını, “büyüme”yi temel alan mitik inançların terk edilmesi gerektiğini savunuyor. Bunun için büyüme tahayyülünü ayakta tutan ve ekonomiyi bilim olmaktan çıkaran terimlerle düşünmekten vazgeçmek gerekiyor. Kullanımdaki iktisadi dil, ifade edilmesi gerekeni ifade etmekte yetersiz kaldığı içindir ki yeni bir söz dağarcığına ihtiyacımız var. Bir grup aktivist ve entelektüelin ilk olarak Fransa’da başlattığı ve ardından tüm dünyaya yayılan küçülme hareketi, toplumsal bir hedef olarak ekonomik büyümenin terk edilmesi çağrısında bulunuyor. “Küçülme” kavramı, daha az doğal kaynak tüketen ve tamamen farklı ilkeler çerçevesinde örgütlenen toplumlara giden yolu temsil ediyor. Sadelik, şenliklilik, otonomi, bakım, müşterekler gibi kelimeler de küçülme toplumlarının neye benzeyebileceği konusuna ışık tutuyor.

Bu derlemenin, sadece başka bir dünyanın mümkün olduğunu düşünmekle kalmayıp aynı zamanda onu şimdi inşa etmek adına mücadele eden herkes için değerli bir bilgi ve ilham kaynağı olacağını umuyoruz.

 

  Apaydınlık Gelecek  

apaydinlik
> Paul Mason
> Çev. Şükrü Alpagut
> Yordam Kitap, 432 s.
Satın almak için

Apaydınlık Gelecek: İnsanın Köktenci Bir Savunusu

>>> İnsanı, insanlığı, insancıllığı savunan yeni ve köktenci bir manifesto.

Teknolojiyi, denetimi, gözetimi, algoritmik kontrolü ve zombileri sorgulayan eleştirel bir deneme.

Neoliberalizme, onun kriziyle oluşan boşluğu insanı hiçleştirerek doldurmaya çalışan alternatif sağa ve otoriter yönelimlere kapsamlı bir itiraz. Zamanımızın en parlak düşünürlerinden biri, Paul Mason, karanlık ve kasvetli günlerin ortasında ışıltılı yarınlarını arıyor insanın. İnsanın köktenci bir savunusuyla apaydınlık bir geleceği…

Güncel gelişmeler, olgular, eylemler, tehditler bir yanda, ağır teorik konular diğer yanda… bir gazeteci kıvraklığıyla kaleme alıyor zorlu kuramsal sorunları Mason. Otoriter, denetimci güçler karşısında ne yapmalı? Neoliberal benlik nasıl inşa edildi, nerede çuvalladı? “Occupy” hareketlerinde, Arap Baharı’nda, Gezi’de neler başarıldı, neler eksik kaldı? Yapay zekâ karşısında insanlığımızı nasıl koruyup geliştireceğiz, denetim toplumuna teslim olmadan insanlığın temel değerlerini nasıl koruyacağız? Peki, yapay zekânın denetimi, hangi değerler sistemine göre olmalı?

Marksizmin insan doğası teorisi bugün bir dayanak olabilir mi; kadınların uğradığı özgül baskılar, ev içi ödenmemiş emek ve ahlak konusunda bıraktığı boşluklarla işçi sınıfına biçtiği rol nasıl değerlendirilmeli? Ağ bağlantılı bireylerin kapitalizmi devirme olanakları ve yeni bir “sınıf” tartışmaları, Marksizmle nasıl ilişkilenmeli? Bütün bu sorulara ve daha fazlasına yanıt arayan, sömürüsüz, eşit, özgür, apaydınlık bir geleceği arayan zihin açıcı bir çalışma. Tam zamanında!

“Neoliberalizm hakkında uzun zamandır gördüğüm en iyi çözümleme… Daha da iyisi, tutkulu ve duru bir anlatım. Umuyorum ki birçok kişinin zihninde değişikliğe yol açacak.” - Philip Pullman

 

  1940’larda Yükselen Nazizm’in Türk Edebiyatına Etkileri  

nazizm
> Cafer Hergünsel
> Çev. Şükrü Alpagut
> Artshop Yayıncılık, 128 s.
Satın almak için

Apaydınlık Gelecek: İnsanın Köktenci Bir Savunusu

>>> Bu çalışmanın bağlamı, dünyada 1940’larda yükselen Nazizm’in Türkiye’deki edebiyat çevrelerini ne yönde etkilediği sorunsalını açıklığa kavuşturmaktır.

1940’lı yılların önemi, siyasi mücadeleler bakımından var olan olguların son derece hareketli bir karakter taşıyor olmasıdır.

Hasan İzzetin Dinamo, Nâzım Hikmet, Sabahatin Ali ve faşizme karşı çıkan, iktidarlar tarafından baskıya uğratılan diğer sanatçıların bu dönemde yaşamaları ve yapıtlarını vermeleri bu dönemin açığa kavuşturulmasını zorunlu kılmaktadır.

 

Çok Okunanlar