Bu haftanın seçkisi (3 Şubat) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...




  Marx’ın Din Felsefesi  

0 1
> Hür Sinan Özbek
> Fol Kitap, 136 s.
> Satın almak için

Dine sığınan insan, her şeyi metaya dönüştüren kapitalist ilişkiler içerisinde, kendisini manevi bir varlık olarak hissetmek istiyor.

Din, kapitalizmin acımasızlığı karşısında halkın sığındığı bir liman oluyor; acı karşısında bir afyon görevi üstleniyor, acıyı dindiriyor. Dine yaslanmak, acımasız sömürü ilişkilerinde kendi bulunduğu yere katlanabilmeyi sağlarken, aynı zamanda bir başkaldırı da olabiliyor.

Tam da bu noktada, Marx'ın din eleştirisi, şu sözlerle, kapitalizmin eleştirisi oluyor:

“İnsanın içinde aşağılanmış bir varlık olduğu, köleleşmiş bir varlık olduğu,terk edilmiş bir varlık olduğu,ihmal edilmiş bir varlık olduğu,bütün ilişkileri devirin!”

Böylece cennetin eleştirisi dünyanın eleştirisine, dinin eleştirisi hukukun eleştirisine, ilahiyatın eleştirisi politikanın eleştirisine dönüşüyor.

 

  TÖB-DER’li Yıllar  

0 3
> Fikret Babuş
> Ozan Yayıncılık, 288 s.

> Satın almak için

TÖB-DER’li Yıllar: Kont-gerilla Saldırıları

70'li yıllarda, faşist baskı ve zulme karşı yürütülen mücadelenin önünü çeken en önemli örgütlerden biri TÖB-DER idi. TÖB-DER ayrıca; topladığı Demokratik Eğitim Kurultayı (DEK), çıkardığı eğitici ve aydınlatıcı yayınları, alternatif ders kitapları önerileri, uluslararası öğretmen sendikalarıyla diyalog içerisinde olması gibi çalışmalarıyla da önemli bir etkinlik merkezi olmuştur.

TÖB-DER; üyelerinin görevden alınması, sürgün edilmesi, maaş kesintisi gibi hukuksuzluklara karşı mücadele ettiği gibi, toplumu ilgilendiren pahalılık, baskı, zulüm ve anti-demokratik uygulamalara karşı da eylemli bir mücadele sürdürüyordu. İş bırakma, miting, yürüyüş, bildiri, broşür, bülten, dergi gibi unsurlarını kullanarak mücadelesini sürdürmüştü. Örgüt bu haliyle; gerici saldırı ve baskılara karşı 1970'li yıllarda toplumsal direncin en büyük kalelerinden ve 12 Eylül düzeninin hedef aldığı en önemli toplumsal direniş örgütlerinden biridir.

Türkiye'nin TÖB-DER'li mücadele ortamına nasıl geldiği, bu sürecin nasıl işlediği ve bittiği geniş bir inceleme konusudur. Bu çalışmada ise; bu örgütün içerisinde hem bir öğretmen hem de bir nefer olarak yer alan bir devrimcinin 35 yıl sonra geriye doğru baktığında anımsadıkları ve bu yıllar içerisinde biriktirdikleri mevcuttur.

 

  Türkiye’de Feminist Yöntem  

0 2
> Der. Emine Erdoğan, Nehir Gündoğdu
> Metis Yayınları, 344 s.
> Satın almak için

Feminist yöntem diye bir şeyden söz etmek mümkün müdür? Söylenegeldiği gibi feminist araştırma sadece “kadınlar tarafından, kadınlar hakkında, kadınlar için, kadınlarla birlikte” mi yapılır, yapılmalıdır? Peki, “Batılı” bağlamlarda üretilmiş kavram ve tartışmalar Türkiye'de yapılan feminist araştırmalar için gerekli ve yeterli çerçeveyi sağlayabilir mi?

Bu sorulardan yola çıkan derlemenin birinci kısmında 1980'lerden itibaren feminist yöntem tartışmaları sırasında oluşturulmuş temel kavramları açan metinlere yer veriliyor. İkinci kısımda ise, kuram ve yöntem birlikteliğinin sosyal dünyaya ilişkin bir dert ile buluştuğu durumların sahada ne gibi farklı yaklaşımlara yol açabildiği gösteriliyor.

“Bu kitabın feminist yöntem sorunsalına en önemli katkısı kuşkusuz araştırmacı konumu ile ilgili tartışmalara getirdiği yeni bakış açıları. Yazarlar yalnızca araştırmacının nötr kalması gerektiği mitini yıkmıyor, kalınmadığında ortaya çıkan çeşitli sorulara ve bunlar üzerinden yapılabilecek çalışmalara da işaret ediyorlar. Nötr olma kaygısından kurtulan araştırmacıların bir anda bilimlerle alakalı birkaç miti birden nasıl yıkabildiklerinin tüm güzelliğiyle sergilendiğini görüyoruz: araştırmacının üstün bilgiye sahip olmama halini, avantajlı araştırmacı var mıdır sorusunun fakirliğini, kadın gibi, hayvan gibi, çocuk gibi, araştırma gibi verili sınıflamaların birçok yerde düşünmeye destek yerine köstek olduğunu ve belki de en önemlisi araştırma yapıyor olma halinin ne kadar verimli olduğunu…” - Nükhet Sirman

 

  İngiltere Tarihi  

0
> Jeremy Black
> Doğu-Batı Yayınları, 571 s.

> Satın almak için

Açık Yeşil 2: İklim Krizi, Politika ve Aktivizm

İngiltere tarihi bir ülkenin ve halkın ortak yazgısından çok daha fazlasına sahiptir. Bu tarih İskoçya, İrlanda ve Galler ile birlikte topyekûn Britanya Adaları tarihidir. Bütünüyle bakıldığında emperyal bir gücün Avrupa'dan Amerika'ya, Ortadoğu'dan Hindistan'a yayılması ve en uzak topraklarda diplomasi, sömürge, ekonomi, dil ve kültür, edebiyat aracılığıyla hüküm sürmesidir. En geniş anlamıyla İngiltere bir yönetim sanatı ve uzlaşmanın eseridir. Hem içeride hem de dışarıda kriz ve bunalımları kendine özgü değerleri ve tarihsel sürekliliğini koruyarak çözmüştür. Bu nitelik ona, Kıta Avrupası ve tüm rakiplerinden daha üstün, her koşulda en gerçekçi politikaları üretebilme ayrıcalığını kazandırmıştır.

Bu ülkede atılan adımlar kendi sınırlarına hapsolmamış, dünya siyasetini doğrudan etkilemiş ve ulusların geleceğini tayin etmiştir. Bireyin tanımını, evrensel hukuk anlayışını, demokrasi ve parlamento geleneğini açıklığa kavuşturmak için hep bu ülkede olup bitenlere dikkat kesilmek gerekecekti. Henüz 1215'te bu topraklarda iktidarın sınırsız bir güce sahip olmadığı söylenmiştir. Magna Carta'nın ilânı, burjuva sınıfının doğuşu, Sanayi ve Ulaşım devrimleri, birbiri ardına icat ve yenilikler, refah, lüks ve moda anlayışı, tüketim toplumu, futbol seyri vb. tüm bu olaylar ve yaşam tarzlarındaki değişimler başka toplumları da bir cazibe unsuru olarak bu ülkenin tarihine ve geçmişine çekmiştir.

Ve 2. Richard'ların, Mary Stuart'ların, Elisabeth'lerin İngilteresi… Sayısız savaşın, dinmeyen ihtirasların, taht kavgalarının, değerler mücadelesinin, öncü fikirlerin yer aldığı bu sayfalar, kuruluşundan günümüze bir ülkenin tarihini aydınlatmaktadır.

 

  Başka Bir Ekonomi Mümkün  

0 4
> Manuel Castells
> Çev. Onur Orhangazi
> Ütopya Yayınevi, 304 s.

Satın almak için

Başka Bir Ekonomi Mümkün: Ekonomik Sistem Alternatiflerine Dair Tartışmalar

Dünya ekonomisi 2008 finansal kriziyle birlikte bir çöküşün eşiğine gelmişti. Aradan geçen sürede merkez bankalarının ve hükümetlerin milyarlarca dolarlık müdahaleleriyle çöküş engellense de dünya ekonomisinin büyüme oranları düşük seyretmeye, istihdam yaratma kapasitesi daralmaya ve eşitsizlikler artmaya devam etti. Bu arada da kapitalizmden başka bir ekonominin mümkün olup olmadığına dair tartışmalar da yaygınlaşmaya başladı. Bu bağlamda dünyaca ünlü sosyolog Manuel Castells'in bir grup araştırmacı ile birlikte yaptığı çalışmaları derlediği bu kitapta sunulan teorik argümanlarla istatistiki bulgular ve vaka çalışmaları, bir yandan bugünkü sistemin arızaları üzerine düşünmeyi bir yandan başka bir ekonomiye dair hayaller kurmaya kışkırtıyor okuyucuyu... 

Çevresel felaketlere yol açan ekonomik büyümenin olmadığı bir sistem tahayyül edebilir miyiz?

Piyasaların dışında süregiden armağan ekonomilerinden, bakım emeğinden neler öğrenebiliriz? Blockchain bize ne vaat ediyor?

Bitcoin gerçekten geleceğin parası olabilir mi?

Finansal hizmetleri bankalar dışında organize edebilir miyiz?

Kapitalizmin içerisinde filizlenen alternatif ekonomi pratikleri kalıcı olabilir mi?

Yavaş Kent hareketlerinin dirençliliği geleceğe yönelik neler anlatıyor?

Bu kitap, sosyoloji, ekonomi ve genel anlamda sosyal bilimler alanlarındaki öğrencilere, bilim insanlarına ve toplumların ve ekonomilerin günümüzde nasıl değiştiğini kavramak isteyen herkese büyük fayda sağlayacaktır.

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele