Bu haftanın seçkisi (29 Kasım) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...




  Esmer Milletler  

esmer milletler
> Vijay Prashad
> Çev. Senem Erdoğan
> Yordam Kitap, 448 s.
> Satın almak için

Esmer Milletler: Halkların Üçüncü Dünya Tarihi

Günümüzün en üretken Marksist tarihçilerinden Vijay Prashad, Esmer Milletler'de yirminci yüzyıla damgasını vuran Üçüncü Dünya'nın tarihini, “halkların tarihi” çerçevesinde ele alıyor.

Üçüncü Dünya'yı sadece coğrafi bir tanımlama ya da uluslararası bir ittifak modeli olmaktan ziyade, yüzyıllar süren esaretin ardından sömürgeciliğin zincirlerini kıran halkların siyasi, iktisadi ve kültürel mücadelelerinin bütünü olarak gören Prashad, Soğuk Savaş'a dair sıradan siyasi tarih anlatılarının ötesine geçen bir çalışmayla çıkıyor okurun karşısına.

Üçüncü Dünya'nın tarihini, bir fikir olarak doğduğu 1920'lerden, dünyanın gündemini belirlediği 1960'lara ve nefesini tüketerek kendi mirasına sırt çevirdiği 1980'lere kadar, bilimsel titizliği elden bırakmadan, son derece canlı ve etkileyici bir anlatımla aktarıyor.

Nehru, Nasır ve Tito gibi Üçüncü Dünya'nın “dev” siyasi figürlerinin olduğu kadar, Bolivyalı madencilerin, Jamaikalı kadın işçilerin,Tanzanyalı köylülerin, emperyalizmin kültürel boyunduruğuna karşı bayrak açan entelektüellerin de hikâyesi bu aynı zamanda.

Prashad geçmiş güzel günlere methiye düzmek ya da yiten umutların arkasından ağıt yakmak yerine, Esmer Milletler'de bu hikâyenin bugüne ve geleceğe bıraktığı mirasın izini sürüyor.

   

  Türkiye’de Laiklik ve İslam  

turkiyede laiklik ve islam
> Umut Azak
> İletişim Yayınevi, 328 s.

> Satın almak için


Kemalist laiklik, dünyevi seküler bir dünya görüşü olmaktan ziyade, dini devlet eliyle yeniden şekillendirmeyi hedefleyen bir ideolojidir. Bu amaçla üzerine dayandığı İslâm söylemi, özel alana ait, aydınlanmış, rasyonel ve milli bir “Türk İslâm'ı” karşısında siyasi, bağnaz, hurafelere dayalı ve yabancı (Arap) kültürü etkisinde bir ‘gerici İslam' (irtica) karşıtlığını temel alır. İslâm'ın bu şekilde bir zıtlık temelinde kavramsallaştırılması, Türkiye'de erken Cumhuriyet ile çok-partili demokrasi dönemleri arasında laiklik ideolojisi açısından önemli bir sürekliliğe işaret eder. Bununla birlikte tek-parti iktidarının sona ermesi laiklikle ilgili önemli söylemsel dönüşümlerin yaşandığı yeni bir dönemin başlangıcını oluşturur.

Türkiye toplumunun kültürel çatışma eksenlerinden birinin laiklik meselesi üzerinde yükselen ihtilaftan kaynaklandığı söylenir. Laikliğin, daha doğrusu sekülerleşme sürecinin sınırları (devlet laik olabilir veya laiklik özel alanın konusudur, şahsidir) bu çatışmanın öznelerini de tayin eder. Bu tartışmalar elbette yalnızca laikliğin anlamına dair değildir; devlet, toplum, modernite/modernleşme kavrayışlarına ve dinin kamusal alandaki rolüne doğru genişleyebilir.

Bu kitap, Türkiye'de laiklik ve sekülerleşme süreçlerinin İslam ile ilişkisini Menemen Olayı ve Malatya Hadisesi gibi vakalar, Türkçe ezan, Alevilik ve Said Nursî hakkındaki tartışmalar üzerinden dönemin gazete ve dergilerine de mercek tutarak takip ediyor.

Türkiye'de hala devam eden ve “fay hattı” niteliğindeki bir tartışmanın çıkış noktalarını ve daha önemlisi toplumsal ve siyasi sonuçlarını detaylarıyla ortaya koyuyor.

  

  Toplumsal Cinsiyet Akışkan mıdır?  

toplumsal cinsiyet akiskan midir
> Sally Hines
> Çev. Özge Çağlar Aksoy
> Hep Kitap, 144 s.
> Satın almak için 

Doğduğumuzda her birimize fiziksel anatomimize dayanan biyolojik bir cinsiyet atanır. Peki neden bazı insanların biyolojik cinsiyetleriyle içsel kimlikleri arasında bu kadar fark oluyor?

Cinsiyet olduğumuz bir şey midir yoksa inşa ettiğimiz bir şey mi? Toplumsal cinsiyet ifademiz doğuştan mıdır yoksa zamanla mı gelişir?

Geleneksel ikili kadın ve erkek rolleri böylesi esnek ve akışkan bir dünyaya uygun mu?

Bu kapsamlı, ilham verici kitap toplumsal cinsiyet ve psikoloji arasındaki bağları inceleyerek bireysel ve sosyal tavırların yüzyıllar içinde nasıl değiştiğini ortaya koyuyor.

 

 

 

  Türbünya’da Her Şey Rayında  

turbunyada her sey rayinda
> Mahir Ergun
> Belge Yayınları, 80 s.

> Satın almak için

Albay Bobo ile henüz tanışmadınız ve onun kendinden emin bir biçimde durumları izah edişini henüz duymadınız. Gelecek zamanın birinde şöyle yankılanacak o tok sesi:

Faşizm bu. Gözaltına alır, tutuklar, işkence yapar; biz direniriz. Onlar katil, biz devrimciyiz. Yolumuzdan sapmayız biz. Direniriz. Bildiğimiz yolda yürümeye devam ederiz. Onların işi o, bizim işimiz bu. Onlar işlerini yapıyor, biz işimizi yapacağız.

Ve bu kararlı izahı yanıtlayan Lina'nın kinayeli sesini de henüz duymadınız. Sözleri gelecekte bir yerlerde sırasını bekliyor:

Yani Türbünya'da her şey rayında, diyorsunuz, gerçekten.

 

 

 

  Edebiyat ve Coğrafyalar  

edebiyatin izinde edebiyat ve cografyalar
> Yay. Haz. Didem Ardalı Büyükarman
    Seval Şahin, Banu Öztürk, Tülin Ural
> Bağlam Yayınları, 224 s.
Satın almak için

 

Edebiyatın İzinde: Edebiyat ve Coğrafyalar

Bu kitap, “Edebiyatın İzinde” üst başlığıyla ilki polisiye edebiyata, ikincisi fantastik ve bilimkurguya, üçüncüsü de deliliğe ayrılan serinin dördüncüsünü oluşturmaktadır. Kitapta, edebî coğrafya, edebiyat coğrafyası vb. kavramların izi sürülmekte, edebiyat ve coğrafya ilişkisi Gilles Deleuze'ün coğrafya düşüncesi, “dünya edebiyat cumhuriyeti”, Theophile Gautier'nin uygarlık anlaşıyı, Ahmet Mithat'ın Avrupa'sı, “hayali seyahatler”, edebiyatta köy kavramı, Yahya Kemal şiirinin coğrafyası, Sabahattin Ali'nin Doğu-Batısı, Necati Cumalı'nın eserlerinde tütün ve coğrafya ilişkisi, Ayfer Tunç'ta “içsel vatansızlık” meseleleri üzerinden tartışılmaktadır.

Bu tartışmalar ışığında günümüz yazarlarıyla yapılan panellerle yazarların eserlerindeki coğrafya ve edebiyat ilişkisi hakkında yeni sorular ortaya atılmıştır. Kitabın sonuna eklenen edebiyat ve coğrafya ilişkisine dair kaynakça meraklı okur için bir başvuru niteliğindedir.

 

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele