Bu haftanın seçkisi (26 Temmuz) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

  20. Yüzyılda Köylü Savaşları  

20 yuzyilda koylu savaslari
> Eric R. Wolf
> Çev. Cem Somel
> İletişim Yayınevi, 334 s.

> Satın almak için


Köylüler ve köylülük devrim teorilerinin öyle veya böyle hep meselesi olmuş, zaman zaman “ilerici” bir müttefik, bazen de “gerici” bir engel olarak görülmüştür. Her durumda belirli toplum tasarımlarının nesnesi olmuş, sınıf olup olmadığı tartışmaları yapılmıştır. Eric R. Wolf, 20. Yüzyılda Köylü Savaşları adlı bu kitabında Küba, Cezayir, Vietnam, Çin, Rusya ve Meksika örneklerine yoğunlaşarak köylülüğü genelgeçer tanımların ve kriterlerin ötesinde ülke bağlamlarında ve farklı toplumsal formasyonların içerisinden ele alarak önemli bir katkı sunuyor.

Wolf'un çalışması köylülüğün sınırlarını ve imkânlarını karşılaştırmalı olarak takip etmek isteyen ve kitle hareketleriyle ilişkisini merak eden okurun fazlasıyla ilgisini çekecek nadide bir eser.

“Binlerce yıl içinde insanlık çok eskiden beri devam eden açlık ve hastalık sorunlarını ilk defa çözmekte yol alıyor; her yerde insanların katılımı ve bilgiyi yayma çabaları karşısında kadim iktidar tekelleri ve genelgeçer hikmetler geriliyor. Ne kadar belirsiz de olsa, nice zorluklar da olsa, ne kadar yanlış da anlaşılsa, hayatı bereketlendirme, insaniyeti yükseltme ümidi bu çabalardadır. Asi köylüler elemden nasibini alsa da, ümitten de nasibi vardır; bu açıdan onlar insaniyetten yanadır.” 

 

  Kadınlara Ayrımcılığa Hayır  

kadinlara ayrimciliga hayir
> Elsa Solal
> Çev. Ali Berktay
> Alfa Yayınları, 106 s.

> Satın almak için



“Piç” Marie Gouze, ki sonradan Olympe de Gouges olacaktır, küçüklüğünden beri evlilik dışı bir ilişkiden dünyaya gelen bir çocuk olduğunu biliyordu. İşte bu gayrimeşruluk Devrim döneminde hem özgür bir kadın olarak yaşama hakkını hem de diğer kadınların haklarını savunurken giriştiği mücadelede bir silah görevi gördü. Ne var ki bu mücadele onu giyotine götürdü.

1780'lerde oyun yazarı olarak başladığı kariyerinde siyasi yazılarıyla ünlendi. Fransız Devrimi sırasında çok aktifti. Ölüm cezasının kaldırılması, mahkemelerde halk jürilerinin kurulması, Fransız sömürgelerindeki kölelerin özgürleştirilmesi, gayrı meşru çocukların tanınması, evlat edinilmesi, gelir vergilerinin adaletsizliği, yoksulluk konularında mücadele etti.

Günümüzde daha çok kadın hakları konusundaki öncü görüşleri ile bilinir. Erkeklerin kadınlar üzerindeki tiranlığının tüm eşitsizlik biçimlerinin kaynağı olduğunu düşünmekteydi. Meclisin çıkardığı Erkek ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'ne cevaben 1791 yılında Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'ni yayımladı. Fikirleri nedeniyle 3 Kasım 1793'te giyotinle idam edildi.

Eserleri kadın ve insan hakları açısından büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca Fransız Devrimi'nin ve dönemin kadına ve özgür düşünceye bakış açısını anlamak açısından da eserleri farklı bir önem arz eder.

 

  Bu Yüzyılın Dersi  

bu yuzyilin dersi
> Karl Popper
> Çev. Ceyhan Aksoy
> Serbest Kitaplar, 140 s.
> Satın almak için




20. yüzyılın en etkileyici düşünürlerinden Karl Popper, sahip olduğumuz demokratik sistemi muhafaza etmede üzerimize düşen sorumlulukların farkında olmamız gerektiğini hatırlatıyor. Yarının dünyasını yaratacak olan şey bizim eylemlerimiz olacaktır.

Gazeteci Giancarlo Bosetti'nin yaptığı bu söyleşilerde Popper geniş bir yelpazede çağdaş siyasal ve toplumsal meseleler üzerine konuşuyor. Sovyetler Birliği'nin çöküşünden üçüncü bir dünya savaşı tehlikesine, çocuklarımıza karşı yükümlülüklerimizden televizyonun potansiyel zararlı etkilerine kadar birçok konudan bahsediyor.

Toplumumuzdaki yükselen şiddet ve bencilliğin, eğer önlem almazsak medeniyetimizi tehlikeye atacağı konusunda uyarıyor. Kitap aynı zamanda demokrasi teorisi üzerine iki konuşma da içeriyor; demokrasinin hiçbir zaman halkın yönetimi olmadığını (olamayacağını ve olmaması gerektiğini) ama tiranlığı önleyebilmek için elimizdeki en iyi yöntem olduğunu ikna edici bir şekilde savunuyor.

  Kafka  

kafka
> Robert Crumb -
    David Zane Mairowitz
> Çev. Ozan K. Dil
> Flaneur Books, 176 s.
> Satın almak için




Flaneur Books'un Robert Crumb koleksiyonunun yeni kitabı, Kafka, kült yazarın eserine, günlüklerine, notlarına, etkilerine odaklanan bir metnin Crumb-tarzında, labirentimsi, kimi zaman işaret ettiği şeyi aydınlatmak yerine karanlıkta bırakmaya cesaret eden bir ikizini, bir yansımasını sunuyor.

“Gecelerin gececil yazarı” Franz Kafka, “temiz hava” almak için açık bıraktığı pencerenin önünde, belki de sadece 20. yüzyılın değil, tüm insanlık tarihinin en zor hesaplaşılır eserlerini / mektuplarını yazarken, yeraltının karanlık dehası Robert Crumb ise, Kafka'nın ölümünden yarım yüzyıldan fazla bir zaman geçmişken, yazar David Zane Mairowitz ile giriştiği ortaklıkta, bu hesaplaşmayı bir deneyime dönüştürüyor. Önünde sonunda Kafka, kendi rehberliği olmadan keşfedilemez bir kıta; ve mirası, her kelimesinin bedeli ödenmiş bir yazı.

Böyleyken, bedel öde(n)meden okunabilir mi?

Eseri ve hayatı arasındaki (varsa) sınır bu denli belirsiz ve ince olan bir yazarın grafik-biyografisini kurmanın, olmuş-ve-olmamış olanın bu denli iç içe geçtiği bir anlatıya girişmenin sonucu, ilk sayfasından son sayfasına dek yüzyılın en dramatik-politik olaylarına tanıklık eden bir yapıt oluyor.

  Sinemada Tembellik Hakkı  

sinemada tembellik hakki
> Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz
> Ütopya Yayınevi, 272 s.
Satın almak için

 

Sinemada Tembellik Hakkı: Çalışma İdeolojisi ve Amerikan Sineması

Filmleri kitle eğlencesinin bir parçası olarak kabul eden küçümseyici bakış, onların ardındaki zihinsel evreni kavrama konusunda entelektüel eksiklik içindedir. Oysa filmler tarihin bir anındaki tüm bilişsel eğilimleri içeren yaratıcı anlatılardır. Her film gösterdikleri ya da gizledikleriyle bir anlam üretir. Bazı filmler ise sadece anlam üretmekle kalmaz, zaman ve hareket imajlardan oluşmuş bir kuram oluştururlar.

Bu kitap modern uygarlığın en önemli olgusu olan çalışma etkinliği ile modern uygarlığın en yaratıcı ve etkili sanatsal biçimi olan sinemayı, çağdaş uygarlığa yeni bir felsefi bakış açısıyla bakabilmek için bir araya getiriyor. Zorunlu çalışma ve yaratıcı emek arasındaki ilişki Avrupa sinemasını kapsayan ama çoğunlukla Amerikan sinemasına odaklanan yüzlerce filmin analizi ve felsefi bir perspektifle inceleniyor. İçinde Nietzsche de var, Charlie Chaplin de... Marx da var Jim Jarmush da... Popüler filmler de var, sanat filmleri de…

Hem sinema tarihini öğrenmek isteyen okurlar için hem de sinemanın entelektüel keyfini arayan okurlar için özgün bir eser...