Bu haftanın seçkisi (2 Ağustos) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

  1968: İsyan Devrim Özgürlük  

1968
> Der. Ömer Turan
> Tarih Vakfı Yurt Yayınları 584 s.

> Satın almak için


''1968: İsyan, Devrim, Özgürlük dönemin öğrenci hareketlerinin değişik ülkelerdeki eylemleri göz önünde bulundurarak anlaşılabileceği fikrinden yola çıkıyor. Kitapta yer alan makaleler 68'in ağırlıklı olarak Türkiye'de ve yanı sıra ABD, Batı Almanya, Çekoslovakya gibi farklı ülkelerde nasıl bir eylem dalgası, entelektüel gündem ve etki yarattığına dair bir bakış sunuyor. Bu anlamda kitap 68 momentinin dünya-tarihsel niteliğini popüler kültürden farklı siyasal hareketlere uzanan bir yelpazede ortaya koymaya çalışıyor ve dönemin toplumlarının siyaset ve muhalefet tahayyüllerinden kesitler sunuyor. 68 üzerine yapılan çalışmalarda kendisine yeteri kadar yer bulmayan kadınlar ve yeşiller gibi özne ve hareketlerle birlikte toprak işgalleri ve Kürtlerin 68 dönemecinde siyasal mobilizasyonu gibi konular da bu kitapta etraflı şekilde inceleniyor.

Bu kitap, Toplumsal Tarih'in Mayıs 2018'de yayımlanan 68 özel sayısının genişletilmesi ile oluştu. Özel sayıda yer alan makalelerin tamamı, bazıları daha uzun hâlleri ile olmak üzere, bu çalışmada tekrar okurların dikkatine sunuluyor. Ayrıca Toplumsal Tarih'te yer almayan altı yazı bu kitap için kaleme alındı ve böylelikle 1968'in farklı boyutlarına odaklanan, 22 bölüm ve bir yuvarlak masa toplantısı dökümünden oluşan geniş kapsamlı bir derleme ortaya çıktı.

Katkıda bulunanlar: Alper Akyüz, Ateş Uslu, Axel B. Çorlu, Ayşe Köse Badur, Ayşen Uysal, Begüm Özden Fırat, Bilge Seçkin Çetinkaya, Bülent Somay, Cemil Boyraz, Çimen Günay-Erkol, Demet Lüküslü, Deniz Cenk Demir, Emre Can Dağlıoğlu, Erden Akbulut, Erol Ülker, Esin Paça Cengiz, Fatmagül Berktay, Fethiye Beşir, Hakan Koçak, Kerem Ünüvar, Masis Kürkçügil, Nadire Mater, Ömer Turan, Özgür Ulus Mutlu, Tanıl Bora, Zafer Toprak, Zeynep Beşpınar.''

 

  Avrupa ve Tarihsiz Halklar  

avrupa ve tarihsiz halklar
> Eric R. Wolf
> Çev. Hamit Çalışkan
> İş Bankası Kültür Yayınları, 736 s.

> Satın almak için



Antropolog Eric R. Wolf'un ilk defa 1982'de yayımlanan Avrupa ve Tarihsiz Halklar'ı, modern çağda Avrupa toplumlarının küresel çapta giriştikleri yayılma ve sömürgeleştirme hareketinin tarihine ışık tutan klasikleşmiş bir eserdir.

Kapitalizmin ortaya çıkardığı, bugün de içinde yaşamayı sürdürdüğümüz dünyanın nasıl şekillendiğine dair Wolf'unki kadar kapsamlı pek az inceleme yapılmıştır. Immanuel Wallerstein'in dünya-sistemi teorisi ve Karl Polonyi'nin Büyük Dönüşüm'ü benzeri çalışmalar ampirik bilgi zenginliği açısından Wolf'unkinin gerisinde kalır.

Akraba düzenli, haraççı ve kapitalist olmak üzere üç temel üretim tarzı belirleyen Wolf'un ortaya koyduğu yaklaşımın özgünlüğü, Avrupalıların yayılmasından ve kapitalizmin gelişiminden önce “tarihsiz halkların” varoluş biçimlerine, büyüyen dünya piyasasının ve ardından endüstriyel kapitalizmin nüfuzuna nasıl maruz kalıp yok edildiklerine odaklanmasıdır. Böylelikle, başka yazarların “periferi” veya “uydu” gibi kavramlarla işaret ettikleri, fakat esasen etno-tarihçiler ve antropologların inceleme sahası olan “maddi ilişkilerin değişimine dair mikro-topluluklar düzeyinde hareket eden bir analitik anlatı” ortaya çıkar. Antropolojiyi tarihle bir araya getiren ve son beş yüzyıllık dünya tarihine geniş olduğu kadar ayrıntılı bir bakış sunan bu sosyal bilimler klasiğinin Türkiye'de geç de olsa layık olduğu ilgiyi göreceğine inanıyoruz.

 

  Borçlu Zamanlarda Yaşamak  

borclu zamanlarda yasamak
> Zygmunt Bauman
> Çev. Akın Emre Pilgir
> Ayrıntı Yayınları, 240 s.
> Satın almak için




Borçlu Zamanlar Yaşamak: Citlali Rovirosa-Madrazo ile Söyleşi

Bauman'ın akışkanlık kavramı, 20. yüzyılda yaşanmış toplumsal ve politik dönüşümleri tarif etmeye dönük bir metafordur. Temsilini moderniteye ait kurumların çözülmesinde ve akışkan hale gelmesinde bulur. Bu çerçevede akışkan modernite “post-ütopyacı”, “post-fordist”, “post-Ulusal” ve “post-panoptiktir”.

Bauman'a göre, akışkan kapitalizmin son dönüşümlerinde, neoliberalizm belirleyici rol oynamıştır. Bu dönüşümün özelliklerinden biri “üretici toplumdan tüketiciler toplumuna geçiştir”. Bu geçişe insanları “borçlu bir ırka” dönüştüren belirgin ve çarpıcı bir süreç eklenmekte, devletin yeni ama içler acısı rolü “piyasa egemenliğinin cellatlığıyla” sınırlanmaktadır.

Bu devlette “insan kaderinin radikal bir şekilde özelleştirilmesi, endüstri ve finansın radikal ölçüde kuralsız hale getirilmesiyle el ele gitmektedir”.

Toplumsal olarak inşa edilmiş topluluklarımız, kimliklerimiz ve kurumlarımız daha kararsız ve güvensiz hale gelmiş, bu da devletin gerilemesiyle ulusal sınırların muğlaklaşmasının kaçınılmaz hale geldiği bir dünyada “akışkan kimlikler” yaratmıştır. “Akışkan zamanlar”, yurttaş hakları kültürü, bu kitapta üzerinde uzun uzun durulacak bir “hayırseverlik, aşağılanma ve damgalama kültürüne” indirgemiştir.

Bauman'ı okumak ve onunla sohbet etmek, özellikle incelikli mizahı ve ironi duygusu sebebiyle epey bağımlılık yaratıcıdır. Fakat tartışmak, karanlık bir mağaraya girip saniyeler içinde onu kaybetmek gibidir. Onun farklı bir tünele girdiğini anlamak, tünelin sonunda gözle görülür hiçbir ışığın, hiçbir net patikanın olmadığını fark etmek gibidir. – Citlali Rovirosa-Madrazo

  Cinsiyet Eşitliği Dünyayı Nasıl Kurtaracak  

cinsiyet esitligi dunyayi nasil kurtaracak 1
> Catherine Mayer
> Çev. Barış Cezar
> İletişim Yayınları, 360 s.
> Satın almak için




Emniyet kemerlerinin tasarımından geliştirilen ilaçlara, oda sıcaklığının ayarlanmasından yargı sistemine kadar uzanan çok geniş bir ölçekte dünya adeta erkeklerin çevresinde dönüyor. Erkekler bu avantajlarının tadını çıkarırken dünyanın her yerindeki kadınlar dil, din, ırk, sosyal statü fark etmeksizin ücret eşitsizliği, cinsel şiddet, ayrımcılık, ev içi emeğinin görünmezliği gibi yüzlerce sorunla tek başlarına mücadele etmeye çalışıyorlar. Catherine Mayer, bu sorunların ve sonuçlarının aslında yalnızca kadınları etkilemediğini, toplumsal cinsiyet açısından gerçek eşitliğin yaratılacağı bir dünyanın herkesin menfaatine olacağını göstermeye çalışıyor. Eşitsizliğin bertaraf edileceği bir yaşam için tartışmasının yönünü iyimserliğe doğru bükerek, “doğru olanı yapmak isteyen” herkese sesleniyor; “Eşitistan”a ulaşabilmek hedefiyle tüm insanlığı göreve çağırıyor.

“Yapısal eşitsizliklerin en büyüğü olan ataerkiyi başarıyla ortadan kaldırırsak, kuşkusuz diğer yapısal eşitsizlikler de çatırdamaya başlayacaktır. Toplumsal cinsiyet açısından eşit bir dünya şüphesiz diğer yönlerden de daha eşit bir dünya olacaktır.” - Catherine Mayer

 

  Gölgeler İçinde Rusya  

golgeler icinde rusya
> H.G. Wells
> Çev. Mert Moralı
> İthaki Yayınları, 108 s.
Satın almak için

 

H. G. Wells'in Rusya'ya yaptığı üç ziyaretten 1920 yılında gerçekleşen ikincisini anlattığı Gölgeler İçinde Rusya, Bolşevik Devrimi sonrası Rusya'nın haletiruhiyesini resmediyor. İç savaşın henüz sona erdiği, Bolşeviklerin başta olduğu ama kontrolü tam sağlayamadığı bu dönemde Wells, Rus Çarlığı'nın yıkılmasının etkisindeki sosyal hayatı, kültür-sanat ve bilim dünyasındaki gelişmeleri değerlendiriyor.

Petersburg ve Moskova'ya yaptığı bu yolculukta Wells ünlü opera sanatçısı Fyodor Şalyapin ve yazar dostu Maksim Gorki ile olan görüşmelerini içtenlikle aktarıyor. Daha sonra Kremlin'e giderek Lenin'le o ünlü röportajı yapıyor. Wells'in 1934 yılında Josef Stalin'le yaptığı röportaj da Gölgeler İçinde Rusya'ya ek olarak kitabın sonunda kendine yer buluyor.

 

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele