Bu haftanın seçkisi (17 Şubat) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...




  Karanlıkta Kalmış Bir Eylemci   

3
> Arsen Avagyan
> Sosyal Tarih Yayınları, 120 s.
> Satın almak için

Karanlıkta Kalmış Bir Eylemci: İttihatçı Komünist Salih Zeki (Kuşarkov)

Arsen Avagyan, yalnızca Türkiye komünist hareketi tarihinde değil, ama aynı zamanda Türkiye tarihinde ve Ermeni soykırımında çok tartışmalı bir yere sahip Deyr-ül Zor mutasarrıfı, Türkiye Komünist Teşkilâtı kurucu-yöneticisi Salih Zeki’nin yaşam öyküsünü, Ekim Devrimi’yle yaşadığı büyük dönüşümle birlikte ele alıyor. İlk kez Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) ve Rusya Devlet Siyasî ve Sosyal Tarih Arşivi (RGASPİ) belgelerini kullanarak Salih Zeki’nin gerçek doğum ve ölüm tarihleriyle birlikte kimliğini ve kişiliğini irdeliyor, yürüttüğü çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi veriyor.

Belgelerin yanı sıra geniş bir bibliyografya çalışmasının ürünü olan çalışmasında Arsen Avagyan’ın gönderme yaptığı bir dizi Ermenice tarih çalışması ve anı hakkında da Türkiyeli okur ilk kez bilgi sahibi oluyor. Arsen Avagyan bu önemli çalışmasıyla genel olarak Ermeni soykırımı ve Türkiye’nin kuruluş süreci hakkındaki tarih yazımına da son derece özgün katkılardan birini sunmaktadır.

Kitabın eklerinde yer alan Salih Zeki’nin özgeçmiş belgesinden, onun TKP kuruculuğundan önce Azerbaycan Devrimi’nde çok önemli bir rol oynadığını, devrimci komite içinde yer aldığını ve Rusya Komünist Partisi (Bolşevik) üyesi olduğunu da öğreniyoruz.

TKP’nin kuruluş sürecinin başlangıcının 100. yıldönümüne denk gelen 2020 yılı başlarında yayınladığımız bu çalışmada 1936 yılında Mustafa Suphi ve arkadaşları hakkında “15’ler hatırasına” adıyla yayınlanan makale derlemesine Salih Zeki, gençlik arkadaşı olan Mustafa Suphi hakkında “Subhi Yoldaş ve 16 Şehitler” başlıklı Türkçe bir makale yazdıysa da, onun makalesine kitapta yer verilmemişti ve “derlemeye girmemiş bir makale” notuyla ayrı olarak dosyaya konmuştu. Bu makalenin daktilo kopyası da ilk kez bu kitapla birlikte yayınlanmış oluyor..

 

  Düşünce Özgürlüğü  

2
> Harold J. Laski
> Çev. Yücel Sayman
> Fol Kitap, 96 s.

> Satın almak için

Özgür bir ortamın en önemli yanı, kuşkusuz, düşünce özgürlüğüdür. Düşünce özgürlüğünün asıl güvencesi ise özgürlüğe karşı girişilen her saldırıyı göğsünü siper ederek püskürtmeye kararlı insanların varlığıdır. Demokratik toplumlarda kendilerini özgürlüğe adamış bu kişileri ne kadar az görsek de, özgürlüğe ufak ufak getirilen sınırlamalar birikerek sel olup tiranlığa karşı akarlar. Kısacası özgürlüğün sırrı, direnme cesaretidir.

Şiddet yoluyla devrim propagandası yapan insanların oluşturduğu topluluk karşısında devletin tutumu ne olmalıdır?

Toplum çok evliliği uygulamaya başlarsa devletin bu duruma müdahale hakkı ne ölçüde olmalıdır?

Grev kararıyla gözetilen amacın, ‘politik' olmasına göre devletin hakları değişir mi?

Bu eserinde Laski, bu sorularla birlikte, devlet ve deneyim bağlamında düşünce özgürlüğünü ele alıyor. Bu değerli çalışmayı Yücel Sayman'ın çevirisi ile sunuyoruz.

 

  Devrimci İran  

1
> Michael Axworthy
> Çev. Ali Karatay
> Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 550 s.
> Satın almak için

Devrimci İran: İslam Cumhuriyeti’nin Tarihi

Axworthy'nin Devrimci İran'ı 1979 Devrimi'nin kökenlerinden günümüze Modern İran'ın eksiksiz bir hikayesini anlatıyor. Bunu yaparken özellikle nevi şahsına münhasır dünya görüşünü ve rejiminin sıradışı dayanıklılığını da açıklamaya girişiyor. İran'ı Ortaçağ'a ait bir kalıntı olarak gören bilindik algının aksine Axworthy kitle siyaseti manipülasyonu, teknoloji ve eğitim saplantısı ve İran tarihi ve kültürünün kullanımı ve suistimali ile cumhuriyetin ısrarlı modernliğini ikna edici bir şekilde ortaya koyuyor. Ortaya çıkan sonuç dışarıdan bakanların çoğunlukla yanlış anladıkları bir ülkenin etraflı ve aynı zamanda içten bir manzarası.

 

  Türk Şiirinde Marksist Eğilim  

5
> Veysel çolak 
> Klaros Yayınları, 110 s.

> Satın almak için

Türk Şiirinde Marksist Eğilim - 70’li Yıllar

"1923 sonrası Türk şiiri, bir bakıma Türkiye'nin siyasi tarihidir. Türkiye koşullarında emperyalizme, ağaya, ağalık düzenine, emek sömürüsüne, burjuvaziye, faşizme, antidemokratik yasalara ve bu yasaların uygulanmasına karşıysanız ve aynı zamanda emekten, demokrasiden, eşitlikten, barıştan, işçi sınıfından, bireyden, tam bağımsızlıktan, ulusal kurtuluş savaşlarından yanaysanız, bu amaçla çalışmalar yapıyorsanız; bu duruşunuzu partide, sendikada, yürüyüşte, mitingde, grevde eyleme dönüştürüyorsanız; şiirde, hikâyede, romanda, karikatürde, resimde, heykelde içerik olarak ortaya koyuyorsanız komünist diye nitelendirilirsiniz. Ne yazık ki hep öyle olagelmiş, halka yeni bir gelecek, yeni bir yaşam biçimi öneren bütün şairler (sanatçılar) suçlanmış, gözaltına alınmış, yıllarca Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanmış, tutuklanmış, sürgüne gönderilmiş, kitapları toplatılmış, düşüncelerini söyleme hakları ellerinden alınmış, iş bulamaz hale getirilmiş, yalnızlaştırılmışlardır. Bu yoğun baskılar, elbette şairleri susturamamış; her türlü antidemokratik siyasi yaptırımlara karşı insan onurunu savunan direniş kesintisiz sürdürülmüştür.

Evet, şairler 1960'lı, 1970'li yıllarda yaşanan cehennemi gördüler ve susmadılar. Böyle olduğu için 1923'ten bu yana yazagelen şairlerin Marksist eğilim gösterdikleri, yazdıkları şiirlerin de Marksist içerikli olduğu saptaması yapılmıştır. Bu kitapta söz konusu saptama irdelenmiş, tarihselliği içerisinde Marksist eğilimli Türk şiirinin gelişiminin izi sürülmüştür. Özellikle 1970'li yıllarda varılan noktanın altı çizilmiştir. Bu çalışmada söylenenler, toplumcu anlayışa yönelik bir uyarıdır aynı zamanda. Dahası Marksist eğilimli şiirin yeniden tasarlanmasını önermektedir. 

 

  Oyuncu  

4
> Sibel Öz
> İletişim Yayınları, 206 s.

Satın almak için

Oyuncu: Yeşilçam Yıldız Sisteminde Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit

Babası tiyatronun efsane isimlerinden tuluatçı “Komik-i Şehir” Naşit Bey, annesi kantocu Amelya Hanım, büyükannesi kantocu “Küçük Verjin”, dedesi kemani Yorgi efendi, dayıları tuluatçı-düettocu Niko ve kemani Andre, kardeşi tiyatro-sinema oyuncusu Selim... Kısaca, kanında “oyuncu”luk olan bir sahne sevdalısı Adile Naşit...

Oyuncu, dış görünüşüyle klasik “yıldız” standartlarına taban tabana zıt sayılsa da oyunculuğuyla, sahneye/rollere hâkimiyetiyle, duruşuyla yıldızlaşmış bir isim olan Adile Naşit'in ailesinin ve kendisinin hikâyesini dönemsel bağlamları da göz önünde tutarak ele alıyor. Üstelik bununla yetinmeyip, Adile Naşit'in hikâyesi Yeşilçam'ın en güçlü olduğu dönemden ayrılamayacağından, Yeşilçam sinemasına ve yıldız sistemine de eleştirel bir gözle bakıyor: Kurgusal bir ürün olarak “yıldız” inşa sürecinin işleyişi ve toplumsal cinsiyet rolleri açısından yıldız, Yeşilçam'ın temel özellikleri ve kimliği, kadın yıldızlar, Ertem Eğilmez ve Arzu Film ekolü, “Hababam Sınıfı”... Hiç başrol oynamasa da yıldız sisteminin dışında bir “anti-yıldız” olan; “çarpık bacakların ve bücür boyunla asla başarılı olamazsın” denilse de önce kendini, sonra seyircisini yaratmayı başaran; hafızalarda anne rolleriyle yer etmesine rağmen aslında “başka türlü” bir oyuncu olabilecek Adile Naşit'e saygı duruşu niteliğinde bir kitap.

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele

Yakındaki etkinlikler