Bu haftanın seçkisi (15 Mart) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

  Soykırımdan Kurtulanlar  
  Halep Kurtarma Evi Yetimleri  

soykirimdan kurtulanlar
> Dicle Akar
    Matthias Bjornlund
    Taner Akçam

> İletişim Yayınları, 332 s. 
> Satın almak için

Bu kitap Ermeni Soykırımı sırasında hayatta bırakılan Ermeni kadın ve çocukların 1918'den sonra kapatıldıkları evlerden kurtarılmalarını ele alıyor. Milletler Cemiyeti, 1921 yılında bu kadın ve çocukların bulunması ve yeniden hayata kazandırılmaları için Halep Kurtarma Evi'ni kurdu. Kurtarma Evi'ne gelen 1.700 civarında çocuk ve kadının kaydı tutuldu. Hayatta kalmayı başaran bu insanlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun hemen her bölgesinden, çok farklı sosyal, politik ve ekonomik çevre ve koşullardan gelmişlerdi. Hepsi soykırım sırası ve sonrasında başlarından geçenleri anlatıyorlardı.
Kitabın ikinci bölümünde, bu tutanaklardan seçilmiş 300 civarında kayıt var. Birinci bölümde ise, Dicle Akar tüm kayıtların içeriklerinin genel dökümünü değerlendiriyor. Matthias Bjornlund, arşivleri ve dönemin önemli yayınlarını tarayarak Halep Yetimhanesi'nin hikâyesini anlatırken, bu seçkinin bütününü ve arka planını aydınlatıyor. Taner Akçam da, Osmanlı belgelerine dayanarak, soykırım sırasında yetimlere yönelik izlenen politikaların esaslarını gösteriyor.
Hafıza kaybı tehlikesine maruz kalmadan, soykırımın hemen sonrasında kayda alınan bu tanıklıklar İttihat ve Terakki'nin imha politikasını açık biçimde gözler önüne seriyor.

 

  %99 İçin Feminizm: Bir Manifesto  

99 icin feminizm bir manifesto
> Cinzia Arruzza
    Tithi Bhattacharya
    Nancy Fraser
> Çev. Utku Özmakas

> Sel Yayıncılık, 120 s.
> Satın almak için

Farklı akımları, eğilim ve yaklaşımları içinde barındıran, bazı konularda ayrışan ve birleşen feminizm anlayışlarına taze bir soluk: %99 İçin Feminizm. İlhamını kısa süre önce dünyanın çeşitli ülkelerinde patlak veren feminist grev dalgalarından alan Arruzza, Bhattacharya ve Fraser bir konuda çok net: Toplumsal cinsiyet şiddeti farklı biçimler alsa da kapitalist toplumsal ilişkilerin sonucudur ve dolayısıyla bugün feminizm her zamankinden daha fazla antikapitalist bir karaktere bürünmelidir. Tüketiciliği pompalayarak kendine yeni bir Pazar yaratan ticari feminizmle de, kariyer basamaklarını o kırılan cam tavanların döküntülerini süpürmeye mahkûm kız kardeşlerimizin omuzlarına basarak tırmanmamızı öğütleyen liberal feminizmle de arasına mesafe koyan; cinselliği ve cinsel kimlikleri düzenleyen değil, özgürleştiren; ırkçılık ve sömürgecilik karşıtı; enternasyonalist, eko-sosyalist bir feminizmin manifestosu bu. Üstelik, bir mücadele aracı olan grevi bürokratlaşmış sendikaların elinden alarak yeniden icat eden ve antikapitalist bütün radikal hareketlerle ittifak kurmayı hedefleyen bir feminizmin. Arruzza, Bhattacharya ve Fraser'ın kürtajdan bakıma, sağlıktan barınmaya, şiddetten cinselliğe kadar pek çok sorunu ele aldığı ve eşzamanlı olarak on dört dilde yayımlanan bu manifesto, kapitalizmin kâr hırsının temelde kadınların sömürüsü üzerine inşa edildiğini gözler önüne sererken, coşkuyla bir çözüm de sunuyor: %99 İçin Feminizm. Dünyanın üstünde bir hayalet dolaşıyor: Feminizmin hayaleti.

 

 

  Hikâye Anlatıcısı  

hikaye anlaticisi
> Walter Benjamin
> Çev. Ebru Arıcan
> Heretik Yayıncılık, 120 s.
> Satın almak için

Benjamin, dört dörtlük bir hikâye anlatıcısı olan Proust hakkında şöyle der: “Sıla özlemiyle kıvranır bir halde yatağında yatıyordu; benzerlikler durumu içinde çarpıtılmış bir dünyaya, varoluşun hakiki gerçeküstü yüzünün göründüğü dünyaya bir özlemdi bu.”

Benjamin'in belli ilgi alanlarını biçimsel olarak nasıl sahnelediğini, canlandırdığını ve oynadığını ortaya koymak için bir araya getirilen bu kitaptaki metinlerini okuduğunuzda, Proust hakkında söylediklerinin kendisi için de geçerli olabileceğini fark edeceksiniz.

“Bu kitap, Benjamin okumamıza çok şaşırtıcı yollarla yeniden yön verecek şahane bir hediye.” - Judith Butler

“Benjamin, hikâye anlatıcılığının bütün melek ve şeytanlarıyla muhataptı. Tam da bu yüzden hikâye anlatıcılığının edebi sırlarını bilirdi. Ona kulak verin.” - John Berger
 

  Niteliksiz Adam  

niteliksiz adam 4 kitap takim
> Robert Musil
> Çev. M. Sami Türk
> aylam Adam Yayınları, 2220 s. 
> Satın almak için

Kayıp Zamanın İzinde ve Ulysses'le birlikte modernist roman türünün ve aynı zamanda dünya edebiyatının başyapıtlarından olan Niteliksiz Adam tam metniyle 4 cilt halinde, M. Sami Türk'ün çevirisiyle Türkçede! Musil'in 1920'lerin başından 1942'de ölümüne güne değin üzerinde çalıştığı ancak tamamlamayı başaramadığı Niteliksiz Adam, görünürde ana karakter Ulrich'in nitelik kazanma çabalarını ve bir grup Avusturyalı entelektüelin Paralel Faaliyet adını verdikleri bir oluşum içerisinde “önemli bir şeyler” yapma teşebbüsünü anlatırken, özünde “hiçbir şey yapamamanın” romanıdır; herkes eyleme geçmek ister ama geçemez, herkes çok ciddidir ama bu ciddiyet zamanla trajikomik bir hal alır, kitapta aslında çok şey anlatılır ancak bir yandan da hiçbir şey anlatılmaz; Niteliksiz Adam, her şeyin ve hiçbir şeyin romanıdır. Hem kesinlik hem de belirsizliklerle doludur. Fikirsizlik üzerine yazılmış, fikirlerle dolu devasa bir eserdir.

“Bu kitap bir hiciv değil pozitif bir konstrüksiyondur. Bu, bir psikoloğun kitabı değildir. Bir düşünürün kitabı değildir (çünkü düşünce unsurlarını öyle bir düzene sokmaktadır ki o düzen) ... bir şarkıcının kitabı değildir. Başarılı olan, başarılı olmayan bir yazarın kitabı değildir. Kolay da zor da bir kitap değildir, çünkü bu tamamen okura bağlıdır. Böyle devam etmek zorunda kalmadan, bu kitabın ne olduğunu bilmek isteyen herkesin onu bizzat okumasının (benim veya başkalarının hükmüne güvenmeyip bizzat okumasının) en iyisi olacağını söyleyebileceğimi zannederim.” - Robert Musil

 

  Hayat Boyu Klasikler  

hayat boyu klasikler
> Nuccio Ordine
> Çev. Leyla Tonguç Basmacı
> Alfa Yayınları, 260 s.
> Satın almak için

Nuccio Ordine, Borges'in izinden giderek bizi dünya edebiyatının en güzel sayfalarından bazılarını okumaya, zaten okuduysak da tekrar okumaya ve bu mütevazı gururu paylaşmaya davet ediyor.Kısa ama aydınlatıcı bir metnin okurlarında merak uyandırarak onları eserin tamamını okumaya teşvik edeceğine inanan Ordine, klasik eserler için mücadele etmeye devam ediyor.

Accetto, Alciato, Ariosto, Balzac, Belli, Boccaccio, Borges, Bruno, Calvino, Cervantes, Defoe, Dickens, Donne, Einstein, Flaubert, García Márquez, Goethe, Gracián, Guicciardini, Hikmet, Hyppokrates, Jonson, Kavafis, Levi, Machiavelli, Mann, Masters, Maupassant, Mill, Miłosz, Molière, Montaigne, Montale, Montesquieu, Homeros, Pessoa, Platon, Plautus, Rabelais, Rilke, Rostand, Rutilius Namatianus, Saint Exupéry, Shakespeare, Swift, Tasso,Yourcenar, Zweig.

Klasikler nedir, ne işe yararlar, neden onları okumak gereklidir?

Son on beş yılda üniversitedeki öğrencilerine klasik eserlerden alıntılar sunan, benzer bir işi Corriere della Sera gazetesinin haftalık ekinde de gerçekleştiren ve İtalya ile Fransa'da dört adet klasik dizisinin editörlüğünü üstlenmiş olan Ordine yukarıdaki sorulara cevap vermeye en uygun yazarlardan birisidir.

Ordine okurun elinden tutarak onu yüzyıllara ve sayısız mekâna yayılan bir gezintiye çıkarıyor ve çağımız insanlarını etkisi altına alan bazı durumları ve sorunsalları derinlemesine incelememize yardımcı olacak, zaman üstü metinler sunuyor.

Bültene abone olun

Mesele'ye yeni yazı eklendiğinde haberdar olmak için eposta adresinizi bırakın.
Mesele Bülteni'ne abone olduğunuz için teşekkür ederiz

Facebook'ta Mesele