Bu haftanın seçkisi (15 Kasım) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...




  Troçkistlerin Uzun Yürüyüşü  

trockistlerin uzun yuruyusu
> Pierre Frank - Daniel Bensaid
> Çev. Rıfat Ateş
> Yazın Yayıncılık, 272 s.
> Satın almak için

Her şeyin enternasyonal bir hâl aldığı bir devirde yaşıyoruz. Emperyalizm, dünya politikalarını ve dünya ekonomilerini arkasından sürükledi.

Bu kitapta, Pierre Frank 1938 yılında devrimci Marksist militanlar tarafından kurulan Dördüncü Enternasyonal'in antikapitalist, devrimci siyasi oluşumların inşası sorununa nasıl cevap verdiğini açıklıyor. Ernest Mandel'in biyografik yazısının da belirttiği gibi, Frank 1932-1933 yıllarında Lev Troçki'nin sekreterliğini yaptı. Bu kitap, 1979'a kadar Dördüncü Enternasyonal'in bellibaşlı önderlerinden biri olan Frank'ın deneyiminden esinleniyor.

Daniel Bensaid'in eklemesi, Dördüncü Enternasyonal'in hayatındaki daha sonraki otuz yılı aktarıyor. İki katkı, azimle sınıf temelli bir programın savunusunda işçi sınıfının çeşitliliğini dikkate alarak, işçi sınıfının yeni bağımsız siyasi bir tasvirini yapma perspektifini geliştiriyor.

   

  Sosyolojinin Marksist Reddiyesi  

sosyolojinin marksist reddiyesi
> Atilla Güney
> Yordam Kitap, 240 s.

> Satın almak için


Atilla Güney, akademinin iniş çıkışlarına kişisel yaşam deneyimiyle tanıklık etmiş, bağımsız tavırların resmî kurumlarca nasıl “ret” ile karşılandığını bizzat yaşamış, nihayetinde “Barış İçin Akademisyenler” bildirisine imza attığı için üniversiteden uzaklaştırılmış hocalarımızdan.

Sosyolojinin Marksist Reddiyesi adlı bu çalışmasında, kökleri idealizme dayanan Weberci sosyoloji anlayışının, sınıfsal sömürü ilişkilerini görünmez hale getirmek için uzun yıllardır akademik çevrelerde, kuramsal yazın dünyasında ve devlet yönetiminde işlevselleştirilmesini çarpıcı bir analizle ele alıyor. Bir yandan da Weberci geleneğin Türkiye'deki izdüşümünü, neredeyse “star” muamelesi gören popüler sosyoloji hocalarının metinleri üzerinden anlatıyor.

Güney, üniversitelerde öğrencilere nesnel, tarafsız bir disiplin olarak sunulan “sosyoloji”nin, kapitalist üretim ilişkilerini meşrulaştıran tarihsel evrelerini anlatırken, metin, kavram ve düşüncelerin analizine de girişiyor. Tek tek olguların kökenine inen yazar, bu alanda kendi özgün çözümlemelerini geliştirmek isteyenlere, tarihsel maddeciliğin sağladığı olanakları anlatıyor. Atilla Güney, “İnatla hikâyesi anlatılmaktan imtina edilen Türkiye İşçi Sınıfına” ithaf ettiği bu çalışmasında, kendisi de titiz bir düşünce işçiliğine imza atıyor.

Başka okuma ve araştırmalara da yeni kapılar aralayan Sosyolojinin Marksist Reddiyesi, özgün ve güçlü bir eser olarak, okunmayı, üzerinde düşünmeyi ve tartışılmayı hak ediyor.

  

  Feminist Pedagoji  

feminist pedagoji
> Der. Meral Akkent – S. Nehir Kovar
> İstos Yayınları, 304 s.
> Satın almak için 

Toplumsal hafızanın dönüşmesinde feminist pedagojinin rolü nedir? Feminist kuram ve feminist hareketin tartışmaları toplumsal hafıza alanına nasıl yansıyor? Kadın ve toplumsal cinsiyet müzelerinde ve hafıza mekânlarında, hangi feminist pedagojik yaklaşımlar geliştiriliyor ve uygulanıyor?

Feminist Pedagoji: Müzeler, Hafıza Mekanları ve Hatırlama Pratikleri kitabının içeriğini bu ve benzer sorular oluşturuyor.

10 ülkeden feminist pedagojik uygulama örneklerini içeren derlemede aynı zamanda unutma, hatırlama ve kapsayıcılık arasındaki ilişkilerde kadın müzelerinin rolü nedir? sorusuna da cevap aranıyor.

 

 

  Hiçbir Şey Aynı Olmayacak  

hicbir sey ayni olmayacak
> Eylem Delikanlı – Özlem Delikanlı
> Ayrıntı Yayınları, 544 s.

> Satın almak için

Hiçbir Şey Aynı Olmayacak, gitmekle kalmanın ikilemi içinde kendini yolda bulmuşların hayat muhasebesi. 12 Eylül 1980 Darbesi'nde ülkeyi terk etmek zorunda kalmış siyasi mültecilerin yaşam öyküleriyle şekillenen bu anlatıya hatırlamak, unutmak, sessizlik ve yüzleşme temaları çerçevesinde geçmişi müşterekleştirmek isteği de denilebilir.

12 Eylül yalnızca militarist baskıların, korkunç işkencelerin, parçalanmış yaşamların ortak hikâyesi değil; aynı zamanda haklı direnişlerin, dövüşerek kaybetmenin, kadın mücadelesi ve örgütlenmesinin, kolektif aklın, yaşama sıkıca tutunmanın ama bunların yanında bir kuşaktan diğerine aktarılmış travmaların da anlatısıdır. Bu çalışma bu tecrübe ve çalkantıları Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İsveç ve İsviçre'de darbe sonrası siyasi mülteci olarak yaşayan kadın, erkek ve çocukların kendi anlatımlarıyla gözler önüne seren kapsamlı bir çalışma.

Pek çok insana ailesini, sevgilisini, dostları ile kültürel alışkanlıklarını geride bırakıp bir küçük bavul ile yola çıkmanın ve dilini bilmediği bir ülkeye göçmenin düşüncesi dahi ürkütücü gelebilir. Bu kitap, bunu zoraki yapmak durumunda kalmış mücadele insanlarının seslerini duyuruyor; her şeye rağmen bir ağıt ya da trajedinin yeniden dile getirilmesinden ziyade, mücadele ve umudun insanı nasıl ayakta tutttuğunun tercübeleri olarak...

 

  Şimdilik Her Şey Yolunda  

simdilik her sey yolunda
> Ursula K. Le Guin
> Çev. Gökçenur Ç.
> Metis Yayınları, 104 s.
Satın almak için

 

Ursula K. Le Guin'in yayıncısına gönderdiği bu son şiirlerde, bitmekte olan bir hayata veda ya da hüzün duygusundan ziyade güzel yaşanmış bir ömrün sonunda olmanın bilgeliği sunuluyor okura. Değerli edebiyatçı, ömrü boyunca hep yaptığı gibi dünyaya, hayata ve ölüme merakla bakmayı, insanın ve doğanın türlü hallerine sevgi ve hayretle yaklaşmayı sürdürüyor.

Mevsimlerin bilgesiyim artık. Değişmeden biliyorum
değişeceğini ışığın, izliyorum gün dönümünü, gün tün eşitliğini,
huzur buluyorum bu büyük düzende. Kocadım.
Yine de neşeleniyorum ansızın nehirden
yükseldiğinde sessizce sis, sabah ışıltısı
karıştığında hiç yaratılmamış şeylerin arasına.

 

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele