Bu haftanın seçkisi (10 Ocak) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...




  Giderayak Anılarımdaki Nazım Hikmet  

giderayak anilarimdaki nazim hikmet
> Gün Benderli
> İletişim Yayınevi, 215 s.
> Satın almak için

“Nazım Abi hakkında çok şey söylendi, söyleniyor. Birçokları onun hayatında, kendi siyasi görüşlerine destek olabilecek bir duruş, bir söz, bir ses arıyor ve bunları tartışma konusu yapmaya çalışıyor ve yapıyor. Kimileri için Atatürkçü Nâzım Hikmet, kimileri için komünist Nazım Hikmet. Kimileri için Stalinist Nazım, kimileri için Leninist Nâzım. Ben, İnsan Nâzım Hikmet diyorum. Yanlışlarıyla doğrularıyla, inançlarıyla, tutkularıyla, gücüyle, zayıflığıyla insan. Şair, yazar, devrimci, cesur, korkak, işçi, paşa torunu. Hepsi birden.”

Gün Benderli, Giderayak'ta Nâzım Hikmet'in önce şiirleriyle sonra da doğrudan kendisiyle tanışma hikâyesini bir roman tadında anlatıyor. Nâzım Hikmet'in hapishaneden kurtulması için yapılan büyük kampanya, Türkiye'den kaçış maceraları, 1951 yılında Berlin'de düzenlenen Dünya Gençlik Festivali'nde yaşanan ilk karşılaşma ânı, radyo günleri, şair Nâzım Hikmet'in adım adım Nâzım Abi'ye dönüşmesi ve ölene kadar sürekli devam eden yakın bir ilişki...

Bunların yanısıra, Nâzım Hikmet'in sanat ve edebiyat hakkındaki görüşleri, şiir yazma süreçlerinin ayrıntıları, politik refleksleri ve Benderli'nin dönemin Türkiye Komünist Partisi'ne içerden eleştirileri... Giderayak, ülkelerin, şehirlerin, türlü yasakların ve anlaşmazlıkların zarar veremediği büyük bir dostluğun hikâyesini anlatırken, aynı zamanda Nâzım Hikmet'in sürekli göz ardı edilen, büyük mitlerin arkasında kalan birey yönünü öne çıkartıyor.

 

  Emek Tarihi Yazıları  

emek tarihi yazilari
> Hamit Erdem
> Sel  Yayınları, 356 s.

> Satın almak için

Türkiye'de sosyalizmin ve sol mücadelenin tarihi aynı zamanda düşünsel ve örgütsel yasakların da tarihidir. Mücadele ve örgütlenmelerin yolu; kimi zaman ölümler, yasaklar, sürgünler kimi zaman da on yıllar boyunca süren gizliliğe mahkûmiyetle kesilmiştir. Bu sistematik ve yoğun baskı komünist ve devrimci hareketin ileriye dönük aktarım zincirini defalarca koparmıştır.

Modern anlamda Osmanlı'nın son dönemlerine dek uzanan sol ve emek tarihinin önemli kilometre taşlarını, dönemeçlerini, olaylarını ve insanlarını belgeler ışığında ele alan Emek Tarihi Yazıları, sosyalist ve komünist hareketin yaşadığı deneyimleri yalnızca bir nostalji ve anma etkinliğinin ötesinde; teori ve eylem alanlarındaki kaza nım, hata ve eksikleriyle anlamaya çalışarak bundan sonraki mücadele pratiklerinde bu zengin tarihten yararlanılmasını sağlamak amacıyla derlendi.

Toplumsal hafızaya katkıda bulunmak ve sınıf mücadelesinin tarihsel dinamiklerini hatırlatmak amacıyla açılmış bir pencere...

  Friedrich Engels: Yaşamı ve Düşüncesi  

friedrich engels yasami ve dusuncesi
> Terrell Carver
> Yordam Kitap, 362 s.
> Satın almak için

Marksizmin kurucularından Friedrich Engels hakkındaki bu kapsamlı yaşamöyküsünde, onun yalnızca siyasal mücadelesi ve düşünsel üretimi değil, Karl Marx'la ilişkileri, gazeteciliği, iş yaşamı, Burns kardeşlerle “özel ilişkiler”i, şairliği ve hatta şarap sevgisi de ele alınıyor.

Başlangıçta “somut siyasal stratejiler”e öncelik veren Engels, yaşamının son yıllarında felsefe ve yöntem tartışmalarına neden ağırlık verdi, bu alanlardaki incelemeleriyle Marksizme ne gibi bir katkıda bulunmaya çalıştı?

Engels, “General” lakabını nasıl aldı? Kapital'in yazıldığı yıllarda Marx'ın “zorlu” kuramsal dilini ve yaklaşımını “basitleştirmeye” mi çalıştı? Aile şirketi ve geçim derdi onu nasıl etkiledi? 1844'teki ikinci buluşmalarının ardından hep uyum içinde çalışan Engels ile Marx'ın ilişkisi, Mary Burns'ün ölümünün ardından neden bozuldu, sonra nasıl toparlandı?

Terrell Carver'ın geniş bir kaynak taramasına dayanarak ulaştığı yanıtlar Engels'i daha yakından tanımamıza yardımcı oluyor. Engels'in Marx'a 1845 tarihli bir mektubundan: “Yaşayan gerçek halkın doğrudan doğruya karşısına geçmek ve böylece, seni görüp duymalarını sağlamak, ‘aklın gözü'yle gördüğün soyut okurlara şeytanca kalem oynatmaktan çok farklıdır.”

  Yok Şehir  

yok sehir
> Ricardo Piglia
> Delidolu, 148 s.

> Satın almak için

Gözetim toplumuna karşı direniş…

Arjantin edebiyatının keskin kalemlerinden Ricardo Piglia'nın fütürist polisiyesi Yok Şehir, totaliter sistemlerin hasıraltı ettiği toplumsal travmayı dile dökmenin olanaklarını araştıran, ezber bozan bir roman.

Zamanı esnetip okurun zihninde belirsizleştirerek, bastırılmış ve sessizleştirilmiş gerçeklerin gün yüzüne taşınmasına aracılık eden bu merak uyandırıcı kitap, Arjantin'in dününü ve bugününü gözü pek bir kültürel ve siyasi kavrayışla ele alıyor.

Sözcüklere, hikayelere ve anlatıcının konumuna dair derin bir anlam sorgusuna dönüşen roman, topyekün resmi tarih anlatısının karşısına bedenin, öznelliğin ve parçalı gerçekliklerin hakikatini koyuyor.

Buenos Aires'teki günlük bir gazetede muhabir olarak çalışan Junior, Elena adlı bir kadının hafızasını barındıran bir makinenin varlığını öğrenir. Devletin işlediği suçlara ve hak ihlallerine dair hikâyeler anlatan makine sayesinde gerçeklik, kendine yeraltında yeni yollar açarak bütün ülkeye yayılır. Tanıklıklar insanlara ulaştıkça devlet otoritesi için birer tehdide dönüşür. Polis makineyi durdurmanın, Junior ise hikâyelerin kaynağına yani Elena'ya ulaşmanın peşindedir.

Piglia'nın cesaret isteyen kavramları olağanüstü bir incelikle ele aldığı Yok Şehir, “hatırlamak” olgusu üzerine temellendirdiği gerçeküstü anlatımıyla, zamanımıza hitaben kaleme alınmış, ulusal sınırları aşan bir başyapıt...

"Bunlar unutulmuş dünyalar, diye düşündü, artık kimse hayatın anısını saklamıyor. Geleceği çocukluğumuza ait bir evmiş gibi görüyoruz."

“Piglia, Gabriel Garci Marquez'in ışıltılı zamanlarından bu yana Latin Amerika'dan çıkan en iyi yazar olabilir. Yok Şehir her koşulda bir başyapıt.”

Kirkus Review

  80'li Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük (Ciltli)  

80li yillarda turkiye sazli cazli sozluk ciltli
> Derya Bengi
> Yapı Kredi Yayınları 400 s.

Satın almak için

Yapı Kredi Yayınları, Derya Bengi'nin hazırladığı dönem kitaplarına devam ediyor. Daha önce yayımlanan 50'li, 60'lı ve 70'li yıllar sözlüklerinden sonra bu yıl da tatlısıyla, acısıyla 80'ler Türkiyesi'ni anlatan “Yaprak döker bir yanımız” çıktı.

“Yaprak döker bir yanımız” – 80'li Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük kitabı, A'dan Z'ye 1980'li yılların Türkiyesi'nin ritmiyle şarkılar, türküler mırıldanıyor. Müzikten yola çıkarak, siyasi ve kültürel boyutlarıyla bu ilginç dönemin labirentlerinde geziniyor, anılar ve anekdotlar derliyor. O günlerin bakışına, mizacına, lisanına, sesine sadık kalmaya, renklerini yansıtmaya, serüvenine ortak olmaya çalışıyor. Türkiye'nin her bakımdan belki de en süratli, fırtınalı yıllarını gözler önüne seriyor. 1980'li yıllar, o dönemin gazete, dergi, kitap, plak, kaset, televizyon yayınlarının rehberliğinde dile geliyor.

Derya Bengi'nin hazırladığı kitabın “Sazlı Cazlı Sözlük” olmasının nedeni, dönemin müzikleri üzerinden sosyal hayatı ele alması. Acısız Arabesk'ten Züğürt Ağa'ya, Ahmet Kaya'dan Müjde Ar'a, Madonna'dan Michael Jackson'a, Mazhar Fuat Özkan'dan Sezen Aksu'ya pek çok sanatçı ve eser kitabın ana malzemesini oluşturuyor. Öte yandan sosyal, siyasal, kültürel gelişmeleri de bu kitapta, hem de en renkli yönleriyle okumak mümkün: Bob Dylan, Joan Baez ve Miles Davis konserleri, video ve walkman çılgınlığı, nostalji salgını, breakdance, heavy metal, “E.T.”, “The Wall” ve “Dünyayı Kurtaran Adam” filmleri, “Firuze”, “Maskeli Balo” ve “Mavi Mavi” şarkıları, “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, “Evita” ve “Şahları da Vururlar” gibi sahne eserleri, Kenan Evren, Turgut Özal, demokrasiye geçiş döneminin sancıları…
Derya Bengi, 80'li yılların çelişkilerle dolu alacalı bulacalı dünyasına girebilmek için, Ahmet Kaya'nın sesinden yankılanan Hasan Hüseyin dizelerine bir kez daha kulak vermeyi öneriyor: “Yaprak döker bir yanımız / Bir yanımız bahar bahçe.”

Çok Okunanlar