Bu haftanın kitapları (8 Şubat) - Mesele 121

Kıssa Kıssa

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi olanları sizin için derledik. İyi okumalar...

  Kant’ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler  

kantin siyaset felsefesi uzerine dersler
> Hannah Arendt
> Çev. İsmail Ilgar
> İletişim Yayınları, 264 s.
> Satın almak için

“Kant Dersleri organik bir bütünlük arz eder. Ele alınan temaların hepsi birbiriyle yakından ilişkilidir: İnsan yaşamına anlam ve değer verenin tam olarak ne olduğu sorunu; yaşamın hoşlanma ve hoşlanmama duyguları bakımından değerlendirilmesi; temaşa insanlarının insani ilişkiler dünyasına beslediği husumet; metafizik hakikatlerden yoksun oluşumuz ve eleştirel düşünme ihtiyacı; ortak duyu ile anlama yetimizin savunusu; insan onuru kavramı; tarihsel düşünümün doğası; İlerleme fikri ile bireyin otonomisi arasındaki gerilim; evrensel ile tikel arasındaki ilişki ve son olarak, yargı yetisinin kurtarıcı gücü.” - Ronald Beiner

Hannah Arendt'in 1970'te Kant'ın siyasi felsefesi üzerine verdiği dersler, hem Kant'ın hem de asıl, Arendt'in düşüncesinin yeniden inşasına katkıda bulunmuştur. Kant'ın Yargı Yetisinin Eleştirisi eserine odaklanan Arendt, bu muhakemeye dayanarak, kendi siyaset felsefesini geliştirip tamamlar.

Arendt, siyasetin, düşünce etkinliğinin ve insanların birbirleriyle konuşarak var olmalarının anlamı, olanakları, sorunları üzerine konuşuyor, tartışıyor Kant'la. Bu eserin Arendt'in ölümünden sonra yayımlanmasını sağlayan Ronald Beiner'in açımlayıcı yorumları, Türkçe basıma yazdığı uzunca önsözle tamamlanıyor.

 

  Ve İnsan Tanrıyı Yarattı  

ve insan tanriyi yaratti
> Selina O. Grady
> Çev. Melih Pekdemir
> Ayrıntı Yayınları, 400 s.
> Satın almak için

MÖ 1. yüzyıl dolaylarında dünya tıka basa tanrılarla doluydu. Bunlardan binlercesi itişip kakışmakta, birbirleriyle rekabet etmekte ve kaynaşmaktaydılar. Birçoğu da göz açıp kapayıncaya dek sahneden kaybolmaktaydı. Suriye'de, caddelerde vecde gelmiş müritler, Atargatis'in aşk ve savaşın, bereket ve bekâretin tanrıçası rahipleri olmak uğruna kendilerini hadım ediyorlardı; bu durum putperestler (paganlar) bakımından Suriyeli, Fenikeli, Babilli ve Kenanlı tanrıçaların kaynaşmış oluşunun çelişkili fakat hiç de sorun yaratmayan bir sonucuydu. İsa dönemindeki Celile'de, henüz yüzyıl önce cebren Yahudileştirilmiş olan bu bölgede kutsal insanlar yağı şaraba dönüştürmekte, hastalara şifa vermekte, şeytan çıkarmakta ve kendilerinin Mesih olduklarını iddia etmekteydiler. Günümüz Türkiye'sindeki Tarsus'tan döneminin en ünlü vaizlerinden Yeni Pisagorcu birisi, ölü bir kızı ayağa kaldırmış müritlerine göre kendi ölümünden kısa süre sonra da dirilmişti. İşte bu şahıs Babil'deki Partlı İmparatora vaaz vermekteydi. Ve daha da uzaklarda, yün harmani giymiş ve Yunan tanrısı edasıyla duran Buda resimlerinin dağ yamaçlarına yontulduğu günümüz Afganistan ve Pakistan'ında gelişmekte olan Kuşan İmparatorluğu’nun yöneticisine de vaaz vermekteydi.
Bu kitapta hayranlık uyandırıcı bir eleştirel tutumla dinler tarihi mercek altına alınıyor: dini duygu ve düşüncelerin toplumsal kökenlerinin yanı sıra, din olgusunun siyasal iktidarlar tarafından nasıl değerlendirildiği de kitabın esas meselelerinden biri... Kralların, imparatorların, kraliçelerin, dini otoritelerin dinle kurdukları ilişkiler sözünü sakınmayan ama bilimsel temellere dayanan eleştirel bir bakışla yeniden tartışmaya açılıyor; muazzam bir kaynak ve belgesel film lezzetinde bir anlatım eşliğinde...

 

  Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Irkçılık  

kimlik taninma mucadelesi ve sarkiyatcilik
> Fırat Mollaer 
> Metis Yayınları, 360 s.
> Satın almak için

Türkiye'de yaşayan insanlar olarak çok uzun süredir kimlik meseleleriyle, deyim yerindeyse, “başımız belada”: “Modern Batı” ile ilişki içinde kendimizi kim veya ne olarak öne sürmek istediğimiz sorusu düşünce ve siyasetin önemli konularından biri olageldi. Öte yandan kimlik meselesi, dünyada ve Türkiye'de başka içeriklerle de siyasal ve toplumsal mücadelelerin başlıca konuları arasında yer alıyor: çok çeşitli kesimlerin resmi ve gayriresmi tanınma talepleri, retler, siyaset ve hukuk alanlarındaki tartışma ve çatışmalar... “Kimlik siyaseti” denen bu sıcak gündemin karşısında (veya yanı başında) şimdilerde geri plana itilmiş gibi görünen köklü bir mesele olarak “sosyal adalet” gündemi de var. Bu iki siyaset tarzının birbirini dışlayıp dışlamadığını da tartışan Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Şarkiyatçılık, kimlik kavram ve siyasetinin mahiyeti ve sınırları üzerine etraflı bir düşünme çabası. Kolay çözümlere teslim olmamak için felsefeye ve kurama, soyutluğa düşmemek için de toplumsal hareketlere ve tarihe bakıyor. Kılavuz kabul ettiği Edward Said'in düşüncesini açımladığı kadar dünyayı anlamak için de kullanıyor.

 

  Başka Bir Sanat Mümkün mü?  

baska bir sanat mumkun mu
Kolektif  
> Patika Kitap, 256 s. 
> Satın almak için

“Sanatın topyekûn piyasaya teslim olduğunu, hiçleştiğini, tüm gücünü yitirdiğini iddia etmiyoruz. Aksine, ‘Başka bir dünya mümkün mü?' sorusundan yola çıkarak, ‘Başka bir sanat mümkün mü?' sorusunu sormanın bir zorunluluk hâlini almış olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Çünkü her şeyin sanat, herkesin sanatçı kabul edildiği günümüzde sanat alanının giderek silikleştiğini görüyoruz. Mevcut dünya ve kapitalist üretim biçimi bir bunalım içerisindedir. Bu bunalım hayatın her alanında kendini hissettirirken, sanatın tüm dallarında ciddi bir dizi krizin belirginleşmesi, bu krizlerden çıkış yollarının aranmasına yol açıyor. Nitekim elinizdeki kitabın merkeze koyduğu günümüzün sanat tartışmaları da buna işaret etmektedir. Biz de sanattan hayata, ‘başka bir dünya ihtimali' içerisinde tüm bu alanların tekrar tartışılmaya açılması gerektiğini düşünüyor, sanatın hâlâ bir gücünün olup olmadığının tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için kendi üretim alanımızda tartıştığımız bazı soruları yaygınlaştırmak, tekrar gündeme getirmek istedik.
Bugün kapitalist üretim ilişkileri içerisindeki sanat ve sanatçı bu ilişkilerden muaf mıdır? Üretilen her sanat eseri meta mıdır? Sanatın özerkliği neoliberalizm koşullarında mümkün müdür? Avangard sanat postmodernizm koşullarında varlığını sürdürebilir mi? Herkesin sanatçı olduğunun öne sürüldüğü bir dönemde sanat demokratikleşmiş midir? Yoksa avangard sanatın, hayatın sanat, sanatın hayat olduğu, herkesin sanatçı olabileceği toplum hayali, bugün piyasanın çağdaş sanat stratejisine mi dönüşmüştür? Sanatın bu kadar demokratikleştiği, herkesleştiği söylenen bir dönemde neden hâlâ sanat kavramına ihtiyaç duyuyoruz? Sanatın ve yaratıcılığın kökleri nelerdir? Sadece yetenekli insanlar mı sanatçı olabilir? Bu gibi soruların önemini daima hatırlamanın ve hatırlatmanın bir zorunluluk olduğuna dair inancımız, bu çalışmayı doğurmuştur...”

 

  Karıncaların Günbatımı
  (Babam Aşkale’ye Gitmedi)  

karincalarin gunbatimi
> Zaven Biberyan 
> Çev. Sirvart Malhasyan 
Aras Yayıncılık, 528 s.
> Satın almak için

Karıncaların Günbatımı, Ermenice romanın 20. yüzyıldaki zirvelerinden biri. Biberyan, başyapıtı olarak kabul edilen bu romanında, bir aile ekseninde Türkiyeli Ermenilerin 1940'lı ve 50'li yıllardaki yaşamından bir kesit sunuyor. "Varlık Vergisi" uygulaması altında ezilen, varını yoğunu kaybeden bir baba, bu güç koşulları onun yüzüne vuran aile bireyleri ve üç buçuk yıllık zorlu Nafıa askerliği günlerinden sonra geri döndüğünde hiçbir şeyi bıraktığı gibi bulamayan oğul Baret.
Yazar, Baret karakterinde, bir delikanlının hızla değişen toplumsal koşullara uyum mücadelesini ve bireysel çatışmalarını çarpıcı, yalın bir dille sunarken ülkedeki siyasi gelişmelerin azınlıkları nasıl etkilediğini farklı roman karakterlerinin ağzından bire bir ortaya koyuyor.
Yalnızlar ve Meteliksiz Âşıklar romanlarıyla büyük beğeni kazanan Zaven Biberyan, Karıncaların Günbatımı'nda, Felaket'in şekillendirdiği ruhların akıp giden hayata bağlanmakta yaşadığı zorlukları, ailenin dönüp dolaşıp fertlerini ve kendini yok eden karanlık yanını, on yılda bir büyük bir siyasi sarsıntıyla kesintiyle uğrayan güvenlik duygusunun insanlar üzerinde yarattığı tahribatı adeta bir tragedya canlılığıyla anlatıyor. Karıncaların Günbatımı, Türkiye edebiyatının da en önemli romanlarından biri olmaya aday.

Facebook'ta Mesele