Bu haftanın kitapları (22 Şubat) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi olanları sizin için derledik. İyi okumalar...

  Büyük Sınıf Savaşı 1914-1918  

buyuk sinif savasi 1914 1918
> Jacques Pauwels
> Çev. Çağdaş Sümer
> Yordam Kitap, 494 s.
> Satın almak için

Jacques Pauwels, Birinci Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılıyla birlikte hararetlenen tartışmalara alışılmadık, cesur ve renkli bir “karşı tarih metni”yle katılıyor.
Birinci Dünya Savaşı, sadece emperyalist rekabetin tetiklediği ülkeler arasındaki “dikey” bir savaş mıydı, yoksa savaşa taraf olan her bir ülkede hâkim sınıflar ile halk yığınları, seçkinler ile sıradan insanlar arasında “yatay” bir savaş da yaşandı mı?
Pauwels, Büyük Sınıf Savaşı adını verdiği bu büyük çatışmanın sadece uluslar arasında değil, sınıflar arasında da cereyan ettiğini göstermek için bir adım geri çekilmeyi öneriyor ve savaşa 1789'dan günümüze kadar dünyayı şekillendiren sınıf mücadelelerinin daha geniş perspektifinden bakmaya çalışıyor.
Pauwels'in 1789 Fransız Devrimi'yle başlayan demokratikleşme sürecini durdurmak ve takvimi 1789 öncesine almak için Avrupa'da aristokrasi ve burjuvaziden oluşan seçkinlerin savaşı nasıl istediklerini, kışkırttıklarını ve başlattıklarını göstererek Birinci Dünya Savaşı'nın nedenlerine dair geleneksel tarih yazımına meydan okuyan kitabı, kapsamı kadar derinliğiyle de etkileyici bir toplumsal tarih çalışması.
Büyük Sınıf Savaşı, Birinci Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılı vesilesiyle yayımlanan çok sayıda siyasi tarih kitabından farklı olarak, savaşı imparatorların, generallerin veya diplomatların değil, cephedeki askerlerin ve geride bıraktıkları yoksul sivillerin gözünden anlatıyor. Savaşın gerçek kahramanları ve kurbanları olan erlerin yazdığı şiirlerden, şarkılardan, mektuplardan ve anılardan yola çıkan Pauwels, sıradan insanların hayallerini ve hayal kırıklıklarını, savaşı nasıl tecrübe ettiklerini, onları ölmeye ve öldürmeye sürükleyen nedenleri, dönemin siyasi, iktisadi ve kültürel iklimiyle harmanlayarak okura sunuyor.
Büyük Sınıf Savaşı, sadece insanlık tarihinin bu ilk küresel çatışmasını değil, giderek daha fazla Birinci Dünya Savaşı öncesiyle kıyaslanan günümüzü anlamak için de ufuk açıcı bir eser...

 

  Kurmacanın Kıyıları  

kurmacanin kiyilari
> Jacques Rancière
> Çev.Yunus Çetin
> Metis Yayınları, 184 s.
> Satın almak için

Sosyal bilimlerde kuramların polisiye kurmacalarla bir ilişkisi var mı? Nasıl bir ilişkisi olabilir? Karl Marx Kapital'de neden komedya yerine tragedyayı tercih etmiştir? Gazete haberlerinde saf gerçekliği mi okuyoruz? Peki “gerçekçi” denen anlatılarda kurmacanın rolü ne? Ya anlatılardaki pencereler nereye açılır? Geleneksel olarak kurmacanın dışında bırakılan insanlar romana ve öyküye nasıl dahil edildiler?
Filozof Jacques Rancière uzun yıllardır siyasetin yanı sıra estetik, özellikle de edebiyat üstüne kafa yoruyor. Bu kitabında da bir yandan Honoré de Balzac, Edgar A. Poe, Rainer Maria Rilke, Marcel Proust, Joseph Conrad, William Faulkner ve W. G. Sebald gibi yazarların eserlerinden hareketle kurmacanın kıyılarını keşfe çıkıyor; bir yandansa Georg Lukács ve Erich Auerbach gibi güçlü yorumcularla “diyalog” içinde düşüncelerini geliştiriyor.

 

 

 

  Eleştirel Aydınlanma ve Sanat  

elestirel aydinlanma ve sanat
> Onur Bilge Kula
> Tekin Yayınları, 440 s.
> Satın almak için

“Eleştiri-özeleştiri kavram çifti, bütün tarihsel-toplumsal-kül¬türel ve politik alanı kapsayan devinimlerin, açılımların ve üret¬kenliğin kaynağını imler. Böyle geniş bir alanı kapsamasına kar¬şın, bu kavram, çifti, çoğunlukla ‘politik' olan ile sınırlandırılır. Politik olan, bir başına özerk bir öğeymiş gibi, insanın, insanlığın yaşam boyu üretiminin toplamı olan, tarihsel-toplumsal ve kül¬türel öğelerden soyutlanır. Bu soyutlamacı tavır, zaten özeleştiri anlayışını benimsemeyen politik olanın eleştirisini tümüyle etki¬sizleştirmese de etkisini azaltır. Bu bakımdan, eleştirinin etkinli¬ğini güvence altına almak için, eleştirilen konunun belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, eleştiri konusu yapılan ‘insan', ‘toplum', ‘kül¬tür', ‘sanat' ve ‘politika' kavramlarını çözümlemek kaçınılmazdır.”
Onur Bilge Kula, Aydınlanma felsefesi ışığında eleştiri kavramını ele aldığı bu çalışmasında, eleştiri-özeleştiri kavram çiftinin gerekliliğini Batılı düşünürlerle birlikte yorumlarken, sanat ve edebiyatta eleştirinin, ilerlemenin vazgeçilmez öğelerinden olduğunu yapıtlardan örnekler vererek çözümlüyor.

 

  Kitaplık   

kitaplik
> Lydia Pyne  
> Çev. Ümit Gurbanov
> İthaki Yayınları, 120 s. 
> Satın almak için

Kitaplarınız evinizin hangi kısmında? Neye göre sınıflandırıyorsunuz kitaplarınızı? Başkalarının veya büyük kurumların kitapları nasıl düzenlediğine hiç dikkat ettiniz mi peki? Bu soruları cevaplarken başvuracağımız temel bir nesne var ki o da kitaplık. Buna benzer suallerin insanlık tarihi boyunca hep sorulageldiğini belirten antropolog ve tarihçi Lydia Pyne, Kitaplık'ta, okuma kültürünün maddi bir nesnesi olarak kitaplık aracılığıyla bizi kısa bir gezintiye çıkarıyor. Antik Roma dünyasından başlayarak Ortaçağ katedrallerindeki zincirli kitaplıklara, 20. yüzyıl başında New York'ta inşa edilen muazzam halk kütüphanesinin devasa raflıklarından günümüzde pek çoğumuzun evine girmiş çeşitli tarzdaki kişisel kitaplıklara kadar uzanan geniş bir sahayı ele alan Pyne, bu anlatısını edebiyattan örnekler ve ilginç anekdotlarla zenginleştiriyor. Kitaplığın sadece saklamaya, tutmaya yarayan bir nesne olmadığını, hayata dair bakış açımızı ve değerlerimizi de yansıttığını, zaman içinde biçimsel olarak evrilen bir araç olduğunu anlatıyor. Dijital aygıtların ve kaynakların yaygınlaşmasına rağmen, gerek bir mecaz gerek somut bir nesne olarak önemini devam ettiren kitaplık üzerinde düşünmeye çağırıyor bizi.

 

  Kızıl Kahkaha  

kizil kahkaha
> Leonid Andreyev
> Çev. Kayhan Yükseler
> Everest Yayınları, 224 s.
> Satın almak için

“...delilik ve korku.” Bu sözcüklerle başlayan roman, okuru daha ilk satırından itibaren acımasız bir savaşın içine sokuyor.
Rusların ağır bir yenilgiye uğradığı Rus-Japon savaşını ve etkilerini bir askerin gözünden aktaran Andreyev, savaşın yalnızca alanlarda kalmadığını, bütün mahallelere, evlere ve insan ilişkilerine nasıl sızdığını anlatıyor.
Kimi eleştirmenlerce Rusya'nın Edgar Allan Poe'su olarak adlandırılan Andreyev, Kızıl Kahkaha'da savaşların anlamsızlığını anlatırken, kan dökmenin, kitlesel cinnetin, deliliğin simgesel görüntüsünü çarpıcı bir biçimde betimliyor.
Ölümünden sonra H.P. Lovecraft'in kütüphanesinin başucunda bulunan Kızıl Kahkaha, 1. Dünya Savaşı'nda yaşanacak dehşeti önceden bildiren, kehanet dolu bir roman.

Bültene abone olun

Mesele'ye yeni yazı eklendiğinde haberdar olmak için eposta adresinizi bırakın.
Mesele Bülteni'ne abone olduğunuz için teşekkür ederiz

Facebook'ta Mesele