Arter, yeni yerinde yedi sergiyle 13 Eylül’de açılıyor - Mesele 121

Sergiler

Herkes için erişilebilir bir kültür ve yaşam platformu olmayı hedefleyen Arter; sergiler, etkinlikler, öğrenme, film ve yayınlardan oluşan çok disiplinli programıyla 13 Eylül Cuma günü Dolapdere’deki yeni binasının kapılarını açacak.

Arter’in açılış programında toplam yedi sergi yer alacak.

  SAAT KAÇ?

3CengizCekil

  • Arter Koleksiyonu’ndan grup sergisi
  • Küratörler: Emre Baykal, Eda Berkmen
  • Salon: Galeri 3 ve 4
  • Bitiş tarihi: 16 Şubat 2020

Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan Saat Kaç? başlıklı sergi, bellek, zaman ve mekân kavramları etrafında şekilleniyor. Bu kavramları ev, gündelik nesneler, bireysel ve kolektif tarihler, içerisi/dışarısı, kentsel ritimler, mimari, arkeoloji, sınırlar ve göç gibi temalar üzerinden ele alarak farklı bağlamlar içinde ürettikleri anlamları, karşı karşıya geldiklerinde nasıl işlediklerini araştıran sergide, 34 sanatçının 44 yapıtına yer veriliyor. Saat Kaç? sergisi, başlığını Cengiz Çekil’in Arter Koleksiyonu’nda yer alan, günlük gazetelerin üzerine aynı soruyu yazıp çoğalttığı serigrafi dizisinden alıyor.

Arter’in aynı atriuma açılan üçüncü ve dördüncü kat galerilerine yayılan sergi, binanın mimari özelliklerinden yola çıkarak iç ve dış, kamusal ve özel, geçmiş ve bugün, kurmaca ve gerçek arasındaki sınırları muğlaklaştıran bir deneyim sunuyor. Saat Kaç?, kronolojik ve çizgisel bir anlatıdan ziyade, işlerin birbirleriyle ve içinde yer aldıkları mimari yapıyla kurdukları diyaloğun, bu etkileşimden doğan yeni anlamların, farklı ilişkilenme biçimlerinin izini sürüyor. Sarkis’in Çaylak Sokak (1986), Sigmar Polke’nin Patates Ev (1967), Hale Tenger’in Dışarı çıkmadık çünkü hep dışardaydık / İçeri girmedik çünkü hep içerdeydik (1995-2015) ve Nam June Paik’in Fransız Saati Televizyonu (1989) başlıklı yapıtları gibi sanat tarihsel öneme sahip işlere de yer veren sergi, aynı zamanda Arter’in İstiklal Caddesi’ndeki eski binası ile Atatürk Kültür Merkezi, Maçka Sanat Galerisi, Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi ve Antrepo gibi artık var olmayan ancak kentin belleğindeki yerlerini korumaya devam eden mekânlarda gerçekleştirilmiş sergilerden hatırlayacağımız işleri de bir araya getirerek sanatsal ve kültürel geçmişe dair hafızayı tazeliyor.

Sanatçılar: Mac Adams, Hüseyin Bahri Alptekin, Volkan Aslan, Aslı Çavuşoğlu, Cengiz Çekil, Marie Cool Fabio Balducci, Barış Doğrusöz, Cevdet Erek, Ayşe Erkmen, Harun Farocki, Hreinn Friðfinnsson, Bilge Friedlaender, Deniz Gül, Al Hansen, Mona Hatoum, Eric Hattan, Vlatka Horvat, Ahmet Doğu İpek, Gülsün Karamustafa, Alicja Kwade, Sinan Logie, Jonas Mekas, Füsun Onur, İz Öztat, Nam June Paik, Seza Paker, Sigmar Polke, Reiner Ruthenbeck, Michael Sailstorfer, Sarkis, Serge Spitzer, Hale Tenger, Nil Yalter.

  KELİMELER PEK GEREKSİZ

1KelimelerPek

  • Arter Koleksiyonu’ndan grup sergisi
  • Küratör: Selen Ansen
  • Salon: Galeri 0
  • Bitiş tarihi: 8 Mart 2020’ye kadar

Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden sanatçıların Arter Koleksiyonu'nda yer alan sürece dayalı veya hareketle bağlantılı eserlerini buluşturan Kelimeler Pek Gereksiz başlıklı sergi, jest, iz ve kalıntı temaları etrafında kurgulanıyor. Yaşamın sıradan ve gündelik yönlerine eğilen sergi, bir müze deposunda muhafaza edilemeyen veya bir sergi alanına yerleştirilemeyen gelip geçici duygu, ilişki ve süreçleri ele alıyor. Böylece göz ardı edilen şeylere, gündelik nesnelere ve tanıdık durumlara yeni bir gözle bakarak, onların yaratıcı potansiyellerini açığa çıkarmayı öneriyor.

İsmini Depeche Mode’un 1990'lardaki hit parçası Enjoy the Silence (Sessizliğin Tadını Çıkar) şarkısının sözlerinden alan sergi, beden, dil, zaman ve mekânla güçlü ve dinamik ilişkiler kuran eserlerden oluşuyor. Sergilenen eserler, sanat nesnesine ürünü, koruyucusu, katalizörü, izi ve/veya kalıntısı olduğu hareketler ve eylemler üzerinden yaklaşarak farklı bir bakış açısı edinmemize aracılık ediyor. Eserler aynı zamanda, el kullanılarak veya kullanılmaksızın gerçekleştirilen çok sayıda gündelik eylemi –önemsiz, beyhude, hayatî ya da temel bazı eylemler de dahil olmak üzere– canlandırarak veya belgeleyerek, geçmiş jestlere tanıklık ediyor ya da yeni, gelecek jestlere kapı aralıyor. Çeşitli üretim biçimleri yoluyla geçip giden zamanın izlerini, ortadan kaybolan veya tüketilmiş şeylerin kalıntılarını ve duyusal deneyimleri görünür kılıyorlar.

Sanatçılar: Gökçen Dilek Acay, Vito Acconci, Nevin Aladağ, Meriç Algün, Francis Alÿs, Mehtap Baydu, Yto Barrada, Joseph Beuys, Geta Brătescu, George Brecht, Elina Brotherus, Stanley Brouwn, Sophie Calle, Anetta Mona Chişa & Lucia Tkáčová, Henning Christiansen, Elmas Deniz, Elisabetta Di Maggio, Osman Dinç, Maria Eichhorn, Didem Erk, Ceal Floyer, Leylâ Gediz, Ludwig Gosewitz, Rebecca Horn, Vlatka Horvat, Allan Kaprow, Ali Kazma, Milan Knížák, Daniel Knorr, Július Koller, Igor Kopystiansky, Alicja Kwade, Lene Adler Petersen, Sigmar Polke, Karin Sander, Sarkis, Roman Signer, Amikam Toren, Ken Unsworth, Franz Erhard Walther ve Akram Zaatari.

  ALTAN GÜRMAN

5AltanGurman

  • Arter Koleksiyonu’ndan retrospektif sergi
  • Küratör: Başak Doğa Temür
  • Salon: Galeri 3
  • Bitiş tarihi: 16 Şubat 2020’ye kadar

1976’da erken yaşta kaybettiğimiz Altan Gürman’ın 1965’ten ölümüne dek üretmiş olduğu yapıtlarının büyük bir bölümü ve arşivi, eşi Bilge Gürman tarafından yıllarca özenle bir arada tutulup korunduktan sonra, 2013 yılında, misyonlarından biri de Türkiye’de çağdaş sanat üretiminin belleğini oluşturmak olan Arter’in koleksiyonuna eklendi. Türkiye’de çağdaş sanatın öncülerinden ve yapıtaşlarından biri olarak ancak 2000’li yıllarda yerini almaya başlayan sanatçının yapıtlarının tamamına yakını, 1991’de gerçekleştirilen bir sergiden yirmi sekiz yıl sonra ilk kez Arter’deki sergide bir araya geliyor. Sergide, Arter koleksiyonunda yer alan 50’ye yakın yapıtın yanısıra, arşivden seçilen eskiz, fotoğraf, ders notu, nesne ve dokümanlar da yer alacak.

1960’ta İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü’nden mezun olan Gürman, askerliğinin ardından 1963-1966 yılları arasında Paris Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda resim ve özgün baskı konusunda yetkinleşir. 1967’de İDGS Akademisi’nde asistan olarak göreve başlar ve oluşumuna önemli katkıda bulunduğu Temel Sanat Eğitimi Kürsüsü’nün önce yürütücülerinden biri, 1974’te de başkanı olur. Gürman Paris’teyken resim yapmanın başka yollarını araştırır, el alışkanlıklarını unutmak isteyerek yeniden resme başlar. Ona göre sanat daha az kutsal, yaşama daha yakın olmalıdır. Yapıtlarında kabul görmüş ifade biçimlerini, teknikleri sorgularken üretiminde o dönemde Türkiye’de alışılagelmiş malzemeleri tercih etmez. Harf damgaları ve şablonları, mukavva, dikenli teller, ahşap, suni deri gibi malzemeler kullanır. Kesip biçerek, oyup çıkararak, çakarak, boyayı sinek ilacı pompasıyla püskürterek çalışır. Gündelik nesneleri, istatistik verilerini, militarizmi ve bürokrasiyi konu edinir. 1976’da üç boyutlu ve mekânsal yapıtlar üretmek üzere hazırlık içindedir; ölümünden önce tamamladığı son yapıtı ise Arter’deki sergide yer alan Kapitone olur. 

  AYŞE ERKMEN, BEYAZIMTIRAK

4AyseErkmen

  • Küratör: Emre Baykal
  • Salon: Galeri 2
  • Bitiş tarihi: 8 Mart 2020’ye kadar

Ayşe Erkmen’in Arter’in açılış programında yer alan sergisi Beyazımtırak, sanatçının 1970’lerden bu yana gerçekleştirdiği sanatsal üretim içinden retrospektif bir anlayışla seçilenlerle birlikte, bu sergi için özel olarak tasarlayıp ürettiği yeni işleri bir araya getiriyor. Arter Koleksiyonu’ndan ve koleksiyon dışından toplam 16 yapıtı kurumun yeni mekânıyla diyalog halinde yeniden hayata geçiren sergi, adını sanatçının koleksiyonda yer alan ve bu sergide de gösterilen Whitish / Beyazımtırak (2007) adlı işinden ödünç alıyor.

Erkmen’in yapıtının temel niteliklerine, üretim sürecinin kapsamında tuttuğu düşünsel ve fiziksel jestler skalasına, malzeme çeşitliliğine, harekete geçirmeyi hedeflediği duyulara, ön plana çıkardığı ilişkisellik biçimlerine, özellikle de mekân ve zaman kavramlarının onun yapıtının içine nasıl nüfuz ettiğine dair pek çok ipucunu içinde barındıran sergi, sanatçının çoğunlukla gösterildikleri yere sıkı sıkıya bağlı, dolayısıyla birebir tekrarlanması mümkün olmayan yapıtlarını Arter’in yeni binasına uyarlayıp, mekânla ve birbirleri arasında yeni bir ilişkiler ağı içinde bir araya getiriyor.

Küratörlüğünü Emre Baykal’ın üstlendiği Beyazımtırak, Ayşe Erkmen’in en eskisi 1969 tarihli erken dönem çalışmalarına dek uzanıyor. Kurumsal sanat mekânları ya da kamusal alanlar için gerçekleştirdiği projelerinde, izleyicinin deneyimine beklenmedik yön ve mesafeleri, mimari veya çevresel ölçekleri, uzaklık ve yakınlıkları, görünenlerin yanı sıra görünmeyenleri de ekleyen Ayşe Erkmen’in sanatsal pratiğini kapsamlı bir şekilde araştıran sergi, sanatçının Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi olma özelliği de taşıyor. 

  ROSA BARBA, GİZLİ KONFERANS

6RosaBarba

  • Arter Koleksiyonu’ndan kişisel sergi
  • Salon: Galeri 1
  • Bitiş tarihi: 19 Ocak 2020’ye kadar

Rosa Barba’nın Gizli Konferans başlıklı yerleştirmesi 2010-2015 yılları arasında Berlin, Roma ve Londra’da yer alan üç müzenin eser depolarında ve arşivlerinde çektiği ve sergi mekânında 35 mm film makineleriyle gösterilen üç filmden oluşuyor. Müze depolarında saklanan, farklı malzemelerle yapılmış ve farklı zamanlara ait sanat yapıtları arasında kurgulanan hayali diyaloglara odaklanan eser, kültürel arşivleme konusunu tartışmaya açan bir anlatı kuruyor.

  İNCİ FURNİ, Bir An İçin Durdu

2InciFurni

  • Küratör: Eda Berkmen
  • Salon: Galeri -1
  • Bitiş tarihi: 26 Ocak 2020’ye kadar

İnci Furni’nin 2014’dan itibaren süregelen Vol. sergilerinin bir devamı niteliğindeki Bir An İçin Durdu sanatçının sergi mekanı için özel olarak ürettiği yeni işlerinden oluşuyor. Sergide, desen ve nesnelerden meydana gelen yerleştirmeye, sanatçının galeri mekânında geçirdiği iki buçuk aylık süredeki deneyimine ve haftada bir Arter binasının yanı başına kurulan bit pazarına atıfta bulunan video performansları eşlik ediyor. Yapıtında bireyin nesnelerle, mekanlarla ve birbirleriyle ilişkilenme şekillerine odaklanan Furni, temsilin, hareketin, jestin ve dilin alışılagelen kullanımlarını sekteye uğratıyor. Sanatçı, gündelik, hafif ve kırılgan formları bir araya getirerek kurguladığı düzenlemeyle, çoğu zaman fark edilmeden gelip geçen ve beklenmedik anlam ve bağların açığa çıkma olasılığını içinde barındıran ayrıksı bir anın izini sürüyor. Furni aynı zamanda kültürel objelerin korunma ve tasnifi, dolayısıyla kalıcılık ile özdeşleştirilen müze bağlamında, kullandığı kısa ömürlü malzemeler ve kolayca dönüştürülebilir yapı yöntemleriyle geçicilik esasına vurgu yapıyor.

  CÉLESTE BOURSIER-MOUGENOT, offroad, v.2

7CelesteBoursier

  • Küratör: Selen Ansen
  • Salon: Karbon
  • Bitiş tarihi: 15 Aralık 2019’a kadar

offroad, v.2, geçici olarak yerleştirildikleri fiziki mekânın sınırları içinde, farklı hızlarda ve farklı yönlere doğru seyreden üç adet kuyruklu piyanodan oluşuyor. Dışarıdaki rüzgârın hareketine ve kendi aralarındaki etkileşime duyarlı bir elektro-mekanik sistem aracılığıyla hareket eden enstrümanlar, mimari mekânın sınırları dahilinde süreç içerisinde kendi dünyalarını yaratıyor. İzleyiciler, yapıtın icra edildiği alana adım atarak veya mekândaki platformun üzerine çıkıp, piyanoların birbirlerine yaklaşıp uzaklaşırken kurdukları veya bozdukları bağları gözlemlemeye, yapıtı hem görsel hem de akustik yolla deneyimlemeye davet ediliyorlar. Piyanoların hareketini belirleyerek işe koreografisini veren rüzgâr gülü, Arter’in dördüncü katındaki terasta görülebilir.