Mesele 121

70 yıl önce Samuel Beckett, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından insanlığın ruh halini anlamaya çalıştığı ünlü eseri “Godot’yu Beklerken” ile eylemsizliklerine yenilmiş insanların, Godot adında ne olduğu bilinmeyen bir kimseyi veya “şeyi” beklemelerini konu alıyordu. Bu bekleme hali, savaş travmasının ardından farklı yollardan yürümüş ve şimdi bu yolu kaybetmiş insanların yollarının kesişmesiyle başlar.

31 Mart 2019 Yerel Seçimlerinin üzerinden sekiz gün geçti. Seçimler İstanbul hariç beklendiği gibi sonuçlandı. Matematiğin ve devlet zorunun şaştığı pek ender yer var. Ancak siyasetin şaştığı yer çok.

31 Mart seçimlerine birkaç gün kala, iktidar bloğunun hem dili hem söylemi hezeyan, kaybetme korkusuyla yüklü. Özellikle HDP ve Kürtler üzerinden yürüttükleri karşı propaganda, pespayelik boyutunda. Devlet istihbarat bilgileri ortalığa saçılmış vaziyette. Anadolu Ajansı son dakika Kandil haberlerini vermeye başladı bile. Ortada yerel seçim havası değil, bir iktidarın varlık-yokluk kavgası var.

Edebiyat dünyasının en önemli yazarlarından Franz Kafka'nın yıllardır Zürih'teki kasalarda kilit altında bulunan henüz basılmamış el yazmaları yakında gün yüzüne çıkabilir. İsviçre'nin Zürih kentinde bir bölge mahkemesi yıllardır Kafka'nın el yazmalarının tutulduğu kasaların açılmasına ve içindekilerin İsrail Milli Kütüphanesi'ne gönderilmesine hükmetti. 

Fotoğraf: Kenan Özcan

Yazarı Anlatıyor

Soma faciası gibi büyük felaketler olmadığı sürece işçi ve yoksulların bir türlü görünür olup gündeme gelemediğini belirten Latife Tekin, son iki romanında olduğu gibi yazarken çoğunlukla sanayi bölgelerine gittiğini ve oradaki işveren-işçi ilişkilerini görerek olup bitenleri anlamaya çalıştığını söyledi.

Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA) yayın Özgürlüğü Komitesi, “Başkalarının ifade özgürlüğünü kullanmalarını sağlamadaki örnek cesaretin” tanınması amacıyla verilen Voltaire Ödülünün kısa listesini açıkladı. "Yazarlarının arkasında duran" Tekin Yayınevi de listede yer aldı.

Katalan bağımsızlık yanlılarına yöneltilen ayaklanma suçlamaları İspanyol demokrasisi için utanç verici bir anı gösteriyor. Franko rejimi uzun süre önce gitti ama yarattığı devlet aygıtı tam olarak parçalanmadı.

Devrimci strateji meselesini seçimler ve sonuçlarını tartışmaya vesile edelim istiyoruz. Seçimler gibi milyonlarca insanın ilgi odağı olan meselelere devrimci sosyalist açıdan bakanların farklı bir yaklaşımı olmalıydı. Her beş yılda bir gelen bu fırsatı çok iyi değerlendirdiğimiz söylenemez. Kitlelere ve devrimci mücadele içinde olanlara önerilerimizi sunma imkanını gerektiği gibi kullanamadık.

Dünya çapındaki “kahverengi dalga”nın son bölümünü teşkil eden Brezilya’daki Bolsonaro olgusu şiddet tapıncı ve sola ve işçi hareketine olan derin nefretiyle klasik faşizme daha yakın.

Pazartesi günü, Fransa’da ve dünya çapında milyonlarca insan, yüzlerce yıllık bir tarihi eserin yanıp kül olduğunu görerek buz kesildi ve dehşet içinde kaldı. Salı günü, Notre-Dame katedralinden geriye kalanlar hala için için yanarken, Pazartesi günkü yangın felaketine katedralin restorasyon çalışmasındaki korkunç bir yangın güvenliği arızasının neden olduğu açıktı. Bunun sorumluluğu, Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un hükümetine ve nihayetinde kapitalist sisteme aittir.

Barok müzik enstrümanlarını kullanılan ve unutulmuş besteleri gün yüzüne çıkarıp caz tınıları ile harmanlayarak geniş bir hayran kitlesine ulaşan L’Arpeggiata topluluğu, soprano Céline Scheen ve kontrtenor Valer Sabadus eşliğinde İstanbul’da sahne alacak.

Siyaset bilimci Serap Yolcu Yavuz “Cumhuriyet Misyonerleri”nde, 1930 ile 1946 yıllarında genç neslin politik açıdan konumlandırılışını değerlendiriyor. Kitapta Yavuz, “Cumhuriyetin siyasal elitleri gençliği, ‘kurtarıcı, kurucu ve taşıyıcı’ vurgusuyla politik eğitim sürecine paralel biçimde özneleştirir” diyor.

Sinema tarihine damga vuran üç büyük yönetmenin eserlerinin yer aldığı “Üç Büyük Yönetmen: Bergman-De Sica-Wenders” programı 18 Nisan-30 Mayıs tarihleri arasında Kadıköy Sineması’nda izleyiciyle buluşuyor.

Balat’ta, şimdi neredeyse virâneye döndü dönecek gibi görünen, fakat içinde yüz otuz sekiz yıllık talebe ruhu barındıran metruk bir okul var.
Yoakimyon Rum Kız Lisesi!
20.yy başlarında beş yüzden fazla İstanbullu Rum kızına eğitim veren lise, 1980’lerin ortasında talebe bulamaz olunca, kapatılmış; lodosa, farelere, rutubete terk edilmiştir.
Sonra tiyatroda deneyim ve yenilik peşinde koşan bir grup idealist sanatçı ve entelektüel tarafından keşfedilmiş.
Orası üç yıldır tiyatro sahnesidir.
Yoakimyon’u kiralayan bu tiyatro âşıkları mekânın ruhunu bozmadan, tek bir çivisine ilişmeden, olabilecek en yeterli bakımla binanın kapısını seyirciye o zamandan beri açıyor.
Balat Monologlar Müzesi adını almış eski Rum Kız Lisesinde, sekiz sınıfta eşzamanlı birer oyun ayakta izleniyor; tek kişilik oyunlar...

Son yıllarda Dersim ve çevresiyle ilgili olarak bölge insanlarının yaptığı yazılı ve görsel çalışmalar gözardı edilemeyecek kadar çok. Bunlardan Devrim Tekinoğlu’nun "Bindokuzyüzdoksandört" adlı belgesel filmi ilgimi çekenlerden biri oldu. Film 1994 yılında Dersim bölgesindeki köy yakmaları ele alıyor.

Joomla SEF URLs by Artio