Mesele 121

Seçimlere iki gün var ve Tayyip Erdoğan sahaya indi. AKP’ye yakın medya Erdoğan’ın ‘Binali bey seçim kampanyasını iyi yönetemiyor’ dediğini söylüyor. Oysa asıl mesele seçim kampanyasının çok ötesinde: Erdoğan’ın bir koltukta iki karpuz taşıma siyaseti ABD-Rusya çekişmesinin şiddeti altında çökmüş bulunuyor.

Malum söz, AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz'a ait. Dönemin siyasi ruh halini, belirsizliklerini, beklentilerin çıkmayışını, çaresizliklerini ve aktörlerin B Planlarının olmayışını ifade ediyor.

Gezi İsyanı yurtta ve dış temsilciliklerimizde kutlanıyor. Gezi üzerine güzellemeler yapılıyor. Ancak siyasi ve örgütsel sicilimiz, ideolojik düzeyimiz ne durumda soran yok. Gezi daha hayattayken neler yapıldı ve bugün ne yapılıyor? Güzelleme zamanında değiliz, acı da olsa gerçekleri konuşalım!

Türkiye "aydın"ın harman olduğu bir ülke. Dünya'da herhalde bu kadar "aydını" olan başka bir ülke yoktur. Bir eğitimden geçmek, diploma sahibi olmak 'aydın' sayılmaya yetiyor. Okumuşlar, söze, 'bir aydın olarak' diye başlıyor... Velhasıl burası 'aydını' bol ama nedense 'aydınlatanı kıt' bir ülke... Peki neden?

Aralarında Latife Tekin, Zuhal Olcay, Müjde Ar, Leman Sam, Nesrin Nas, Hazal Kaya, Feride Acar, Ufuk Tarhan gibi isimlerin de yer aldığı, farklı çalışma alanlarından 100 tanınmış kadın nafaka hakkının hiçbir şekilde kısıtlanmaması, değiştirilmemesi veya geri alınmaması gerektiğinin altını çizdikleri bir metin yayınladılar.

Bugün 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü. ILO verilerine göre dünya genelinde 152 milyon çocuk çalışmak zorunda. İSİG Meclisi ise Türkiye’deki sayının 2 milyon olduğunu açıkladı. Çocuk işçi sayısı dünyada azalırken, Türkiye’de artıyor.

23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı 19 Ocak’ta Hrant Dink’in önünde öldürülmesiyle toplumsal bellekte sembolik bir yer edinen Sebat Apartmanı’nda bulunan Agos Gazetesi’nin eski çalışma ofisinde, 145 metrekarelik alanda açıldı.

“Geçmişi tenekeliyi” bilirdik; rahmetli romancımız Osman Cemal’in eserlerinden dilimize geçmiştir.
Osman Cemal Kaygılı Türk Argosunu en iyi kullanan romancımızdır.
Birinin sicili bozuk, huyu kavruk ise ona geçmişi tenekeli derler.
Tenekenin asilzâde olamayışı kendi kabahatidir; bizim ne dahlimiz var!
Aslına bakarsanız teneke, çeliğin sac halinde ince çekilmesinden sonra ortaya çıkar; baba tarafından soylu sayılmalıdır, bana göre…
Çok ince çekerseniz, ona da Şamata Tenekesi derler; maazallah, inceldiği yerde kopar!
Biz, teneke makasıyla biçilmiş bir yazıya başladık ki, bakalım lafımızın lehimini nerede koyacağız?
Bir de teneke lehimi vardır, anlayacağınız…

Romanlarında, Sanayi Devrimi yıllarının yoksullarını, emekçileri, açlık ve sefaleti, sağlıksız evleri betimleyen; Marx ve Engels’in “... İçinde yaşanılan dönemi tüm pislikleriyle anlatan gerçekçi yazar” olarak tanımladığı Charles Dickens’ın kendisi de çocuk yaşta işçi olarak çalışmıştı.

Duygu Asena'nın anısına, 2007'den bu yana verilen "Duygu Asena 'Kadının Hala Adı Yok' Roman Ödülü"ne bu yıl "Dünyadan Aşağı" adlı eseriyle değer görülen Boralıoğlu, para ödülünü Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'na bağışladığını duyurdu.

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

Feminizm ve Queer Kuram kitabı queer teoremine yeni başlayanlar için iyi bir rehber olma niteliğinin yanı sıra, bizlere, eleştirel bir bakış açısıyla kendi muhalefetimize bakabilme imkanı da sağlamaktadır.

Bazı filmler film sayılmaz. Bu filmleri zaman geçirmek için izleyemezsiniz çünkü. Hemen her sahnede ara verip düşünmeniz, hissinizi, fikrinizi, vicdanınızı yani tamamıyla kendinizi gözden geçirmeniz gerekir. Bu ruhunuzla başbaşa kalmak gibi bir şey... Nitekim bu tür filmler insanda öze dönüşe, yani farkındalığın gerçekleşmesine yardımcı olur.

Amatör tiyatro yaşamı 12 yıl önce başlayan ve uzun yıllardır profesyonel olarak tiyatro yapmaya devam eden feminist sanatçı Esmeray “Sanatın ve tiyatronun insanlar üzerinde yarattığı büyülü etki, tiyatroyu benim için vazgeçilmez kıldı” diyor. Son oyunu sahneleyebilmek için başlattığı kampanyaya destek bekliyor.

Pera Film, Berlin Film ve Televizyon Müzesi işbirliğiyle “Berlin - Yuva Denilen Şehir” başlıklı bir program sunuyor. Deutsche Kinemathek küratörlüğündeki program, 20. yüzyılı çalkantılar içinde geçirmiş çok yönlü kentin 90 yıllık tarihini gözler önüne seriyor.

Medeniyetlerin beşiği Akdeniz’i dünyadaki bütün denizlerden ayıran en temel özelliği birleştiren olmasıydı.

Denizin iki yakası, ilk çağlardan itibaren etkileşim içinde oldu. Bu etkileşim geleneklere, kültürlere, dillere ve şarkılara yansıdı. Denizin bir kıyısında söylenen şarkı, karşı kıyıda yankılandı...

Ancak Akdeniz bir süredir birleştiren değil ayırandır... Daha iyi bir hayat için bir kıyıdan diğerine ulaşmaya çalışanlar, Akdeniz’in karanlık sularında sonsuza uğurlandılar.

Karşı kıyıya varabilenlerse yüzlerce yıldır aynı denizi paylaştıkları kıyı komşularından yüz bulamadıkları gibi hor görüldüler...

Akdeniz’in Hüzünlü Sesleri, halkları ayıran sınırların anlamsızlığını bir kez daha hatırlatmak için yola çıktı...

Denizin iki kıyısındaki seslerin benzerliğinden yola çıkarak insanları ayıran şeyin Akdeniz olmadığını hatırlatmak için yola çıktı...

Bu uğurda birlikte yürümek isteyenlerle, Akdeniz’in hüzünlü seslerini paylaşmak için yola çıktı...

Gelin şarkıları rehber edinerek bu yolda hep birlikte yürüyelim...

Türkiye kökenli bir ailenin Berlin'de doğup büyüyen müzisyen kızı Defne Şahin, ilk albümü 'Yaşamak'ta Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkılara yer verdi. Şahin, New York'ta çıkardığı ikinci albümü “Unravel”da ise Shakespeare ve Emily Dickinson şiirlerinden bestelediği parçaları seslendirdi.

Barok müzik enstrümanlarını kullanılan ve unutulmuş besteleri gün yüzüne çıkarıp caz tınıları ile harmanlayarak geniş bir hayran kitlesine ulaşan L’Arpeggiata topluluğu, soprano Céline Scheen ve kontrtenor Valer Sabadus eşliğinde İstanbul’da sahne alacak.

Joomla SEF URLs by Artio