Mesele / Sözümüz - Mesele 121

16 Nisan referandumuna üç hafta kaldı. Düne göre ‘evet’ kampının tam saha presiyle oylarını konsolide etmeye gayret ettiğini görüyoruz. Tüm olanaklarıyla devlet ve AKP; geriye ne kaldıysa MHP ‘evet’ için çalışıyor. Neredeyse bütün ana arterler dev Tayyip Erdoğan posterleriyle dolduruldu. Başbakan fiilen silindi. Davutoğlu’nun başına ne geldiyse, Binali Yıldırım’ın başına da o geldi: Oysa ne keyifliydi ilk zamanlar!

16 Nisan’da yapılacak referandumda sadece iki seçenek var: ‘Evet-Hayır’ denilerek tercih yapılacak. Tercihler içindeki ton farkları kaybolacak ve tercihler iki seçenek etrafında toplanılacak. Örneğin bir milletvekili seçimine 15, 20 parti katılabiliyor ve siz istediğinize oy verebiliyorsunuz. Bu kez iki seçenek. Üstelik tercihlerimizi Olağanüstü Hal koşullarında yapacağız. Yani bir olağanüstülük hali bu Anayasa değişikliğinin dayatılmasında da var.

Mesele Dergisi 10 yıl istisnasız her ay yayınlandı. 120 sayıyı bağladıktan sonra bildiğiniz gibi internet üzerinden, farklı bir düzeyde yayınımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Mesele’nin başından geçen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu olay, hem nasıl bir döneme girdiğimizi hem de AKP zihniyet dünyasının korku ve tecrit politikasının ne kadar aşağılara indiğini, ama eskisi gibi ikna edici olmadığını göstermesi bakımından hayli ilginç. Tabii ki geleceğe dair de ipuçları veriyor.

Başbakan Binali Yıldırım referandumda ‘Hayır’ oyu kullanacakları şimdiden ‘terörist’ saydığını ilan etti. ‘Hayır’ diyenleri PKK’lı, FETÖ’cü diyerek baskı altına alıyor, ‘Evet’ oyu vermeleri yönünde baskı yapıp dolaylı yoldan tehdit ediyor. Hızını alamayıp bu listeye HDP’yi de eklemiş. Olağan bir hukuk devletinde, yasa ve Anayasalara göre kurulmuş bir siyasal partiye terörist demek suç sayılır. HDP’li hukukçuların Başbakan hakkında suç duyurusunda bulunmaları gerekir/önemlidir.

Referandum sath-ı mahallinde olmamız sebebiyle gündem doğal olarak bu konu etrafında şekilleniyor. Partilerin açıklamaları, anketler, hayır kampanyası yapanlara yönelik baskılar, kollukça hayır seçeneğinin ‘halk arasında kin ve nefret duygusu yaymak’ kategorisine alınması, HDP’li vekillere, partililere, sivil toplum kuruluşlarına ve tek tek bireylere yönelik operasyon ve tutuklamalar…  artık çok daha net bir şekilde görünür hale geliyor.

Anayasa değişikliği taslağının 338 oyla mecliste kabul edilmesinin ardından, gözler Yüksek Seçim Kurulu’nun açıklayacağı referandum tarihine çevrildi. OHAL’in 19 Nisan’a kadar uzatıldığı düşünülürse, oylamanın olağanüstü koşullarda yaşanacağı kesin gibi.

Diğer Makaleler...