1917 Rus işçi devrimi Julyen takvimiyle 25 Ekim, Gregoryen takvimle 7 Kasım günü 100’üncü yılını geride bıraktı. Bu vesileyle çok geniş bir sol çevrede konu gündeme geldi. 100’üncü yıl sebebiyle çeşitli sempozyum, forum, toplantı, sergi düzenlendi, film, kitap, broşür yayınlandı. Kuşkusuz bütün bunlar çok kıymetli. Rus Devriminin hala bir değeri olduğuna işaret ediyor.

Türkiye siyaseti son bir ay içinde iki meselenin üzerinde dönüp durdu: Birincisi, Kuzey Irak’ta bulunan Kürdistan Özerk Bölgesinde yapılan ‘bağımsızlık referandumu’, ikincisi, ABD ile ‘vize uygulamasının’ karşılıklı durdurulması.

CHP liderinin Ankara’dan başlayıp İstanbul’da sonlandırdığı ve 25 gün süren Adalet Yürüyüşü, peşinden 9 Temmuz’da gerçekleştirilen kitlesel Maltepe Mitingi, son olarak 26-29 Ağustos tarihinde Çanakkale Gelibolu’da düzenlenen Adalet Kurultayı beklenenden daha fazla ilgi gördü.

AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan, CHP liderini hedef alarak, hapiste bulunan milletvekili Enis Berberoğlu ile Kılıçdaroğlu’nun aynı suça ortak olduğunu ileri sürdü.  Bu sözler Erdoğan’ın ağzından tesadüfen dökülen cinsten değil. Yeni iktidar stratejisinin bir parçası olarak seçilerek ve bilerek söylenmiş olmalıdır.

Uzunca bir süredir, sağ iktidarların tamamı CHP yönetiminin uygulamalarına karşı yürütülen propagandayla hedefine ulaşıyor. Bugün bile AKP sözcüleri 1930’lu, 40’lı yılları karıştırıp her hangi bir olayı bugün yaşanmış gibi sunabiliyor ve karşılık buluyor. Tayyip Erdoğan için Kılıçdaroğlu hep bir ‘malzeme’ oluyor.

Adalet talebiyle 420 km olan Ankara-İstanbul yolunu 25 günde yürüyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kitlesel bir finalle yürüyüşünü sonlandıracak. Yürüyüş boyunca ‘hareket’in kendisini dikkate alan sosyalist kamuoyu, çeşitli aralıklarla yürüyüşe desteğini açıkladı ve katılma çağrısı yaptı. DİSK, sendikalar arasında bu çağrıyı ilk yapan oldu. Türk-İş içinden bazı sendikalar destek verdi, KESK de katılım çağrısı yaptı.

Diğer Makaleler...