7  Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) başarısını hazmedemeyen AKP ve Erdoğan, 1 Kasım rövanşıyla yeni bir hamle başlattı. Müzakere sürecine son veren, MHP ile stratejik işbirliğine yönelen, Suriye politikasını selefi İslam radikalizmine ve Rojava düşmanlığına dayandıran bir strateji bu.

Kızılderililer diyor ki, “Bindiğin atın ölü olduğunu fark ettiğin an o attan inmelisin.” At Kızılderililer için hedefe götüren bir araçtır. Ama bizim bildiğimiz araba gibi falan değil. Çünkü bir Kızılderili hayat biçiminden dolayı bindiği atı sadece ulaşımda kullanmaz. O atı besler, büyütür, eğitir, anlar, sever… Onunla arasında hiç kopmayacakmış gibi görünen bir bağ vardır. Hatta görsel düşünecek olursak, Kızılderili sürekli at üzerinde olduğundan, onunla hem-i hal olur. Atı olmayan bir Kızılderili, ya da üzerinde Kızılderili olmayan bir at o coğrafyada düşünülemez bile. Şuraya dikkat: Hal böyleyken yine de diyor ki Kızılderililer; “Bindiğin atın ölü olduğunu fark ettiğin an o attan inmelisin.”

Nuriye ve Semih KHK ile yargısız biçimde işten atıldılar. Yargısız biçimde işten atılanların sayısının onbinlerle ifade edilmesine rağmen, kitlesel bir hareketin ortaya çıkmadığı koşullarda, açlık grevi başlattılar.

Amerika’nın bir göçmenler ülkesi, başka ülkelerden buraya göç eden insanlardan müteşekkil bir ülke olduğu sürekli söylenmektedir. Aslına bakılırsa, evet, bu doğrudur. Dünya tarihinin çok büyük bir bölümü boyunca, yeryüzünün bu parçasında (Amerika’da) yaşayan bir insan türü yoktu.

Robson’dan başlayalım. “İnci dişli zenci kardeşim(iz)” Paul Robson’dan… Köle kökenli bir ailenin çocuğu olarak ABD’de doğmuştu Robson. Gözünü dünyaya açtığı andan itibaren de ırkçılıkla karşılaşmıştı. Öğrenim hayatı boyunca ırkçı nefrete ve ayrımcılığa karşı mücadele etti ve hukuk okuyarak baroya kabul edilen ilk siyah avukat oldu.

Troçki 1939’da yayınladığı, “Marksizm ve Çağımız” yazısında, “Teknik düşüncenin son zaferlerine rağmen, maddi üretici güçler artık gelişmiyor. Dünya inşaat sanayisindeki durgunluk, ekonominin temel dallarındaki yeni yatırımların tıkanmasının sonucu olarak, gerilemenin en belirgin ve hatasız belirtisidir. Kapitalistler kendi sistemlerinin geleceğine artık kolayca inanamıyorlar” diyor.

Fransız Sosyalist Parti başkan adayı Benoît Hamon “mesleklerin kaçınılmaz yok oluşu”na atıfta bulunarak evrensel garantili gelire (“universal guaranteed income”) dair kendi önerisini savundu. Hamon, dijital teknoloji ve robotların rolü arttıkça bunun “Batı ekonomilerinde yüz binlerce mesleğin” yıkımına neden olacağını düşünüyor.

Hayvan hakları meselesi bir yandan hayvanların kesimini gösteren şok edici görüntülerin üretilmesi, gıda endüstrisinin kötü yönlerinin açığa çıkarılması diğer yandan da yediğimiz gıdalar hatta giyim-kuşam alışkanlıklarımız konusunda daha fazla sorgulayıcı olmamız vesilesiyle kendini gündeme getirmiş bulunuyor.

Devamı açıkça belli olan Trump depremi gerçekleşmiş, bütün dünya gerçek zamanlı olarak 7/24 donakalmış, derin devletle bağlantılı olsun olmasın, insan yapımı mikropları ve et yiyen canavarlarıyla dolu bataklıktan sızan her kelime, tirad ve habere sımsıkı asılmıştı.

16-17 (Rus takvimiyle 3-4) Temmuz günleri Rus devrim tarihine trajik bir bölüm ekledi. Sorumlusu olarak ‘Bolşeviker’ gösterildi. Hep bir ağızdan ‘elebaşıları tutuklayın, kitleleri silahsızlandırın’ ve ‘devrimci düzeni’ yeniden kurun çağrısı yapılıyordu. Sosyalist Devrimciler ve Menşevikler Bolşeviklerin tutuklanıp silahsızlandırılmasıyla ‘düzeni’ sağlamaya hazırdı.

1917 yılında Petrograd’ın Finlandiya İstasyonuna doğru uzun yolculuğuna çıkarken Vladimir Lenin acaba ne düşünüyordu? Şubat Devrimi’nin o kadar hızlı bir şekilde başarıya ulaşması herkes gibi Lenin’i de hayrete düşürmüştü. Alman İmparatorunun nazik müsaadesiyle mühürlü bir trende Zürih’ten Avrupa’yı aşarak Rusya’ya giderken bunun kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu düşünmüş olmalı.

1917 yılına Rusya, başında Çar’ın bulunduğu bir yönetimle girmişti. Çarlık yönetimi, büyük burjuvazi için gereksiz bir maliyet sebebiydi. İsraf ve baskıcı yönetim Rusya genelinde hoşnutsuzlukları artırıyor, 1905’te olduğu gibi büyük ayaklanmalara da sebebiyet veriyordu.

Yakındaki Etkinlikler

Facebook'ta bizi bul

Ziyaretçiler

32 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Joomla SEF URLs by Artio