Geçmiş Zaman

77 yıl önce, Troçki 20 Ağustos 1940 günü kendisinin de beklediği gibi Sovyet Gizli Polisi (GPU) ajanı tarafından suikasta uğradı ve bir gün sonra hayata veda etti.  Ancak onu öldüren kişinin Stalin’in bir ajanı olduğu ancak on yıl sonra, 1950’de ortaya çıkabildi. Resmi olarak ise, eski Sovyetler Birliği’nde esen Glasnost ‘açıklık’ rüzgarları sırasında 1985 yılında kabul edildi.

Troçki siyasi bir cinayete kurban gitti. Neden?

1917 Devriminden daha birkaç yıl sonra, dünya devriminin hızı yavaşladı. Bolşevikler 1918’de Almanya, Finlandiya ve Macaristan’da patlayan ayaklanmaların başarıszılığna tanıklık ettiler. Rusya’da iktidarın işçi, asker ve köylü sovyetlerine devrinin yarattığı politik başarıya rağmen uluslararası devrim ilerlemedi. 1922 yılında Sovyetler Birliği adını alan işçi devleti, giderek yalıtılan bir devasa ülke konumuna geldi.

Bolşeviklerin öngördüğü gibi, Alman devrimi ya onların imdadına yetişecekti ya da yalıtılmış bir geri ülke olarak sorunlarla boğuşmak kaçınılmazdı. İkincisi oldu ve iktidar giderek bürokratikleşti.

Lenin’den sonra partinin yönetimi üzerinde sayıca az ama nitekli Sol Muhalefet değil de, bürokrasinin tercihi olan Zinovyev-Kamenev-Stalin ekibi oldu. Onların uydurduğu Troçkizm terimi ve peşinden Troçki’nin şeytanlaştırılarak tüm olumsuzluklarda onun suçlanmasıyla devam eden süreç işlemeye başladı.

Sol Muhlaefetin binlerce üyesi tutuklandı, sürgüne gönderildi, kurşuna dizildi. 1936 duruşmaları büyük bir rezalet ama büyük bir tasfiye hareketiydi. Troçki uluslararası itibarı sebebiyle bu tasfiyeye derhal hedef olmadı. Ancak Troçki her zaman bunu bekleyerek yaşadı.

Troçki Aralık 1927’de parti üyeliğinden çıkartıldı, Alma Ata’ya sürüldü, ardından Türkiye’de Büyükadada 4 yıl kaldı. Fransa ve birkaç Avrupa ülkesinden sonra Meksika’ya yerleşti. Devrimci kişiliğinin emperyalist devletleri rahatsız etmesinin yanısıra,  Rusya’nın baskısıyla hiçbir ülke onu uzun süreliğine kabul etmiyordu.

Sovyet bürokrasisi işçi devrimini temsil eden tüm değerleri ortadan kaldırarak yeni bir tarih yazmak istiyordu ve bunda Troçki’ye yer yoktu. Troçki ise, sürgünden itibaren yazmayı sürdürdü. Hayatım, Rus Devrim Tarihi gibi ciltlerle ifade edilen kitaplarını yşazdı. Son çalışması Stalin’in biyografisi üzerineydi ve bu çalışma Stalin’i bir hayli endişelendiriyordu.

İki suikast

Troçki iki suikaste de Meksika’da uğradı. İlk suikast girişimini eşi Nathalia şöyle anlatıyor:

Gece yarısı çok yakından gelen silah sesleriyle uyandım. Lev de uyanmıştı. Kulağına eğildim ‘içeriye ateş ediliyor’ dedim. Yataktan yavaşça döşemenin üzerine indik. Bahçede, evin her yanında şimşeği andıran parıltılar vardı. Silah sesleri gecenin sessizliğini yırtıyordu. Kapının eşiği önünde, sürekli hareket içinde bulunan, yüzüne gölgelerin ve silahların ateşleri yansıyan üniformalı bir adam vardı. Biz, birbirimize sarılarak odanın bir köşesine büzülmüş, hareketsiz duruyorduk. Bir ara Lev’i kurşunlardan korumak için doğruldum, o beni hemen yere çekti. Makineli tüfeğin parıltıları ve sesi uzun süre kesilmedi. Sonra birdenbire her şey derin bir sessizliğe gömüldü. Torunumuzun kaçırıldığını, dostlarımızın öldürüldüğünü düşündüm. Lev’i de öldürmeye gelecekler diye beklemeye başladım.

Meçhul suikastçılar polis üniforması giyerek gelmişlerdi. Biri binbaşı, biri yüzbaşı rütbesindeydi. Evi bekleyen polislerle muhafızlara denetim amacıyla geldiklerini söylemişlerdi. Sonra silahlarını alıp ağızlarını tıkamışlar ve sımsıkı bağlamışlardı.

Troçki, sabahleyin gelen polis şefine verdiği ifadede, gelenlerin hem kendisini öldürmek hem de evi yakmak istediklerini söylemişti.  Evi suç kanıtlarını yok etmek için mi yakmak istediklerini soran polise şunları anlatmıştı:

Olabilir. Ancak asıl amaçlan, sanıyorum arşivimi ve gizli belgelerimi yok etmekti. GPU son zamanlarda nasıl bir uğraşı içinde olduğumu biliyordu. (Troçki, Stalin’in yaşam öyküsünü yazıyor ve geçmişini çok iyi bildiği eski dostunun gerçek yüzünü belgelere dayanarak ortaya koymayı amaçlıyordu.) Norveç’te de benim evde bulunmadığım bir sırada evime girip belgeleri çalma girişiminde bulunmuşlardı. Daha sonra Fransa’da, Toplumsal Tarih Enstitüsü’ne büyük önem taşıyan çok sayıda fişler, belgeler bırakmıştım. Bir gece enstitünün çelik kapısını kesip girdiler ve oradan, içinde benim bıraktığım belgeler de bulunan 66 kilo ağırlığında belge çaldılar.

Bugün...

Troçki öldürüldü ama Sovyet rejimi bir umut olarak yaşayıp gelişmedi, giderek büyük umutları yıkarak ve yozlaşarak çöktü. Geriye hem toplumsal hem de siyasi bir enkaz bıraktı. Öyle ki, aradan geçen uzun yıllara rağmen bu mirası temize çıkartmakta güçlük çekiyoruz.

Troçki’nin siyasal değerlendirmeleri büyük oranda doğrulandı. Hem Rusya’nın siyasi akibeti hem Almanya’da patlak veren faşizm ve ikinci dünya savaşı hem de uluslararası bir örgüt, enternasyonalin inşasının gereği konusunda ne kadar tutarlı ve isabetli olduğu bugün apaçık görülüyor.

Hatta daha da önemlisi, bugün işçi sınıfı devrimi, Bolşevik tipte parti, enternasyonalin inşası, dünya devrimi gibi siyasal kavramlar ve ilkeler konusunda neredeyse Troçki’nin mirasçısı olan devrimci Marksist akımlar dışında kimse söz bile etmiyor.

Söz konusu siyasal değerlerin eskidiği veya geçersiz olduğuna dair yaygın kanı sadece tarihsel olarak sosyal demokrasi kaynaklı değildir, bizzat Stalinist geleneğin yol açtığı büyük siyasal tarhibatın eseridir de.